Merhaba Mayıs 2015 :)

İnci 22 aylık
Süprizzzz :) bugün kendimi ve kelimelerimi toplayıp blog yazmaya başlıyorum, hadi Bismillah! yüzümü kara çıkartmam umarım…

Aslında bir kaç gün önce süper bir blog yazısı yayınlayacaktım, yazı herşeyiyle tamamdı ama teknoloji kurbanı oldum :( Meğerse bilgisayarım kayıt yapmamış (sık sık otomatik olarak yazılanı kaydediyor aslında, bu sefer yapmamış). Sayfayı ön izleme yapmak için güncelleyince herşey tamamen yok oldu!!!! Akşamın bir vakti neredeyse ağladım diyebilirim :( ilk işim tansiyonum düzelince buzdolabındaki bir şişe birayı kapıp açmak oldu. Birkaç yudum alınca gerçekleri kabullenip sağlıklı düşünmeye başladım. Birayı da bitiremedim. Resmen üzüntüden iştahım kapandı!

Neyse o bölümü ayrıca yazacağım, çünkü katıldığım bir etkinlikle ilgiliydi ve sizinle paylaşmak istediğim bir konu. Koca postun silindiği aklıma geldikçe hala acayip moralim bozuluyor.

Gelelim son günlerden haberlere…

3. bakıcı girişimimiz başarıyla sonuçlandı :) Artık İnci için referanslı, yeni bir bakıcımız, evin mutfak işleri için de süper bir yardımcım var. Emine Hanım geçen hafta işe başladı, biz kendisinden çok memnunuz ama İnci resmen kadına kök söktürüyor, aslında hepimize sayılır çünkü yemek yemiyor, uyumuyor, arıza çıkarıyor ama herkes bunların çok normal olduğunu söylüyor. Yavaş yavaş alışacaktır. Biz yedirince yemeklerini yiyor yaramaz :) Sigorta konusunda da sorun çıkarmadı, ilk günden açık ve net oldu bize karşı.

Eski yeteneksiz bakıcım yemek yapmayı bilmediği için evin tüm yemek işleri bendeydi. Eve 19.00'dan sonra gelen çalışan bir kadın olarak çok yoruluyordum. O nedenle şu an Emine hanım'ın yaptığı yemeklerle resmen yeniden Lale Devri'me başladım diyebilirim. Ayrıca bakıcımız Hataylı olduğu için mutfak konusunda çok da becerikli. Maşallah diyelim :) Annemler de gitti bu arada…

Artık beslenme günlüğüne dönelim…

Son 1 ayda psikolojik nedenlerden dolayı yeme davranışımda biraz sapmalar oldu (eski bakıcının hırsız çıkması, yeni bakıcı arayışları, eşimin işten ayrılması, iş yoğunluğu vs.). Bazı akşamlar cips, bazı akşamlar pasta, bazı günler de fazla hamur işi kaçırdım. Neyse ki çok kilo almamışım, bugün tartıldım 56,7 kg olmuşum. Fazla değil ama biraz yağlanmışım, %21 olan yağ oranım %23 olmuş :(

Biraz sade beslenirsem herşey yoluna girecektir. Panik ve umutsuzluk ve hatta boşvermişlik yok! Asla! Yaz da geliyor zaten ;) otel rezervasyonu bile hazır…

Gelelim bugün yediklerime…

Sabah 2 dilim İHE organik tam buğday ekmeği ile yapılmış kaşarlı tostumu yedim, yanında sadece 2 yudum süt içebildim çünkü evde günlük süt bitmişti.

Ofise gidince şekersiz 1 kupa hazır kahve içtim. Artık ofise eşimle gidiyorum. Yeni bir ofis arkadaşım var yani :)

İş çıkışı İnci ve eşimle Migros alışverişi sonrası eve gelince, hazır pişmiş 1 tencere zeytinyağlı enginarı görünce o kadar mutlu oldum ki, eşim bana 30 tane gül alsa o kadar mutlu olurum yani! Şu güzelliğe bakar mısınız?


Bol garnitürlü 1 tane enginar yedim. Çok lezzetli ve tam damak zevkime uygundu. Emine Hanım'ın ellerine sağlık… 3-5 tane de penne makarna yedim. 

İnci'ye yemek yedirip uyuttuktan sonra yaklaşık 12 tane iri çağla yedim. Tabi ki tuzsuz! Hipotroid hastası biri olarak zaten çok ödemli olabiliyorum, fazlasına gerek yok!

Çağla mevsimi

Sonra da mama sandalyesinde servis edilen :) 1 Türk kahvesi içtim ve blog yazmak üzere bilgisayar başına oturdum. Biraz sonra da akşam yemeği için mutfağa gireceğim (eşim enginar yemez de- hatta 2-3 çeşit sebze dışında sebze yemez)

Evdeki son durum bu :)



Migros'tan aldığım kuzu kuşbaşı o kadar yağlıydı ki yemek yaparken resmen midem bulandı, iştahım kapandı. Tekrar gittiğimde bunu şikayet olarak ileteceğim. Yani resmen yağa para vermişiz. Ayıp yani…

Yemek yaparken karnım acıktığı için kardeşimin yaptığı minik bir parça poğaça yedim.

Akşam yemeğimi 19.00 civarında yedim. Pişirdiğim çoban kavurma çok yağlı oldu ama neyse ki domatesi, soğanı, biberi boldu. Pilavı da eşim yaptı. O da az yağlı olmuş. Böylece dengeyi sağladık :)

Biraz çoban kavurma, pirinç pilav ve salata yedim.



Saat 21.30 civarında da yaklaşık 2 porsiyona eş değer olabilecek kadar çilek yedim. Gerçekten güzeldi.


Yatmadan önce acıkınca 2/3 kase kadar yoğurt üzerine 1 yemek kaşığı dolusu yulaf ezmesi koyup yedim. Yulaf ve yoğurt karışımına bayılıyorum, biraz bekleyip yulaflar yumuşayınca daha güzel oluyor. Bazen akşam yoğurtlarını İnci'ye de böyle yediriyorum. Hatta bazen İnci'nin tarhana çorbasına da koyuyorum pişirirken. Özellikle bebekler için barsaklara ve kabızlığa çok iyi geliyor. Bebeğiniz keçi pisliği gibi kaka yaptığında mutlaka yulaf yedirin.



Gün bitti :)

Diyetisyen Serap Orak Tufan

2 Mayıs 2015 Cumartesi

Sosyal medyada takip etmek için:
İnstagram için 
http://instagram.com/diyetisyenserap 
Twitter için  https://twitter.com/DiyetisyenSerap 
Facebook için  https://www.facebook.com/pages/Kendinize-%C4%B0yi-Bak%C4%B1n-Beslenme-

Bakıcısızlık günlerinde bahar...

Elele Nisan sayısı
Geçen Pazartesi işe başlayan yeni bakıcımızla bu Pazartesi yollarımızı ayırmak zorunda kaldık malesef :( aslında referanslı bulduğumuz için kendisiyle çalışma konusunda çok istekliydik, güven de duymuştuk ama 1 haftadır bizim sigorta yapma konusundaki ısrarımıza karşı çıktığı için eşim de en sonunda sinirlendi ve bu konu bu kadar uzamamalı diye son noktayı koydu. İşveren biziz, karşı taraf bizi parmağında oynatmaya çalışıyor bu nasıl iş? Herkes sigortası bir an önce yapılsın ister, biz de birini işe alınca hemen sigorta yapacağız diyoruz, karşı taraf sigorta istemem Allah istemem diye karşı çıkıyor. Bu nasıl şans yahu?

O nedenle yine kaldık mı ortada… Aslında ben İnci'nin hala ev ortamında büyümesini istiyorum ama bir kaç kişi de kreşleri tavsiye etti. Bu sefer evimizin karşısındaki anaokulu ile görüşmeye gittik, beğendik de, eğer uygun birini bulamazsak belki de kreşe vereceğiz. Üstelik kreşler daha güvenilir ve daha ucuz.

Ben de son ev hali durumlar böyle. Gelelim işe…


Bu Perşembe Kalp Haftası etkinlikleri çerçevesinde gönüllü bir proje kapsamında beslenme eğitimi vereceğim. Sahrayıcedit semtinde Şener Birsöz İlköğretim Okulu'nda 4. sınıflara bir sunumum olacak. Güzel geçeceğini düşünüyorum.

Gelelim kendi beslenme durumuma…

12 Nisan Pazar Ortaköy

Bir süredir günlük tutamıyorum ama kilo aldığımı düşünmeyin. Sadece hala veremedim :( İnci'yi doğurdum 40 gün sonra 57 kg'a indim çocuk 22 aylık oldu hala 57 kg'dayım. Bazen 56 kg olduğum zamanlar oluyor ama sonra hooopp 57'ye çıkıyor. Biraz kendimi tutup diyet yapsam kilo veririm ama diyet yapmak bana şu an çok zor geliyor. Bir de babamın yurt dışından getirdiği çikolatalar var tabi. Her kahvenin yanında biraz kaçıyor. Hamilelik öncesi 54 olan kiloma inmek için morale ihtiyacım var. Bu bakıcı meseleleri beni zihnen çok yordu :( Allah başka sıkıntı vermesin de 3 kilonun lafı olmaz…


Bu arada bazı sosyal medya kanalları aracılığıyla duyurdum ama blogda da yazayım. Nisan ayı Elele Dergisi 40 Uzmandan 40 Diyet adında bir diyet kitapçığı hediye ediyor. Bu kitapçıkta ben de varım. Diğer tüm değerli uzmanların da diyetlerinin olduğu bu kitapçığı kaçırmayın derim…



Şimdilik bu kadar, az yiyin sevgili dostlar, yaz geliyor ona göre…

Diyetisyen Serap Orak Tufan

14 Nisan 2015

Sosyal medyada takip etmek için:
İnstagram için 
http://instagram.com/diyetisyenserap 
Twitter için  https://twitter.com/DiyetisyenSerap 
Facebook için  https://www.facebook.com/pages/Kendinize-%C4%B0yi-Bak%C4%B1n-Beslenme-

Bebek Bakıcısında Olmaması Gereken Özellikler (deneyimsiz anneden kazık yemiş anneye giden yoldaki en önemli adımlar)

Bugün bizim için yepyeni bir gün başladı. İnci için yeni bir bakıcı ile anlaştık. Bu sefer gerçekten deneyimli, referanslı, düzgün biriyle yolumuza devam edeceğiz. Daha önce blogda bahsettiğim bakıcıyla çalışmaya 2 hafta önce son verdik. Neden mi? Çünkü hırsızdı!

Size yaşadığım sıkıntıları çok ayrıntılı anlatmayacağım ama ana hatlarıyla bahsedeceğim ki siz de bir gün benimle aynı sorunları yaşamayın, en azından benzer sorunlar yaşıyorsanız bizim kadar çok kaybınız olmadan atlatın. İsmini bile artık kullanmak istemediğim bu basit insan modelini siz de biraz tanıyın.

1. Asla ve asla nüfus kağıdı olmayan birini işe almayın, kimliğini mutlaka görün. (yok efendim kaybetmiş de, çıkartmak için ceza ödemesi gerekiyormuş da, onu ödeyecek parası yokmuş da vs. vs. aylarca sizi oyalamasına müsade etmeyin)

2. İşe aldığınız insanın vücudunda ne gibi izler olduğunu en başta göremeyebilirsiniz (bu etapta saklar) ama kollarında bir sürü kesik izi olan, belli ki daha önce defalarca kendini öldürmek istemiş veya etrafındaki insanların bu şekilde dikkatini çekmeye çalışmış birini (masum masum ablacım gençlikte hatalarım oldu ama asla psikopat değilim sakın yanlış anlama, artık asla böyle bir psikolojide değilim diye kendini acındıran birini) asla ve asla çocuğunuza bakması için işe almayın. Bu izleri görür görmez işten çıkartın. Ben ki hayatta hatasını anlamış insanlara 1 şans verilmesi gerektiğini düşünen biriyimdir çünkü herkesin zor zamanları olabilir ama söz konusu çocuğunuzsa bırakın o mahlukat kendi başının çaresine baksın, sizin verdiğiniz şansın kıymetini bilemez.

3. Bebek için çorba bile yapmaktan aciz, iş bilmez birini asla bebek bakıcısı olarak işe almayın.

4. Sizden önce çalıştığı evin sahiplerini aşırı derecede eleştiriyor, kötülüyor ve aşağılıyorsa (ki bu referans almak için aramayasınız diyedir) bu kişiyi asla işe almayın. Tek taraflı dinlemeyin.

5. Evinizden yüklü miktarda para kaybolduğunda (1750 euro kadar) hemen polisi arayın ve evinizde yaşayan, gelip giden herkesin aranması için dilekçe verin. Aman rencide olur, üzülür, kırılır, ayıp olur diye düşünüp sakın olayın kapanmasına izin vermeyin. Hatta çantasını bile arayın.

6. Bu kadar para kaybolana kadar fark etmediğiniz kayıpları önlemek için sakın çantanızı bakıcınızın yanında bırakmayın, ona asla güvenmeyin. Yoksa sabahları siz duşa girdiğinizde çantanızdan yürüttüğü paralardan çok uzun süre haberiniz olmaz. Şüphelendiğiniz durumlar varsa aman yok canım o karıştırmamıştır diye düşünmeyin. Emin olun o yapmıştır! Hatta tuzaklar kurun, mutlaka birkaçına yakalanacaktır. Emin olmak için defalarca deneyip zaman kaybetmeyin. İlkinde işine son verin.

7. Evinize mutlaka kamera taktırın. Biz taktırmamıştık hata etmişiz.

8. Varsa Emniyet mensubu tanıdıklarınız bakıcının TC numarasını verip bir soruşturun bakalım (2 kez evden kaçma vs gibi) hakkında emniyet kayıtları falan var mı? Bunu öğrendikten sonra haftalarca yalanlarını dinlemeye devam etmeyin.

9. Gizli işler yapan insanlarla baş etmek için siz de gizli yöntemlere başvurun ki suçlunun suçundan emin olun. Sağlam delilleriniz olsun (geç oldu ama biz de öyle yaptık)

10. Etrafınızdaki insanları sizin gözünüzde şüpheli haline getirmek istediğini anladığınızda evinizdeki değerli eşyalarınızı saklayın ki suçu başkasına atmasına imkan vermeyin.

11. Ağzından dilinden para düşmeyen, devamlı parayla bir sorunu olan ve bunu sürekli dile getiren aç gözlü insanları işe almayın. Her şeyinize gözünü diker. Evdeki spor sırt çantasını bile çalar, sık kullanmadığınız için haberiniz bile olmaz.

12. Size ve çocuğunuza hitap ederken sınırları aşarsa (örneğin kendi hırsız olduğu için çocuğunuza sürekli küçük hırsız diye hitap etmeye başlarsa) hemen işten çıkartın, suyu ısınmış demektir.

13. Fazla toleranslı olmayın, ufak tefek şeyler diye düşündüğünüz hiçbir şeyi göz ardı etmeyin.

14. Ofisinize gelen tanıdıklarınızın bile çantasından para yürütecek kadar profesyonel hırsız olmuş biriyle çalıştığınızı bilmeyebilirsiniz ama yukarıdaki maddelere dikkat ederseniz bu safhalara kadar gelmezsiniz.

15. İşten çıkardığınızda yüzüne tükürmek istediğiniz birine yine de belki hatasını bilir ve bir özür diler diye telefonda ne zaman konuşmak istersen arayabilirsin demeyin, onda onu anlayacak erdem ne arasın?

16. Kimseyi oruç tutuyor, dini inançları gereği kapanmak istiyor diye dindar veya inançlı zannetmeyin. İnsanların vicdani duygularını sömürmeyi bir teknik olarak kullanan ve günümüzde buna güvenip hırsızlığını kamufle eden pek çok insan yaşıyor.

Aslında tüm bunlara mahal veren biri olarak kendime çok kızdığım doğrudur. Bu konularda tamamen iyi niyetimden kaynaklanan (ona göre salağın tekiyimdir herhalde) büyük ihmallerim olduğunun farkındayım. Ama hayatımda ilk kez bu kadar profesyonel hırsız olmuş ve bu yaşam şeklini başarıyla sürdüren, ardan, utançtan haberi olmayan, yüzü bile kızarmayan biriyle tanıştım. Tamamen deneyimsizlikten yani. Bu olayda yaşadığım hayal kırıklığının ve yediğim kazığın tadını hiç unutmayacağım. Bunca işimin gücümün arasında bir de bu sorun ile uğraşmak benim için zaman kaybı oldu.

İçimden bu insanın her türlü bilgisini sosyal medyada açıklamak geliyor ama kendini birşey zanneder de onu kafamda büyütüyorum diye düşünür diye endişeleniyorum, halbuki ben kimse bu hırsıza bir daha çocuğunu, evini, ofisini emanet etmesin derdindeyim.

Bu arada, kaybettiklerim başımın gözümün sadakası olsun demiyorum, benden çaldığı her kuruş zehir zıkkım olsun, burnundan gelsin diye diliyorum. Umarım bundan sonra çalışacağı iş yerlerindeki insanlar daha tedbirli ve uyanık insanlar çıkar.

Onu bulduğum internet sitesine şikayet ettim. Başka bir isimle hesap açıp yine kayıt olabilir belki ama en azından bunu yapabildim.

Siz de bundan sonra bebeğinizi emanet edeceğiniz insanların nasıl bir aileden geldiğine dikkat edin ve beş para etmez insanlara hak ettiklerinden fazla değer vermeyin.

İşte benim son aylarım koynumda hırsız besleyerek geçti, blog yazmaya enerjim bile kalmıyordu. İnsanın sürekli kendini kollaması çok yorucu oluyor.

Anlayışla karşılacağınızı biliyor ve iyi niyetli dua ve dileklerinizi esirgemeyeceğinizi düşünüyorum. Allah kimseyi bu kadar kötüyle karşılaştırmasın…

Diyetisyen Serap Orak Tufan 

6 Nisan Pazartesi 2015

Sosyal medyada takip etmek için:
İnstagram için 
http://instagram.com/diyetisyenserap 
Twitter için  https://twitter.com/DiyetisyenSerap 
Facebook için  https://www.facebook.com/pages/Kendinize-%C4%B0yi-Bak%C4%B1n-Beslenme-

5 Şubat 2015 Perşembe

Bu sabah daha iyi uyumuş olarak güne başladım. İnci gece yine 2 kez kalktı ama en azından çabuk uyuttum. Diş çıkarma dönemi emzirme döneminden beter çıktı. Daha bebekken emip uyuyordu hiç değilse. Şimdi uyanıp uyumak bilmiyor.

Bu hafta sağlıklı beslenme modumdayım. Çok kalorili beslenme eğilimim olmadığı için kendimi sanki biraz kilo vermiş veya hafif göbeğim küçülmüş gibi hissediyorum. Hala hamilelik öncesi kiloma inemedim. Tamamen tembellikten :) (bunun nedeni fazla kilom olmayışı, eğer çok olsaydı işi ciddiye alırdım). Kendimi iyi hissetmediğim veya botlarımı çıkarmaya üşendiğim için pek sık tartılmıyorum. Ama yarın tartılacağım.

Bu sabah da yine aynı kaşarlı tostumu yedim ve 1 bardak sütümü içtim. O kadar.

Ofise gidince 1 kupa şekersiz kahvemi de içtim.


Öğle yemeği olarak göbek salata ve rokadan oluşan ton balıklı bir salata yedim. Yanında da 2 dilim ruşeymli ekmek yedim. Ton balığım Dardanel'in 160 gramlık kutusundan ve zeytinyağında olanındandı. Asla light ton balığı almam. Çok metalik bir tatta ve lezzetsiz buluyorum. Salataya yağ koymayarak bunu dengeleyebilirsiniz. Limon ve tuz koydum, biraz da sirke...

Raffaello ve Türk kahvem

Yemekten sonra 1 tane raffaello eşliğinde 1 Türk kahvesi içtim. Çok keyifliydi...

İşler yoğun olunca başka bir şey yiyemedim. Sonra şekerim düştü tabi. Akşam 18.00'e doğru 1 tane ananaslı Activia yoğurt yedim.


Eve gelince fazla yemek olmadığı için hafif bir akşam yemeği yedim diyebilirim. Yine az bir porsiyon yeşil mercimekli erişte ve yanında 1 dilim ruşeymli ekmek üzerine 2 dilim salam ve 1 dilim kaşar peyniri vardı.


Sonra 1 tane şekersiz Türk kahvesi içtim.

Yemeği az yediğim için acıktım ve yatmaya yakın bir saatte 1/2 paket yani 4 tane Eti Gong denilen lezzetli, bol yağlı tuzlu atıştırmalıktan yedim. Bunun bir de diyete uygun olanları var ama bu kesinlikle değil. Onu da daha lezzetli olmasından anlayabilirsiniz. Yağ faktörü işte! Bir besin lezzetliyse mutlaka yağ oranı yüksektir.


Bugünlük bu kadar :)

Diyetisyen Serap Orak Tufan

Sosyal medyada takip etmek için:
İnstagram için 
http://instagram.com/diyetisyenserap 
Twitter için  https://twitter.com/DiyetisyenSerap 
Facebook için  https://www.facebook.com/pages/Kendinize-%C4%B0yi-Bak%C4%B1n-Beslenme-

4 Şubat 2015 Çarşamba

Bugün güne çok uykusuz başladım. Blog yazdığım için 01.30'da yatmıştım. Tam yeni uyumuştum ki 02.00'de İnci uyandı. Onu uyutup yeniden yattım. Sonra 04.30'da İnci yeniden uyandı. Bu sefer 6.00'ya kadar hiç uyumadı, beraber süründük. Sonra İnci uyudu, ama eşimin 06.30'daki alarmı çaldı, yine uyandım. Sonra tekrar uyudum. Sonra yine İnci için uyandım derken güne resmen bir zombi gibi başladım. Üstelik günüm de çok yoğun geçecekti. Bu çocuk olayından sonra uyku düzeni bir daha hiç eskisi gibi olmuyor. Bilginiz oldun. Yok diş çıkarıyor, yok hasta, yok düzeni bozuldu derken zaten farkediyorsunuz ki Matrix'de olduğu gibi kırmızı hapı yutmuşuz da haberimiz yok :)

Evde kaşarlı tostumu yiyip sütümü de içince ilk için bir Türk kahvesi içmek oldu. Biraz kafein almadan evden çıkmam oldukça tehlikeli bir durum.


Ofise gelince de biraz boğazım acıdığı için Doğuş'un Mistik Çay'ından içtim. Şeker koymadım. Bu çayı çok başarılı buluyorum. Aroması çok güzel :)


Öğle yemeğimde eve gittim. İnci bugün evdeydi. Artık temizlik günlerimizi Çarşamba'ya aldık. 1 tabak yeşil mercimekli erişte ile kıymalı ıspanak ve yoğurt yedim. Biraz da makarna yedim.


Yemekten sonra zaten uykusuz olan bünyeye biraz daha uyku basınca hemen 1 fincan daha kahve içtim. Yanında da 1 tane Oreo bisküvi yedim.


Gün nasıl bitiyor anlamıyorum. Arka arkaya randevular olunca bir anda akşam oluveriyor. Eve gidip yemek hazırlamam saat 20.00'yi buldu.


Yine yeşil mercimekli erişte, kıymalı ıspanak, yoğurt ve buna ek olarak da 2 tane köfte yedim. Eşim tarafik yüzünden biraz geç geldiği için ondan önce yemeğim bitmişti. Bir baktım gelirken hazır çiğ köfte almış. Bizim mahalleye Komagene açılmış, eşim de bir deneyelim diye düşünmüş. Tok olmama rağmen 5 tane etsiz çiğ köfte, 5 yaprak göbek salata ve de 1/2 lavaş yedim. Dayanamadım :) Bulgurun cazibesine hiç dayanamam…


Çiğ köfte acı olduğu için bütün akşam midem ağrıdı bu nedenle başka birşey yemedim. Saat 23.30 civarında da 1/2 kase kadar nar yedim.


Narları bu şekilde ayıklayan eşimin ellerine sağlık!
Bugün de burada bitti ama yatmadan önce yine blogumu yazdım. Uykusuzluk üstüne uykusuzluk yani. Bakalım yarın sabah nasıl kalkacağım? Ruh sağlığım stabil kalacak mı yoksa yine yine bir miktar geriye mi gidecek? Çünkü iyileşmesinin imkanı yok da :)

Diyetisyen Serap Orak Tufan

Sosyal medyada takip etmek için:
İnstagram için 
http://instagram.com/diyetisyenserap 
Twitter için  https://twitter.com/DiyetisyenSerap 
Facebook için  https://www.facebook.com/pages/Kendinize-%C4%B0yi-Bak%C4%B1n-Beslenme-

3 Şubat 2015 Salı

Nihayet arka arkaya 3. günü de yazmaya fırsat buldum. Aslında bulmadım, yarattım çünkü resmen bunun için uykumdan fedakarlık yapıyorum.

Güne İnci ile beraber 08.10'da başladım. Biraz güldük eğlendik. Her sabah olduğu gibi ilk iş Pepee'yi açtık. O izlerken ben de kahvaltısını hazırladım ve yedirdim.


Bu sabah kahvaltımın fotoğrafını çekebildim. Her zaman ki gibi kaşarlı tost yedim :) Bu sefer ki kaşar peyniri babamın yurt dışından getirdiği peynir ve ekmek ise Doygun'un tam buğday ekmeği. Yanında da tam yağlı günlük sütümü içtim.

Ofise gidince büyük bir kupa dolusu kahvesi çok yoğun olmayan hazır kahve içtim.


İşim çok yoğun olduğu için öğle yemeğimi biraz geç yedim. Yemekte kıymalı ıspanak, bulgur pilavı ve yoğurt vardı. Pilav yediğim için ekmek yemedim.


1 fincan da kahvemi içip işime devam ettim. Böyle günlerde ofiste beraber bile olsak İnci'yle pek ilgilenemediğim için huysuz oluyor. Bugün o kadar çok konuştum ki boğazım tahriş oldu. O nedenle 1 fincan Doğadan ayvalı ıhlamur içtim.

Doğadan ayvalı ıhlamur

Son randevumdan önce de bakıcının hazırladığı küçük bir porsiyon meyve tabağını da bitirdim.



Bu tabağı çok tuttum, çok pratik oluyor :) eşim iyi ki almış Mudo'dan

Evde dün akşam yaptığım (akşamları sonra ki günlerin yemek işleri de var!!!) yeşil mercimekli erişteli çorba vardı ama suyunu iyice çektiği için ben de onu yemek gibi yedim, yanında da annemin önceden dondurup buzluğa atığı köftelerden pişirdim. 3 tane de köfte yedim. Yine ekmek yemedim.

Sonra günün 2. tek şekerli Türk Kahvesini içtim.


Bugünün yorgunluğunu atmak için biraz kırmızı şarap içmek istedim. 1,5 kadeh kırmızı şarap içtim. Kadeh büyük değildi ama bana çok iyi geldi. Yanında laf olsun diye 3-5 tane beyaz leblebi yedim. Yatmadan önce de 1 kase çekirdek yedim.

Saat 00.30'u geçiyordu ki yatmaktan vazgeçip blog yazayım dedim. Onu bitirip yatmam 01.30'u buldu.

Gecenin sonra ki maceralarını yarın ki serüvenlerimde yazacağım :) Takipte kalın...

Diyetisyen Serap Orak Tufan

Sosyal medyada takip etmek için:
İnstagram için 
http://instagram.com/diyetisyenserap 
Twitter için  https://twitter.com/DiyetisyenSerap 
Facebook için  https://www.facebook.com/pages/Kendinize-%C4%B0yi-Bak%C4%B1n-Beslenme-

2 Şubat 2015 Pazartesi

Uzun süredir blog yazmadığım ve bir süredir pes edip fotoğraf çekmeyi bıraktığım için bugün yediklerimi çekmek konusunda unutkanlıklarım oldu. Yemeğin bir kısmını yedikten sonra aklıma fotoğrafını çekmediğim geldi :) Bundan sonra daha dikkatli olurum.

Öncelikle bir süredir blog yazmadığım halde yeni bir yazı yayınlar yayınlamaz blog istatistiklerimin bu kadar artması beni çok sevindirdi. Demek ki blog okuru dostlarım beni bekliyormuş, unutup gitmemişler. Herkese çok teşekkür ederim :)

Pazartesi sabahı çok yağmurlu bir güne başladık. Kahvaltımı evde yaptım. 2 dilim ruşeymli ekmek arasında kaşarlı salamlı bir tost yedim ve yanında 1 bardak süt içtim. 

Bu aralar iş programım biraz yoğun olduğu için İnci'yi evde bırakmak yerine yanımda götürüyorum. Çünkü görmeyince de çok özlüyorum. Bir sürü annenin sahip olmadığı bir imkana sahip olduğum için bunu değerlendirmek istiyorum. Ofiste 1 odam boş ve İnci rahat rahat uyuyabiliyor. Diğer zamanlarda da bekleme odasında takılıyor :) Şartlar böyleyken neden çocuğum beni görmekten mahrum kalsın? Ya da ben neden tüm günümü ondan uzak geçireyim? Belki bazıları bu konuda fazla hassas olduğumu düşünüyor olabilir ama onun bana en çok ihtiyacı olan zaman şu an. Bir kaç yıl içinde bu durum değişecek nasılsa. O zaman herkes kendi hayatını yaşar :)

Ofise gelince tek şekerli bir hazır kahve içtim. Sonra yemeğie kadar başka birşey yemedim.

Öğle yemeğimde 5-6 kaşık kıymalı ıspanak yemeği, 3 kaşık yoğurt ve 2 dilim de ekmek yedim. 


Fincan Bernardo'dan

Yemekten sonra bakıcı bana tek şekerli bir kahve yaptı, yanında 1 tane de krema dolgulu gofret türü bir tatlı yedim. Bu çikolatadan ilk kez yedim. Çok güzelmiş :) sadece, beyaz olması başta beğenmeyeceğim duygusu vermişti çünkü beyaz çikolata hiç sevemem ama sonra beğendim.

Eve gelip yemek hazırlarken İnci'nin çubuk krakerlerinden biraz tırtıkladım.

Tabak Mudo'dan

Öğlen ıspanak yediğim için akşam da aynısını yemek istemedim (çünkü yarın öğlen de yiyeceğim) Sadece tavuk suyuyla yapılmış naneli bulgur pilavı ve yoğurt yedim. Bu aralar canım çok fazla yoğurt istiyor galiba kalsiyumum düştü.

Sonra yine tek şekerli bir Türk Kahvesi içtim.


İnci bu gece 22.30 civarında uyuduğu için o yatınca meyve yemek istedim. Bu gördüğünüz meyvelerden portakalın tamamını yedim, yeşil elmanın da yarısını yedim.

Ama yetmedi! Tuzlu bir şey yemezsem olmaz, küçük bir kase çekirdekle günü kapattım.


1 avuç gerçekten
Bolca su içiyorum.

Diyetisyen Serap Orak Tufan

Sosyal medyada takip etmek için:
İnstagram için 
http://instagram.com/diyetisyenserap 
Twitter için  https://twitter.com/DiyetisyenSerap 
Facebook için  https://www.facebook.com/pages/Kendinize-%C4%B0yi-Bak%C4%B1n-Beslenme-

1 Şubat 2015 Pazar

İnci 19,5 aylık, araba özçekimi :)
Bu senenin ilk beslenme günlüğü olarak açılışı Pazar günü ile yapıyorum. Hadi bakalım bu yıl kaç günüm kayıtlara geçecek?

Sabah İnci'nin kahvaltısını yaptırdıktan sonra kendime güzel bir kaşarlı-salamlı tost yaptım. İçine 2 dilim salam ve 1,5 tost dilimi de taze kaşar peyniri koydum. Ekmek olarak İHA ruşeymli ekmeğini kullandım. Yanına da 1 kupa şekersiz sade kahvemi aldım. Sonra fotoğrafını çektim (çektiğimi sanmışım :)) Tostu yedikten sonra bir ara fotoğraflara baktım ki tost most yok. Meğerse tuşa tam dokunamamışım. Ben güzel bir kare oldu diye düşünürken hayal kırıklığına uğradım.

Bugün öğleden sonra saat 15.00'de arkadaşlarımıza gideceğiz. O nedenle yemek yemedim. Kahvaltıdan sonra saat 13.00 gibi 1 tane muz yedim, 1 bardak da süt içtim.

Saat tam 15.00'de arkadaşların evindeydik. Ev sahibi diyette olduğu için ikramlar gayet diyete uygundu. Şimdiden 2 haftada 3,5 kg verdi (söylemesi ayıptır diyetisyeni benim :) ama o da diyetine çok güzel uyuyor)

Size yaptığı ikramları göstermek istiyorum, çünkü diyet yapanlar için ilham kaynağı olabilir.

Peynirli mini sandviçler (bundan yemedim)

Ton balıklı kanepeler ve kepekli  beyaz peynirli dürüm dilimleri

Sebze garnitürler

Tavuklu Sezar salatanın sossuz hali, sonradan sosu yapıldı

Migros'un hazır çiğ köftesi

Tatlının adını bilmiyorum ama galiba tahinli fıstıklıydı

Sağ köşedeki mantar, kabak, bal kabağı, pancar ve biber kızartması

Bu da bir diyetisyen olarak en büyük zaafım...
Bunlardan ne kadar yediğime gelince…


Aziz'in diş tarçınlı diş kurabiyeleri
3 parça çiğ köfte, 1/2 lavaş, 2 parça kepekli lavaş arası beyaz peynir, 2 parça kepekli ekmekli ton balıklı kanepe, tavuklu sezar salata (bundan biraz fazla yemiş olabilir), fırında kızarmış bal kabağı ve kırmızı pancar dilimlerinden biraz, sadece 2 adet badem, sadece 1 tane tatlı ve sadece 1 tane de mini mouse tarçınlı kurabiye yedim. Bir kaç tane de cips yediğim doğrudur. 2 bardak da şekersiz çay içtim. Elena'nın ellerine sağlık, herşey bence çok güzeldi ve farklıydı. Fazla miktarda yemediğimi düşünüyorum. Gayet düzgün ve sağlıklı şeyler yedim bence.

Trafik, market alışverişi, İnci'yi yedirme, yıkama falan derken eve geldikten sonra başka birşey yemedim. Arada bir kaç dilim armut yedim. Bütün işler bitip de İnci saat 23.00'de uyuyunca 1 kase organik Ada Elta yoğurt ve 1 dilim de kepekli ekmek yedim.

Sonra dayanamadım 1 çay bardağı dolusu da ay çekirdeği yedim.

Bakalım yarın neler olacak?

Diyetisyen Serap Orak Tufan

Sosyal medyada takip etmek için:
İnstagram için 
http://instagram.com/diyetisyenserap 
Twitter için  https://twitter.com/DiyetisyenSerap 
Facebook için  https://www.facebook.com/pages/Kendinize-%C4%B0yi-Bak%C4%B1n-Beslenme-

Mazeretim var, depresyondayım

İnci 19 aylık

Blogda 45 günlük bir aradan sonra bu Pazar hem de Şubat'ın ilk günüyken yeni bir başlangıç yapmaya niyet ettim (bu sefer arkası gelir inşallah!). Eskiden (yani İnci yokken) ne kadar boş zamanım varmış, bir seferde oturup 3 günümü birden yazardım. Ama şimdi 1 günü bile yazacak zamanım olmuyor. Zamanım olduğunda da enerjim olmuyor. Hani mevsimi geçince suyu çekilmiş portakallar olur ya, işte gün bitip İnci uyuduktan sonra kendimi aynen öyle hissediyorum :( Kendimi iyi tanıdığım için ihtiyacım olan bazı şeyleri minimum düzeyde bile olsa yapınca enerjim yine yükseliyor ama artık stoklar o kadar bitti ki uzun süre dayanmıyor. Ayrıca düzensiz "uyku düzenimiz" devam ettiği için zaten elden bir şey gelmiyor.

İnanın Ocak ayı nasıl bu kadar hızlı geçti anlamadım. Son derece stresli, yorucu, beklenmedik olayların olduğu (burada anlatamayacağım şeyler), mutsuz, keyifsiz, uykusuz, hastalıklarla dolu bir ay geçti. Evet tam olarak böyleydi. Abartmıyorum. Allah'a şükür şimdi her şey yolunda. Hal böyleyken hem ofis hem ev hayatı beni çok yordu. Gerçek duygularımı öğrenmek isterseniz 2 gün evden kaçıp kendimi bir otele kapatmak istiyorum ve kimseyle konuşmak istemiyorum. Anlayacağınız depresyonun eşiğini geçeli çok oldu. İşte böyleyken blog yazmaya ne modum ne de zamanım uygundu. Geçenlerde twitter da yazdığım gibi, bebeği 23.45'de uyuyan çalışan bir anne olarak neye zaman ayırabilirim ki? Neyse ki akıllı telefonum var da sosyal medyaya girip kendimi biraz oyalayacak ve eğlendirecek bir fırsat bulabiliyorum. Hatta bu aralar en sevdiğim arkadaşım olan telefonumu sırf bu nedenle yeniledim :)

Kendimce dert yanacak pek çok şey bulabilirim ama hem sizi sıkmak hem de derdi benden büyük olanları gücendirmek istemem. Allah herkese başta sağlık sonra da yaşam enerjisi versin. Her şey zamanla ritmini bulur, pürüzler, sorunlar biter, sadece bu aralar böyle bir dönem yaşıyorum. Ne zaman az müzik dinlesem böyle oluyorum ben. Sevdiğim tüm cd'lerim öylece duruyor. İlk işim ofise bir cd player almak olacak. Günümün çoğu ofiste geçiyor çünkü. Bu arada boş durmadım, bütün çocuk şarkılarını ezberledim :) en çok mırıldandıklarım kırmızı balık gölde, pepe şarkıları, 5 küçük maymun yatakta zıplıyor :) Çocuğu olanlar anladı beni...

Bu satırları yazarken eşim çantasını alıp çoktan spora gitmişti (gördüğünüz gibi çocuktan sonra erkeklerin hayatının düzeni hiç bozulmuyor), İnci yanımda halının üzerinde yuvarlana yuvarlana çizgi film izliyor. Dönüp onu gördüğüm zaman bu kadar mutlu olmasam, hatta şu an yanaklarını yememek için kendimi zor tutuyor olmasam kendimi depresyonda sanacağım :)

Diyetisyen Serap Orak Tufan

Bir diyetisyenin beslenme günlüğü
1 Şubat Pazar 2015

Sosyal medyada takip etmek için:
İnstagram için 
http://instagram.com/diyetisyenserap 
Twitter için  https://twitter.com/DiyetisyenSerap 
Facebook için  https://www.facebook.com/pages/Kendinize-%C4%B0yi-Bak%C4%B1n-Beslenme-

Kış Beslenmesi Püf Noktaları

Kış mevsimini yaşadığımız şu günlerde soğuk havalarda düşen bağışıklık sistemimizi güçlendirmek ve değişen metabolizma hızımızı düzenlemek için beslenmemizi gözden geçirmemiz çok faydalı olacaktır. Dikkat etmemiz gereken en önemli noktalar şunlardır:
çok yemeyin :)

Yağı, kaloriyi ve porsiyonları azaltın. Soğuk havaya karşı direnmek ve üşümemek için vücut deri altı yağ dokusunu kalınlaştırmak ister. Yağlanmanın olması için fazla kalori gelmelidir bu nedenle vücut iştahı açar. Bu olumsuz etkiden korunmak adına daha az yağlı beslenmeye dikkat etmeliyiz, bununla beraber porsiyon kontrolümüzü de sağlamalıyız. Yüksek enerji veren şekerli ve unlu/hamurlu besinlerden az sıklıkta ve az porsiyonda yemeliyiz. Doymuş yağdan(tereyağı, margarinler, işlenmiş yağlar) kaçınarak büyük oranda doymamış yağ(zeytinyağı, ayçiçek yağı, mısırözü yağı, fındık yağı, soya yağı, kanola yağı) tüketmeye çalışınız.

Her gün 5 ya da daha fazla porsiyon sebze ve meyve yiyin. Kış mevsimine ait meyve ve sebzelerini tüketin. Bağışıklık sistemini güçlendirmek için sebze ve meyvelerin desteğine çok ihtiyacımız vardır. Çünkü vücudumuzu hastalıklardan korumak için gerekli tüm vitamin ve mineraller bu besin grubunda fazlasıyla yer alır. Özellikle çeşitli beslenme yoluna giderek tüm bu faydalı ögeleri daha etkin hale getirebiliriz. Çeşitlilikten emin olmak için gruplandırmadan yararlanınız.
  • Narenciye ürünleri(portakal, mandalina, limon, greyfurt vb.)
  • Minik taneli, kırmızı renkli meyveler(siyah üzüm, nar, kuru erik, kuru yaban mersini vb.)
  • Sarı ve turuncu renkli meyveler( kuru kayısı, armut, muz, mango, elma vb.)
  • Yeşil ve koyu yeşil yapraklı sebzeler (ıspanak, pazı, yeşil biber, maydonoz, roka, tere, marul, kıvırcık, salatalık, fesleğen vb.)
  • Sarı, turuncu, kırmızı sebzeler (havuç, kabak, balkabağı, turuncu biber, kırmızı biber, domates vb.) Özellikle karnıbahar, pırasa, lahana, ıspanak, kereviz, brokoli gibi kış sebzelerini sıkça tüketin. Sarımsak ve soğan tüketiminizi arttırın. Bu sebzelerin yapısında bulunan kükürtlü bileşikler kötü kokmasına rağmen kansere karşı koruyucu ve bağışıklık sistemini güçlendirici etkilere sahiptir. Hastalıklara karşı harika savaşçılardır.



Haftada 2-3 kez balık tüketin. Kış mevsimi balık mevsimidir. İçeriğindeki omega-3 yağ asitleri ve deniz ürünlerinde bulunan selenyum minerali yapılan pek çok araştırmada kalp damar sağlına dost ve bağışıklık sistemini güçlendiren maddeler olarak bulunmuştur.
balığı yağda kızartmayın :)

Günde en az 2 kez düşük/normal yağlı süt ve süt ürünleri tüketin. Kış mevsiminde azalan güneş ışığı ve kapalı giysiler nedeniyle D vitamini eksikliği gündeme gelebilir. Bu nedenle süt ve süt ürünlerinde bulunan kalsiyum, fosfor ve D vitamini kemik sağlığımız için son derece önemlidir.
sütsüz hayat düşünemiyorum :)

Vücudunuza su verin. Kış mevsimiyle beraber su ihtiyacı azalmaktadır çünkü terleme aktivitesinde azalma yaşanır. Pek çok kişi kışın su içmeyi ihmal eder. Metabolik faaliyetlerimizin düzenli ve sağlıklı olabilmesi için su tüketimine dikkat etmeliyiz. Ortalama 2 litre su içilmesi yeterli olacaktır.
Hareketi ve posalı beslenmeyi arttırın. Kışın daha hareketsiz olduğumuz için metabolizmamız yavaşlamaktadır bu nedenle kabızlık sorunu daha sık ortaya çıkmaktadır. Sebzeler, meyveler, tam tahıllar, kurubaklagiller, yağlı tohumlar sindirim sistemimizi çalıştıracak olumlu etkiye sahiptir.

eşimin eline sağlık ;)

Vücudumuzu ısıtacak ve canlandıracak içeceklerden ve baharatlardan faydalanın. Siyah çay, yeşil çay, kahve, ıhlamur, adaçayı içerek, karanfil, tarçın, zencefil, karabiber ile yemeklerimizi tatlandırarak soğuktan biraz uzaklaşabiliriz.
her zaman çay ve kahve içmeye bekleriz ;)

Hazırlayan: Diyetisyen Serap Orak Tufan
Ocak 2015

Sosyal medyada takip etmek için:
İnstagram için 
http://instagram.com/diyetisyenserap 
Twitter için  https://twitter.com/DiyetisyenSerap 
Facebook için  https://www.facebook.com/pages/Kendinize-%C4%B0yi-Bak%C4%B1n-Beslenme-
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...