26 Mart Pazar 2017

Dün gece yatmadan önce kahvaltı hakkımı kullandığım için bu sabah kahvaltı hakkımı kaybetmiş oldum. Zaten çok kahvaltı insanı olmadığım için pek de üzüldüm sayılmaz. Herkesin methiyeler düzdüğü o mükemmel Pazar kahvaltıları beni hiç etkilemez. Cemal Süreya dizelerinde ne demiş? "Kahvaltının mutlulukla bir ilgisi olmalı..." Üstad benim mutluluğumla kahvaltının hiç alakası yok maalesef, ama 1 fincan sabah kahvesi koy bak nasıl mutlu oluyorum ;)

İnci'nin yeni saç modeli

Saat 11.30'da İncikimi bale dersine götürdüm. Giderken yanıma her Pazar yaptığım gibi termosla kahvemi aldım. Haftada 1 de olsa bale dersi İnci'nin vücudunda esnekliğini arttırdı. Ayrıca çok da gayretli ve severek gidiyor. Ders bitince eve geldik. İnci'ye yemek hazırlarken kendim de 15 iri tane siyah çekirdekli üzüm atıştırdım.

Bugün biraz yaramazlık yapmak istediğim için gün içinde hafif beslenme eğiliminde olmaya karar verdim. Tüm kış aklımda Algida'nın çıkardığı tahinli Magnum mini vardı. Nihayet bulup aldım. Bugün 1 tane yiyeceğim. Kafama koydum.


Öğle yemeği olarak karnıbahar yemeği, ev yoğurdu ve 1 dilim de ruşeymli ekmek yedim.

Arada İnci için dilimlediğim ama onun yemediği 1 küçük armutu yedim.


Öğleden sonra 1 fincan Türk kahvesi içtim. 

Bütün Pazar o kadar dolu dolu geçiyor ki. Dondurulmuş Feast taze fasulyeden yemek pişirdim, bir de sulu köfte yaptım. Bu haftanın birkaç günlük yemekleri hazır :)

Bir ara kardeşim geldi, gelirken bana 1 porsiyon supangle getirmiş. Aslında yarın yerim diye düşünmüştüm ama madem bugün bu kadar az yiyorum buna değsin dedim, tamamen şımarıklık yani, hiç gerek yoktu bunu yapmama. ayrıca supangle o kadar da güzel değilmiş.


Yemekten önce 1 tane tahinli mini Magnum yedim, pek de beğenmedim. Bir daha almam.


Akşam yemeği olarak bugün pişirdiğim zeytinyağlı taze fasulyeden yedim. Yanında da 1 dilim ekmek aldım.

Ara ara mutfakta birşeyler yaparken ağzıma Peyman'ın müthiş vişne kurularından attım.



Yemekten sonra İnci'yi yıkadım, pakladım, uyuttum, en sonunda supangleyi de hak ettim. Onu da çok beğenmedim. Tamamen gereksizce bir tüketim oldu, laf olsun diye yani :(

Neyse ki yemeklerim çok sağlıklıydı ve gün içi besin tüketimim azdı. Bugün kuru meyve, taze meyve, dondurma ve sütlü tatlı olmak üzere şeker tüketimimin fazla olduğu bir gündü. Şeker tadını sevmeyen biri olarak bugün yoğun tüketmiş oldum. Pişmanım, tatlılar gereksiz oldu.

Diyetisyen Serap Orak

26 Mart Pazar 2017

Sosyal medyada takip etmek için:

İnstagram için http://instagram.com/diyetisyenserap 

25 Mart Cumartesi 2017

Bu sabah çok zor uyandım. Halbuki çok da geç yatmamış ve uykumu da almıştım ama resmen uyanabilmek için savaş verdim. Alarmı kapatıp yatmak çok tehlikeli birşey, neredeyse dalıyordum.


Evden çıkarken termosuma süt doldurdum. Önce birazını öyle içtim. Kalanını da yaptığım filtre kahveye ekleyerek içtim. 1 tane de dereotlu poğaça almıştım. Onu da aralarda yedim.


Tüm randevularım bitene kadar başka birşey yemedim. Yemek için arkadaşlarımla Watergarden'a gittim.Öğle yemeği saatim 14.30-15.00'i buldu. Happy Moons'ta tavuk yedim. Üzerinde biraz pesto sos vardı. O nedenle biraz yağlıydı ama bence yine de diyete uygun bir tabaktı. Kinoadan yapılmış bir garnitür ve salata vardı. Salatama biraz hardal da koydum. O kadar açtım ki tabakta hiçbir şey bırakmadım. İnanmazsınız diye fotoğrafını bile çektim :) Benim tabağımda yoktu ama arkadaşımın tabağından 4-5 tane de patates kızartması yedim. İçecek içmedim.




Yemekten sonra Espresso Lab'da bir Americano içtim. Sanırım içine koyduğum tatlandırıcıdan ötürü kahvenin tadı güzel gelmedi. Tamamını bitiremedim. Her zaman şekersiz içerim, nedense biraz tatlandırıcı koyayım dedim, kahveyi berbat ettim.

Tam bir avm çılgınlığı olsun diye Ordan çıkışta Brandium'a gittik. Değiştirmem gereken bir ayakkabı vardı, o mağaza da sadece Brandium'da vardı, o nedenle gitmeye mecbur kaldık. Oradan çıkışımız geç oldu. Yemek yemeye de fırsat olmadı, zaten acıkmamıştım da.

İlk saç kesimi

İnci'nin saçlarını doğduğundan beri hiç kestirmemiştik. Uzun zamandır taratmadığı ve yıkatmaktan hoşlanmadığı için kestirmeyi düşünüyordum. Düşünün yani haftada 1 kez banyoya zor ikna ediyorum, saçları kurutana kadar da çevirmediğim dolap kalmıyor ve taramak için de peşinde süründüğüm için tek çözüm yolu buydu. Brandium'daki Bal Kids Kuaför'de hayatında ilk kez onun saçlarını kestirdim. Sertifika bile verdiler. Saçının ucunu örüp onu da hatıra olarak aldım. Ahh! işte ben bu incelikler yüzünden...

İnci ve Berra

Eve gelince İnci'ye söz verdiğim için bolca mısır patlattım. Yağlı ve tuzluydu. Yemek yemeyince mısıra gömüldüm tabi. Şu gördüğünüz kase ile 2 kase dolusu patlamış mısır yedim. 1 bardak da Bacardi ve şekersiz Redbull karışımı içtim. Tam Cumartesi akşamı ama ;)


İlerleyen saatlerde 1 kase tuzlu ay çekirdeği de yedim.

Biraz geç yatınca karnım iyice acıktı tabi :( Sabah ki kahvaltı hakkımı gece kullandım diyebilirim. 4-5 tane siyah sele zeytin, 2 dilim cheddar peyniri, 1 dilim ekmek ve 2 parmak kalınlığında çiğ sucuk yedim! Tok bir şekilde, mutlu mesut yatağa gittim. Ama sabah kahvaltı yapmayacağıma dair kendime de söz verdim (gece yemeyip sabah kahvaltı yemek daha doğru olurdu tabi, siz yapmayın sakın)

Bir Cumartesi daha böyle bolca koşturmacalı ve hareketli geçti. Sabah yoğun bir iş, öğleden sonra da gezme olunca bugün sanki 2 günmüş gibi geldi bana.

Diyetisyen Serap Orak

25 Mart Cumartesi 2017

Sosyal medyada takip etmek için:

İnstagram için http://instagram.com/diyetisyenserap 

24 Mart Cuma 2017

Bugün güne çok kötü başladım. İnci ile sık sık yaşadığımız "okula gitmicem" tartışması sağlam bir sinir krizine dönüştü. Bu sefer kriz geçiren ben oldum. Ben bile kendimden korktum. Çoğu annenin anlayacağı üzere bazı günler tamamen sabrınız tükeniyor ve tartışmaları yönetemiyorsunuz. Sonra da bildiğiniz üzere neden bu kadar bağırdım veya sinirlendim diye kendi kendinize azap çekiyorsunuz. Daha işe gitmeden böyle bir sabah yaşayınca tükenmişliğin dibinde, dokunsan ağlayacak bir şekilde, aç aç ofise gittim.


Evde sadece 1 bardak süt içtim. Ofisin önünden 1 tane poğaça aldım. İlk randevumdan sonra 2 fincan filtre kahvemle beraber 1 tane patatesli poğaça yedim.


Öğleden sonra 1-2 randevum iptal olunca arkadaşımla beraber Watergarden'a yemeğe gittim. 1 porsiyon döner dürüm yedim. Dürümün içine patates kızartması koymamalarını rica ettim. Tabaktakilerden de sadece 1-2 tane yedim. Salata tamamen yağsız olduğu için üzerine biraz hardal sıktım. Hardalı çok severim. Çoğu yemekle yakışıyor bence.

Yemek sonrası şekersiz 1 bardak çay içtim.

Öğleden sonraki randevularım için tekrar ofise döndüm. Ofiste başka birşey yemeye zamanım olmadı. Hava çok güneşli olsa da çok serindi, hatta soğuktu denebilir. Çok rüzgar vardı.


İnci kalmak için babasına gidince ben de kendime 2 dilim biftek pişirdim ve salata yaptım. Yanında 1 dilim de ekmek yedim. 2 dilim yiyebilirdim ama öğlen dürüm yediğim için dikkat ettim. Sonra mutfağa girip çıkarken 5-6 adet badem yedim.


Bütün akşam evde bir sürü iş yaptım. Hazır İnci yokken onları hallettim. 2 makine çamaşır yıkandı, onları astım. Evi topladım, köfte yapıp buzluğa attım. En sonunda bilgisayarımın başına geçtim. Önce kendime 1/2 kadeh kırmzı şarap (Yazgan/Dolce Vita beğendim) aldım. Şişenin dibinde bu kadar kalmış maalesef :( birkaç gün önce bir arkadaşımla şarap pizza keyfi yapmıştık da ;) Biraz leblebi ve 15 iri tane siyah çekirdekli kuru üzüm de yedim.

Birazdan yatarsam kendimi kurtarmış olurum. Yok tv izlemeye veya sosyal medyaya takılırsam bu işin sonu çekirdek yemeye varabilir. Hadi bakalım...

Not : Yattım ve yemedim :)

Diyetisyen Serap Orak

24 Mart Cuma 2017

Sosyal medyada takip etmek için:

İnstagram için http://instagram.com/diyetisyenserap 

23 Mart Perşembe 2017

Selam ben geldim :)

Isınma turlarına başlıyoruz. Bugün kimler neler yedi bir düşünsün bakalım...

Mercimek köftesi

Bu sabah troid ilacımı aldıktan yarım saat sonra hızlı bir şekilde 1 bardak süt içtim ve 1 dilim de peynirli börek yedim. Börek ne alaka diye soracak olursanız; Pazar günü kız kardeşim Semra börek yapmıştı. Ben de mercimek köftesi yapmıştım. Kendi çapımızda şöyle bir gün havası estirelim dedik :) 3 çocuk, 3 anne çok eğlenceli bir Pazar öğleden sonra geçirdik.

Neyse gelelim bugüne...

Ofise gelince filtre kahve yaptım ve büyük bir kupa dolusu içtim. Kahvem geçen hafta Kolombiya'dan geldi. Tam da ofiste kahve bitmişti denk geldi.

Öğle yemeğimi 14.30 civarında yiyebildim. Evde 3 akşamdır karnabahar yemeği yediğim için bugün gözüm Arnavut ciğerine düştü ama ıspanağımın yanına çok az alarak iştahıma hakim olmayı başardım. Sadece ciğerleri yedim, patatesleri bıraktım. Ispanağı da bitirdim. Yanında 1 minik oval kepekli ekmek de yedim.


Yemek sonrası 1 bardak şekersiz çay ve 1 fincan da kahve içtim. Kahvenin yanındaki minicik lokumu da yedim :)

Bu satırları yazarken akşama ne yesek diye düşünüyorum. Karnabahar hala bitmedi ama sanırım bu akşam onu yemem. Akşama makarna, köfte gibi pratik birşey düşünüyorum. Buzlukta önceden yaptığım köfteler var nasılsa.

Mesaim saat 18.00'de bitiyor. O saate kadar başka birşey yiyeceğimi sanmıyorum. Çünkü randevularım var zaten.


İş çıkışı Semra ve Berra ile beraber yemeğe çıktık. Ümraniye'deki Kalbur'a gittik. Oranın yemeklerini çok beğeniyoruz. İnci de etlerine ve lahmacuna bayılıyor.


Yemekte 1/4 lahmacun, 1 porsiyon çöp şişin etleri ve yanındaki biber, domates (yağlarını yemedim tabi ki), 1-2 kaşık kadar haydari ve biraz da ekmek yedim. Birşey içmedim. 

Yemek sonrası şekersiz 1 bardak çay içtim.

Eve gelince dün BİM markette görüp aldığım fındık kreması dolgulu çikolatadan 1 tane yedim. Çikolatacı olmadığım için bana göre büyük bir porsiyon sayılır.


Bu satırları yazarken de 7-8 tane kadar badem yedim.

Bugün hiç meyve yemediğim için kaçırdığım şekerli şeylerden korkmama gerek kalmadı. Yoğun kalorili beslendiğim bir gün değildi. Gayet sağlıklı beslendim bence. Suyu biraz az içtim tahminimce. Çünkü bugün çok üşüdüm. Hava çok soğuktu.

Diyetisyen Serap Orak

23 Mart Perşembe 2017


Sosyal medyada takip etmek için:

İnstagram için http://instagram.com/diyetisyenserap 

Bloga dönüş yazısı

Merhaba canım blogum ve blog okuru dostlarım,

Artık taciz yorumlarınıza son vermek için bilgisayarımın başına oturdum. Çok da haklısınız, yaklaşık 2 ay kadar ara verdikten sonra artık yazmaz diye düşünenleriniz olmuştur. İnanın yazmamak aklımdan bile geçmedi. Aksine yazamadıkça, zaman ayıramadıkça ve o moda giremedikçe ne kadar huzursuz oldum tahmin edemezsiniz.

Biliyorsunuz blogu bir iş olarak görmüyorum. Diğer bloggerlar gibi değilim, bundan bir gelir elde etmiyorum, ürün pazarlama ve reklamı yapmıyorum. Şu ana kadar 1 kez bile blog reklamı almadım (kenarda çıkan Google adwords hariç). Sadece kafama göre, sevdiğim ve beğendiğim şeylerden bahsediyorum. Hatta bazen blogun temasından saptığım bile oluyor. Sadece diyet ve beslenme konuları yazmak bence çok sıkıcı olabiliyor. Bu nedenle herşeyden biraz bahsetmeyi seviyorum. Yani tamamen gönüllülük ve açıklık prensibine bağlı kalarak sürebilen bir blog bu. Haliyle blog yazarının psikolojisi çok önemli.

Şaka maka 2011 Şubat'tan beri 5 yıldır bloggerım. İyi ki de yazmaya başlamışım. Bence bazı insanların mesleği ne olursa olsun içinde bir yazma aşkı olunca kıyısından köşesinden bu işlere bulaşıyor. Çocukluğumdan beri şiir yazarım, bazen iç dökme hikayelerim de olur, sonra silerim. Ama blog yazmak çok farklı bir şey. Bir kez, yayınla düğmesine basınca herkesin okuyabileceği bir yazı haline dönüşüyor. Çok heyecanlı birşey :)


İnsanlar sevdiği şeyleri yapmalı, okumalı, yemeli, izlemeli, konuşmalı, yazmalı vs... Yazdıklarımdan okuduğunuz kadarıyla çoğunuz ruh halimi çok iyi biliyor olmalı. Ancak daha önce evli olduğum için çok fazla özel hayata ait duygu ve düşüncelerimi paylaşmıyordum. Bu da bence yazma özgürlüğünü kısıtlayan birşey ki ben kısıtlanmaktan hiç hoşlanmam. Bundan sonra belki daha özgürce kendimi ifade edebilirim. Kimsenin alınıp kırılması söz konusu olmaz. Sonuç olarak 7 Şubat'ta resmi olarak boşanmış bulunuyorum. Yazmadığım son 2 ayda hayatımda çok yoğun stres, duygu ve kafa karışıklığı yaşadığım bir dönemdi. Aranızda boşananlar varsa beni daha iyi anlayacaktır. Her ne kadar isteyerek ve anlaşmalı bir boşanma süreci yaşasam da ister istemez durumdan etkileniyorsunuz. Kafanız dolu oluyor, endişeleriniz oluyor, beklentileriniz oluyor vs.

Biliyorsunuz ben çok olumlu bir insanımdır, bu dönemde de yakın dostlarım ve ailem sayesinde yoğun bir trajedi yaşamadım. Annem bazen trajedi yaratmaya kalksa da onu sakinleştirmek bana düştü. İşime gücüme baktım, aldığım kararın ve seçtiğim hayatın arkasında durdum. Önüme baktım yani. Hayattaki en önemli prensiplerimden biridir. Geçmiş geçmişte kalmıştır, yaşamaya devam...

Bu blog ileride kızım için de hakkımda bilgi edinebileceği bir kaynak olacağı için yazmaya devam etmek istiyorum.

Bu arada başka neler mi oldu? Blogun 5., şirketimin de 8. yıldönümü oldu ve ben yine kutlamayı unuttum :) 38 . doğum günümü kutladım ama ;) hem de ne kutlamaydı... Zihinde ve kalpte öyle kalacak.


İnci uyuduktan sonra çok fazla film izlemeye başladım, bu aralar az okudum. Ama çok güzel kitaplar aldım sırayla okumaya devam edeceğim. Artık biraz daha normale döndüğüme göre blog da yazarım herhalde.

Bu arada online diyet çok tuttu, reklamını yapmamama rağmen dönüşler çok mutlu ediciydi. Herkese çok teşekkür ederim. Yenilikler yapmaya devam edeceğim. Yeter ki içimizdeki tutku yok olmasın. Bu hayat başka türlü güzelleşmez. Umarım bu biraz bulaşıcıdır ve benim gibi insanlardan diğerlerine bulaşır.

Hazır mıyız blog? Show must go on ;)

Sizi özlemişim :)

Sevgilerimle...

Diyetisyen Serap Orak

14 Mart 2017 Salı

Sosyal medyada takip etmek için:

İnstagram için http://instagram.com/diyetisyenserap 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...