6 Mayıs 2014 Salı beslenme günlüğüm

günün kahvesi :)
Bu sabah da güne sonsuza kadar uyuyabilme kapasitesine sahip bir uyku açlığı ile başladım. İnci için kaç kez uyanıp, kalktığımı hatırlamıyorum. Ama nihayet sabah oldu ve yorgun ve uykusuz bir gün daha başladı. Üstelik iş de yoğun…


Dün gece Hıdırellez'miş. Çok ilgilenmediğim için bunu sosyal medyadan öğrendim. Herkes ateşler yakmış, dilekler yazmış, çizmiş, moda girmiş. Sanırım dilek dilemeyen nadir insanlardan biriyim. Ama ben her zaman böyleyim. Doğumgünü pastamdaki mumları üflerken de "bir dilek tut" dediklerinde asla aklıma birşey gelmez. Herşeye sahip olduğumdan mı? Yooo pekala dilenebilecek birşey bulurum (evim yok, arabam yok vs.) ama iş dilemeye gelince yok valla 1 tane bile çıkmıyor. Ben hayatta herşeyin sırasıyla ve kısmetle ilgisi olduğunu düşünen insanlardanım. Sahip olmadığım şeyler için dilek dilemektense onu elde etmek için emek harcayıp, çalışan insanlardanım. Sanırım o nedenle dilek inancım yok. Olmuyorsa olmaz, olduğu yere kadar... Sahip olduklarım için Allah'a şükürler olsun, dilek dileyen herkesin dilekleri kabul olsun :)




Kahvaltımı 09.30 sularında evde yaptım. Bu sabah üşenmedim fotoğrafını da çektim.
1 büyük dilim tam buğday ekmeği (2 dilim sayılır)
2 dilim beyaz + tulum peyniri
3 tane yeşil zeytin
Domates, salatalık
Dün gece kalan sütü bitirdiğim için kahvaltıda sütsüz kaldım o nedenle annemin çay teklifini kabul ettim :)


Ofise gelince ilk işim kahve makinemde filtre kahve yapmak oldu. Uzun zaman önce Brezilya diyarlarından gelen bir kahve paketim vardı, nihayet bu gün açtım. Ve beni gerçekten uyandırabilecek kadar sert (o nedenle 1 şeker attım) bir kahve içtim.

İşim 14.00'de bitti. Apar topar hazırlanıp eve gittim. Ama öncesinde hazır açken bir tartılayım dedim. Bir de ne göreyim? Nihayet çaktırmadan 56,7 kg'ya düşmüşüm. Nasıl sevindim anlatamam :) Tüm umutsuz annelere ve kilo vermek isteyen herkese sesleniyorum. Sakın pes etmeyin, zamanı geldiğinde fazla kilolarınızı verebilirsiniz. Doğumdan sonra bir de bunun için ayrıca depresyona girmeyin. Herşeyin bir çözümü var. 

Her gün mutlaka 1-2 saat de olsa eve gidip hem İnci'yi emziriyorum hem de yemek yiyorum.

15.00
1 dilim salçalı biftek
5 kaşık makarna
2-3 kaşık yoğurt
3-4 kaşık kabak sote (önce 2 kaşık aldım, sonra 2 kaşık daha, kabak dolması yaparken içinden çıkan malzemenin domates ve dolmanın yemek suyuyla pişen kısmı, yani annemin israfsız yemek pişirme anlayışı, kabağın içi de dışı da değerlendirilmiş)
2 lokma da ekmek yedim

Ofise döndükten sonra çok yoğun olduğum için ara öğün vb. zamanım olmadı. Sadece daha önce alıp 1 paketin yarısını içtiğim Nescafe Köpüklü latte'nin kalan yarısını sıcak suyla karıştırıp içtim. Eve gitmeden önce de yine ağzıma 6 adet kavrulmamış fındık attım.

Bugün çok sevdiğim bir arkadaşımının doğumgünü olduğu için akşam ona ufak bir kutlama ziyaretine gideceğiz. Evde yemeğimizi yiyip toparlanıp çıktık.

20.00
5 kaşık bezelye yemeği (etsiz ve taze bezelyeden)
4-5 kaşık pirinç pilavı
1 kase cacık

Akşam pasta yiyeceğim için porsiyonlarımı normalde yediğimden az tutmaya çalıştım.

Divan'dan aldığımız çikolatalı pasta her zaman ki gibi harikaymış. 2 küçük dilim pasta ve 1 fincan da az şekerli kahve içtim.



Eve döndüğümüzde saat geç olmuştu, ama İnci tabi ki hala uyumamıştı. Onunla ilgilenip uyutmam 23.30'u buldu. Tamamen şımarıklıktan canım çekirdek istediği için 1 kase tuzlu ay çekirdeğini alıp yatmadan önce yedim. Utancımdan fotoğrafını çekmedim kusura bakmayın. Bu akşam oldukça kaçamaklı bir akşam oldu. Azıcık kilo verdiğimi gördüm ya hemen şımardım :( Yarın dikkat etmeye çalışayım bari…

Diyetisyen Serap Orak Tufan

6 Mayıs Salı 2014

5 Mayıs 2014 Pazartesi beslenme günlüğüm

Hayırdır inşallah :) sen yazma yazma, sonra da aynı gün 2 post yaz :) ben bile bazen kendimi tuhaf buluyorum. İnci 22.00 sularında uyudu ve şu an saat 22.50. Kendimde yazma gücü buldum.

Ofisimin bulunduğu bina
Dün gecemiz çok uykusuz geçti. İnci çok sık uyandı. Sanırım diş çıkarmaya çalışıyor olabilir. 10 gün sonra 11. ayımız dolacak ama sadece altta 2 dişimiz var. Diğerleri bir türlü çıkmıyor. Zaman zaman uykusuz geceler şeklinde çıkma sinyalleri veriyorlar. Bu sabah 05.00'de cin gibi olan ve sonrasında uyumayan İnci nedeniyle günüm çok uykusuz ve yorgun başladı. Evden çıkıp ofise gidene kadar sağlam sert bir kahve hayali kurdum. Ama ofiste sadece çözünür kahve vardı :( Keşke ofisin yanında Mc Donalds olacağına her hangi bir kahve zinciri olsaydı…

Kahvaltımı 09.30'da evde yaptım. Her zamanki gibi 2 dilim kadar beyaz peynir ve yanında 2 dilim tam buğday ekmeği yedim. 2 dilim domates ve salatalık da yedim. Her sabah olduğu gibi 1 bardak günlük sütümü de içtim.

Ofiste saat 11.00'de şekersiz 1 kupa şekersiz kahvemi de içtim. Sonra blog yazmaya başladım. Ama yoğunluğum nedeniyle yayınlamaya ancak akşam vakit bulabildim.

Kızımla yağmurda yürüyüş yaptık

Öğleden sonra ofis dışında bir işimiz olduğu için İnci ve annem ofise geldi ve beraber çıktık. O kadar acıkmıştım ki çıkmadan 2 minik parça galeta yedim. Öğle yemeği saatimiz çok sarktı.

14.30'da Ataşehir Değirmen'e gittik. Annemle yemeklerimizi paylaştık. 

1/2 ton balıklı sandviç (içine hardal koyunca süper oldu)
1/2 tavuklu dürüm (eskisinden farklı yapıyorlar, bu daha güzel olmuş)
Tabağımdaki patates kızartmalarının malesef ki yarısını yemişimdir :( hep hardal yüzünden
1 kutu da ayran içtim

Yemekten sonra az şekerli bir kahve içtim, yanındaki lokumu da yedim.


Saat 19.30'a doğru ofisten çıkana kadar başka bir şey yemedim ama tam çıkmadan önce 6 tane kavrulmamış fındık attım ağzıma.

Eve gelince yemek hazırdı. Önce biraz İnci ile ilgilenip saat 20.00'de sofraya oturdum.

1 tane kabak, 1 tane de patlıcan dolması
5 kaşık kadar makarna
2-3 kaşık yoğurt yedim.

Bu akşam yemeği normalde yediğimden daha az yedim (bu marnanın 3 katını yerdim). Çünkü dün tüm gün yazlık-kışlık giysi değişimi operasyonu yaptığım için moralim bozuldu. Özlediğim bazı giysilerimi giyebilmem için 2-3 kg vermem gerek. Artık dikkat etsem iyi olacak. Bu kadar ay diyet yapmadan geçti, sadece kilomu korumuş oldum.

Az şekerli bir kahve daha içtim. Yanında 1 minik kare de bitter çikolata yedim.



Yemekten sonra ve hatta tam da bu satırları yazmadan önce oldukça acıkmıştım. Ama sadece bu fotoğraftaki meyveleri yiyerek idare ettim. Şu an kendimi çekirdek yememek için zor tutuyorum. Neyse ki dijitürkte çalan radyoda en sevdiğim şarkılardan biri başladı da rehabilite oldum. Merak edenler için bir tık ;)



Bugünlük beslenme günlüğüm bu kadar hala biraz açım, sanırım midem büyümüş. Kendimi biraz terbiye etmem gerek…

Bol bol su da içtim tabi ama alkali değil tabi ki, daha doğrusu alkali su içmek gerekmiyor. Gerçekçi olun, her yıl çıkan farklı beslenme akımlarının veya eğilimlerinin peşinden sürünmeyin. Bu da diyetisyenden günün öğüdü olsun :)

EK:
Saat 01.00 civarında evde kalan son 1 çaybardağı kadar sütü içtim çünkü karnım açlıktan gurulduyordu. Sonra gece saat 03.00'de 1 adet de muz yedim. Sabaha kadar kaç kez kalktığımı sayamadım artık.

Diyetisyen Serap Orak Tufan

5 Mayıs Pazartesi 2014

Yeni haberlerim var :)


Merhabalar,

Yazarı tarafından ihmal edilmiş bloga hoş geldiniz :) Blogu ilk kez ziyaret ediyorsanız lütfen ilk post olan "Yeni Başlayanlar İçin" yazımı okuyunuz. İlk günden beri takip edenlerdenseniz lüften bir alt satıra geçiniz…

Son haberleri vereyim…

Bazı konulardan dolayı (şu anda açıklayamayacağım) o kadar bunalmış durumdayım ki kendimi o lansmandan bu lansmana, her türlü organizasyona gider bulmuş durumdayım. En son Diyetisyen Dünyası'nın organize ettiği Pepsico lansmanı için Nişantaşı Cookshop'a kahvaltıya gitmiştim, okuyanlar bilir. Ondan sonraki Pazar Pinner Test'in organize ettiği lansman kahvaltısı için Çengelköy'deki Del Mare restoranta gittim. Geçen hafta da Formula 7'nin 7de7 Suppermusli lansmanı için Moda'daki Double Tree by Hilton'a akşam yemeğine gittim. Açıkcası bu sonuncusu çok iyiydi. Six Pack isimli grubun çaldığı canlı müzik ne zamandır bunalmış bünyeme çok iyi geldi. Sonra arkadaşımla lobide La Gazetta Cafe'de bir kokteyl keyfi yaptık ki sormayın :) Gezme hikayelerim böyle, onun dışında ev-iş arasında herşey aynen devam ediyor.

Bir diğer önemli gelişme de geçen hafta Türkiye Diyetisyenler Derneği tarafından İstanbul İl Temsilciliği Yardımcısı görevine getirilmem oldu. Hiç hesapta olmayan, beklemediğim bu görev karşısında tabi ki çok mutlu oldum. Artık İstanbul ili içindeki meslektaşlarımla bir arada güzel bir şeyler yapabilmek için benim de bir görevim var. Derneğimize, beni bu göreve layık buldukları için buradan da teşekkür etmek isterim. Yardımcısı olduğum İl temsilcimiz Diyetisyen Feyhan Belen ile derneğimize faydalı işler yapacağımıza inanıyorum.

Başka yazacak konular da var ancak hızlıca bunu yayınlayayım ki onlara sıra gelsin.

Blogumu takip eden tüm sabırlı okur dostlarıma teşekkürler :)

Diyetisyen Serap Orak Tufan

5 Mayıs 2014 Pazartesi

Ayşe Arman'lı kahvaltı etkinliği

Dün Nişantaşı Cookshop'a Diyetisyen Dünyası grubunun düzenlediği kahvaltı etkinliğine gittim. Hem moral bozukluğuma iyi gelsin, hem meslektaşlarımı göreyim, hem de yenilikleri takip edeyim istedim. Bu sefer ki sponsor Pepsico olduğu için konu tabi ki biraz muzurdu :) yani konu cipslerdi. Özellikle bizi Cheetos ürünlerindeki sodyum ve yağ oranındaki iyileşmeden (%40 azaltılmış) haberdar ettiler. Biliyorsunuz ki bir diyetisyen olarak bana diyetimi en çok bozduran şeylerden biri de cipsler. Kesinlikle cipse dayanamıyorum. O nedenle yeme sıklığımı ve porsiyonumu düşük tutmaya çalışıyorum. Ama herkesin hayatta aldığı bir keyif var. Ben de cipsi çok seviyorum.

Şimdi aramızda bazı çok bilmiş arkadaşlar illa ki olumsuz yorum yapacaklardır hatta bunlar bazı meslektaşlarım da olabilir ama bir diyetisyenin asıl görevi herşeyi yasaklamak değil, kalorili veya zararlı olsa bile yiyeceklerin porsiyon kontrolünü ve yeme sıklığını öğretmeye çalışmak olmalı. Çünkü bireylerin hür iradelerini engellemeye çalışmaktansa sorumluluk duygularını arttırıp yeme içme davranışlarını yönetmeyi öğretmek çok daha fazla işe yarar. Büyük ihtimalle annesi cips çok sevdiği için İnci de cips yiyecektir ama ne kadar yiyeceğine ben karar veririm! :)) Ne kadar geç tanışırsa o kadar iyi tabi. Bu arada benim bu blogu içtenlikle, yediklerimi, içtiklerimi dürüstçe yazmam tamamen kişisel tercihimdir, meslek grubumu bağlamaz. 


Günün selfisi :)
Kahvaltının yanı sıra Ayşe Arman'ın konuşmacı olarak programda olması da beni cezbetti. Kendisini hep takip ederdim, nihayet bir tanışma imkanı da buldum. O kadar içten, doğal bir hali var ki sanki uzun zamandır tanışıyormuşsunuz gibi bir etki bırakıyor. Bence bu kadar başarılı röportajlar çıkarmasında bunun payı büyüktür. Bu kadının sorduğu soruları kimse yanıtlamadan geçmek istemez :)

Program, söyleşi, ortam, kahvaltı herşey çok güzeldi. Hazırlayan arkadaşlara teşekkür ederim.

Gelelim benim yediklerime…

Nişantaşı Cookshop'a geçen sene de gelmiştim bir etkinlik için. O zaman hamileydim. Şekerim yükseldiği için fazla yememeyi tercih etmiştim ama bu sefer yedim valla :)


10.30 sonrası
Bu gördüğünüz tahta servis üzerindeki peynirlerin neredeyse tamamını yedim. Sadece hellim peynirinin ucundan çok az yedim gerisini bıraktım, bana çok tuzlu geliyor. Beyaz peyniri, cheddar peynirini ve eski kaşar peynirini yedim (eski kaşardan da çok az bırakmış olabilirim hatırlamıyorum). Bir de dana jambonları ve içinde kibrit çöpü gibi doğranmış olan taze kaşarları da yedim. Sonra masaya menemen geldi. 2-3 kaşık da menemen aldım. Salatalık ve domateslerden de birkaç tane yedim. Ama haşlanmış yumurtayı, sucuk dilimlerini, zeytinleri, reçel, bal ve nutellayı yemedim. Malesef kaymağın cazibesine dayanamadım ve tamamını yedim. 2 tane de oval minik ekmeklerden yedim. 1 tanesi cevizli diğeri beyaz ekmekti. 2 bardak da şekersiz çay içtim.


En son saat 13.30 civarında 3-4 tatlı kaşığı kadar kakaolu manolya pudingden de yedim. Bu pudingi ilk kez 2 yıl önce kadar bir blog okurum tavsiye etmişti ve denemiştim tam benim tarzım bir tatlı.

Tüm etkinlik boyunca yediklerim bunlardı. Pişman mıyım? Değilim :) ama şunu da belirteyim ki böyle bir etkinlik olmasaydı ve uzun zamandır dışarda kahvaltı yapmamış olmasaydım asla bu kadar yemezdim. Ama çok nadiren dışarda kahvaltı yaptığım için esnek olabiliyorum. Her hafta açık büfe kahvaltıya gidip yiyip yiyip kilo vermeyi istemek sadece bir hayaldir.

Etkinlik sonrası ailem beni almaya geldi sonra eve döndük. Eve gelince tek şekerli bir kahve içtim. 16.00 civarında yeni çıkan Cheetos cipsten 2 avuç kadar yemişimdir.

Akşam yemeği zamanı çok acıktığım için fotoğrafını bile çekmeyi unutup yemeğe başladım, sonradan aklıma geldi ama iş işten geçmişti.

19.30 civarında
4 adet köfte
8-9 belki 10 kaşık domatesli makarna
Bol yeşillikli salata ve biraz da Actifry'da kızarmış patates yedim.

Akşam otururken birkaç tane yeşil erik yedim. 1 tek şekerli kahve daha içtim.

Saat 22.00 civarında 1 tane mini Magnum klasik yedim. Evde bir sürü meyve olduğu halde canım yemek istemedi.

Ayşe Arman diyet hikayelerini anlatırken...
Bugün normal beslenme tarzımdan farklı bir gün olduğu için özellikle yazmak istedim. Çoğu insanın haftasonu beslenme şekli sapar. Özellikle saatleri değişir ve içerik yüksek kalorili olma eğilimindedir. Benim de aynen öyle oldu. Biraz keyfi davrandım. Diyette olsam dikkat ederdim.

Her zaman ki gibi bolca su içtim. Benim ortalama su tüketimim günde 2 litre oluyor (bazı günler 3 oluyordur). Emzirdiğim için hala bol su içmeye gayret ediyorum.

Diyetisyen Serap Orak Tufan

21 Nisan 2014 Pazartesi

web sitem www.kendinizeiyibakin.com
twitter DiyetisyenSerap 
instagram serapistan 
facebook grubum Kendinize İyi Bakın Beslenme Danışmanlığı

bekleriz efendim :)

İnci 10 aylık oldu! :)

İnci 10 aylık

Merhabalar,

İnci kızım dün tam 10 aylık oldu :) Çocuktan sonra zaman gerçekten çok daha hızlı akıyormuş. Şimdi yeni doğmuş bir bebek gördüğümde İnci bana kocaman çocukmuş gibi geliyor :)) ama sonra bi bakıyorum 1 lokmacık!

Bazı kelimeler söylemeye çalışıyor sanki. Örneğin bana emme diyor :) babasına babbba, dedesine deddde, Berra'ya beyyyyyaaa ve teyzesine teyyyy diyor. Artık konuştuklarımızı anlayıp ona göre tepkiler veriyor. Mesela aaa kim gelmiş dediğimiz zaman evin kapısının olduğu tarafa bakıyor. Bir de anneyi öp dediğim zaman yaklaşıp yüzümü yalıyor :) Çocuk sahibi insanlarda da tıpkı kedi-köpek besleyenlerde olduğu gibi anlatacak konu bitmez. Çok fazla İnci anlatıp sizi baymak istemem, nihayetinde asıl konumuz HER ZAMAN DİYETTTT!!!

Boba bebek taşıyıcımızla gezerken özgürüz :)
En son 2 Nisan'da tartıldığımda 57,2 kg idim. Yani hamilelik öncesi kilomdan hala 2-3 kg kadar fazlayım. Kilolu olmadığım ve giysi sıkıntısı yaşamadığım için henüz diyet yapmıyorum. O nedenle fazla kilolarım duruyor. Ama ondan da önemlisi spor yapmaya vakit ayıramıyorum. Vaktim olsa canım istemiyor, canım istediği zaman da vaktim olmuyor. Tam bir çıkmazdayım. Spor salonu üyeliğim hala devam ediyor. Kilo versem bile bu gevşeyen karın kaslarımı sıkılaştırmam lazım. Sadece benim değil tüm doğum yapmış kadınların tabi :)

İnci'yi hala emziriyorum. O nedenle öğleden sonraları 2 saatliğine eve gitmeye devam ediyorum. Sonra 16.00 civarında ofise yeniden gelip 19.30'a kadar çalışıyorum. Yine bir diyet sezonunu açtığımız için randevular yoğunlaştı ama eve gitme kararımı bozmuyorum. Daha çok para mı yoksa İnci ile daha çok zaman mı? Tabi ki İnciiii ;)

Nat Geo mutfak çekiminden kareler :)

Bu arada blogda hamilelik günlüğümü okuyup faydalanan herkes için çok sevindiğimi de söylemek istiyorum. Blog gerçekten tam da kurulma amacına hizmet ediyor. Bana veya başka bir diyetisyene ulaşma imkanı olmayanlar için verdiğim özet bilgiler pratik hayatta yerini buluyormuş. Olumlu geri bildirim yapan herkese çok teşekkür ederim. Bundan sonraki amacım daha çok kişiye ulaşmak olacak o nedenle lütfen blogu bilenler bilmeyenlere anlatsınlar :)

Uzun zamandır yemek fotoğrafı paylaşmadım galiba. O nedenle blogda bir klasik olarak, en son Cumartesi arkadaşımla çıktığım yemekte yediğim, favori yemeklerimden biri olan füme somonlu salatayı sizinle paylaşmak istiyorum. Hamilelikte pek yiyememiştim ama şimdi çok sık olmasa da yiyorum artık. Doğumdan sonraki ilk aylarda da yememiştim, çünkü sonuçta ne kadar işlem görse de çiğ besin kategorisinde. Salatam gayet güzeldi ama sosu malesef mayonezliydi :(

Polonez'in Füme Somonlu Salatası

Sonraki yazıda görüşmek üzere, haberleri okudunuz :)

Diyetisyen Serap Orak Tufan

16 Nisan 2014 Çarşamba

web sitem www.kendinizeiyibakin.com
twitter DiyetisyenSerap 
instagram serapistan 
facebook grubum Kendinize İyi Bakın Beslenme Danışmanlığı

bekleriz efendim :)

Depresyondan çıktım, burdayım...

Sevgili blog okuru dostlarım merhaba,

En son doğum günü postumu eklemiş ve gözden tamamen kaybolmuşum :(
Arayıp soran, mesaj, twit, yorum gönderip beni merak edenlere ilgilendikleri için çok teşekkür ederim.

1 Mart'ta doğum günümü kutlamaya Özgür Şef'e gittik. Güldük, eğlendik, yedik, içtik ama ertesi sabah ateş içinde uyandım. O geceden sonra 10 gün kendime gelemedim. Hiç şaşırmayacaksınız, yine ağır bir hastalık geçirdim. Bu sefer ateşlendim, kalkamadım (ama tabi ki işe gittim). Yoğun bir boğaz, bademcik enfeksiyonu bütün gücümü elimden aldı. İlaçlar, ilaçlar! Artık bu kış 4. kez ağır hastalık geçirdiğim için tahmin edersiniz ki tamamen psikolojim tükendi!

Bu kış yapmak istediğim çoğu şeyi yapamadığım için kendime biraz kızgındım. Ama sonra kendimi affettim. Çünkü hem iş yoğunluğum hem de İnci nedeniyle artık kendime, spora veya blog gibi tamamen kişisel uğraşlarıma hiç zaman ayıramadığım için kendime bu kadar yüklenmem haksızlık olurdu. Sonuçta bu, bir kadının hayatındaki en zor dönemlerden biri. Ben de 9. aya kadar gayet iyi götürdüm ama bu son ay tükenmişlik sendromuna girdim. Herkes lohusalıkta girer, ben de biraz geç oldu. Sanırım bu da benim çok pozitif biri olmamla ilgili. Yani herşeyi çok pozitif ve rahat karşıladığım için buraya kadar idare ettim ama artık pilim bitti.



Mart ayında gerçekten ufak bir depresyon atlattım. Bunda başka nedenlerin de etkisi var tabi. Çok sevdiğim yakın bir arkadaşıma aniden meme kanseri teşhisi kondu. Çok başlangıç seviyedeydi ama kötü huyluydu :( Öğrendikten sonra ki 1-2 haftam zor geçti. Onun ameliyat sürecinden çok etkilendim, elimden birşey gelmediği için üzüldüm. Hassas biri olmak kötü :( ameliyat oldu, neyse ki şimdi iyi. Lütfen şüphelendiğiniz zaman doktora gitmeyi ihmal etmeyin…



Sonra yine yakın bir arkadaşımın oğlunun hastalığını ve zor günler geçirdiğini öğrendim. Ona da çok üzüldüm. Sonra seçimler, medyadaki kötü haberler vs. derken kendimi birden bire sürekli geçmeyen bir üzüntü ve kızgınlık duygusu içinde buldum. Günlük hayatımı çok zorlaştırmaya başladı. Tüm enerjim bitti. Daha önce kitap yazacağımı söylemiştim. Ama artık ona da enerjim kalmadı. Bir süre bu projeme ara vermeye karar verdim. Sonuçta bu yıl benim için zor ve farklı geçiyor, fazla dağılmamakta fayda var. Amaaaaan kitap kaçıyor mu sanki, bir ara yazarım :))

Yani sonuç olarak depresyondan çıkmaya karar verdim :) fazla takılıp oyalanmaya gerek yok. Hayat geçiyor. Herşeyi fazla büyütmemek ve hayatın tadını çıkarmak lazım. En önemlisi kendimizin ve sevdiklerimizin ruh ve beden sağlığı. Onun dışındaki herşey bir anda değerini kaybedebiliyor. 

Lütfen kendinize ve sevdiklerinize kaliteli zaman ayırmaya çalışın. Ruhunuzu besleyen, size yenilenme enerjisi veren hobilerinizden ve yaşam tarzınızdan uzaklaşmayın. Kendi hayatınıza sahip çıkın. Kimse için fazla fedakarlık yapmaya değmez. 35 yaşıma kadar öğrendiğim en önemli bilgi budur :)

Yakında eski formattaki yazılarla görüşmeye devam…

Sevgilerimle ;)

Diyetisyen Serap Orak Tufan

12 Nisan 2014 Cumartesi


Yaş 35!


Merhabalar :)
Bugün 35. yaş günüm!
Bu vesile ile şiiri çok seven ve de şiir yazan biri olarak tabi ki Cahit Sıtkı Tarancı'yı anmadan geçemezdim.
İyi ki doğmuşum ve bu günlere gelmişim :) Hayatımda sanal, gerçek, uzak, yakın olan herkese ömrüme renk kattıkları için teşekkür ederim…
Nice senelere…

Diyetisyen Serap Orak Tufan

1 Mart 2014 Cumartesi



BEBEKLERİN DİŞ GELİŞİMİ HAKKINDA SIK SORULAN SORULAR VE YANITLARI

Malum bu aralar İnci'nin alttaki 2 süt dişinin kendini göstermesi nedeniyle konumuz bebeklerin diş gelişimi üzerinde yoğunlaştı. Hem benim merak ettiğim, hem de olası merak edilen soruları bir diş hekimine danışmak istedim. Bu konuda en güzel ve güvenilir bilgileri aynı zamanda en yakın aile dostlarımızdan biri olan Dt. Emre Kaynak'tan aldım. Emre'nin bir Hacettepeli olmasının gönlümde ayrı bir yeri olduğunu da belirtmeden geçemeyeceğim. Herkes kendi okulundan mezun olanlara fazladan sempati duyar bence :) Kendisi ile yaptığım minik röportajımız :

Dt. Emre Kaynak

S1) Bebeklerin ilk dişleri ne zaman çıkar? 

Y1) Fetusun 6. haftasından itibaren süt dişleri gelişimi başlar ve süt dişlerinin dizilimi şekillenmeye başlar. Her süt dişi sonrasında gelecek daimi dişlerin öncül yapılarını da geliştirir. Doğumdan sonraki 6. ayda ilk süt dişinin sürdüğü görülür, bu diş alt süt kesici (çenenin orta hattındaki diş) diştir.


S2) Bebekte diş çıkarma açısından hangi aylar geç veya erken sayılabilir? 

Y2) Doğum sonrası genellikle 24-36. aylar itibariyle tüm süt dişleri sürmüş olur. Süt dişi sürmesinde 2-3 aylık sapmalar görülebilir.



S3) Bazı bebekler neden dişli doğar? Bu durumun sakıncaları nelerdir? Ne yapmak gerekir? 

Y3) Bebek dişli doğabilir veya doğum sonrası 30. güne kadar diş sürebilir. Eğer diş mobil ise veya fazla dişlerden biriyse çekilmelidir. Süt dişi ise ve çok mobil değilse bırakılabilir. Mobil dişler aspire (soluk borusuna kaçma) edilebime riski taşıdıkları için çekilmesi gerekmekterdir. Erken çıkan dişlerin yarattığı diğer bir sorun da annenin memesini travmatize ederek emzirmeyi engellemeleridir, bu durumda da çekilmeleri gerekir.



S4) Diş çıkarırken bebekte karşılaşabileceğimiz sorunlar nelerdir? 

Y4) Genellikle süt dişleri herhangi bir belirti göstermeden diş etini delip sürerler. Ancak bazı çocuklarda sürmekte olan süt dişinin çevresinde kırmızılık ve şişlik gibi bölgesel beliritler ortaya çıkabilir. Bu belirtiler sürmeden birkaç gün önce ortaya çıkar. Bebek aynı zamandan yerel irritasyon, ağız sulanması ve hafif ateş beliritleri gösterebilir. Diş etine çeşitli ilaçlarla ovulması, masaj yapılamasını ve bir ısırma lastiği kullandırılmasını öneririm.
Sert cisimleri ısıran bebeklerde diş etinin sertleşmesi sonucu diş sürmesinde gecikmeler olabilir. Çiğneme sırasında aşırı ağrı oluyorsa bu sert dişeti cerrahi olarak alınabilir.
Sürme kisti dediğimiz süren dişin üzerinde büyüklükleri değişebilen şişlikler oluşabilir. Bu gibi durumlarda dişin sürmesi 2-3 hafta gecikebilir. Genelde  patolojik bir durum oluşturmadıkça herhangi bir tedavi önerilmez. 


S5) Bebeğin diş yapısı ve diş sağlığı gibi konularda genetik etkiler söz konusu mudur?Diş gelişiminin bozukluğu hangi etkenlere bağlıdır? 

Y5) Bebeğin ailesinden aldığı genetik özellikleri dişlerin sağlığını, dizilimini, yapısını ve şeklini etkiler. Gelişimsel bozukluklarla ilgili diğer etkenler; kimyasalların sindirimi (tetrasiklin, talidomid, polikrolinatlı bifeniller ve dioksin gibi aromatik hidrokarbonlar), erken doğum/düşük doğum ağırılığı, ağır derece yetersiz beslenme, doğum öncesi kanda kalsiyum seviyesinin düşüklüğü, D vitamini eksikliği, bilirubinemi, tiroid ve paratiroid hastalıkları, annenin diyabeti, bazı viral enfeksiyonlar ve bazı metabolik hastalıklardır.


S6) Bebeğimizin ilk dişlerinin bakımını nasıl yapmalıyız? 

Y6) İlk çıkan süt dişlerini beslenme sonrası temiz bir gazlı bezle silmeliyiz. Diş sayısı arttıkça küçük bir çocuk diş fırçasıyla macun sürmeden fırçalayabiliriz. Bebek fırçalamaya karşı dirense de ebeveynin fırçalamada ısrarcı olmasını ve böylece diş temizliğini rutin bir işleme dönüştürmesini öneriyorum. Bebeğin dişleri okul çağına gelene kadar ebeveynler tarafından fırçalanmalıdır. Çocuklar için önerilen diş fırçası küçük, yumuşak ve kolay tutulabilmesi için kalın saplı olmalıdır.


S7) Emzik veya biberon kullanımının bebeğin diş sağlığı ve diş gelişimi açısından zararı var mıdır? 

Y7) 1-1,5 yaşına kadar damağı destekleyen biberon ve emzik kullanılabilir. Ancak en geç 1,5 yaşında biberon ve emzik kesilmediği takdirde diş dizilimi ve çene kemiği gelişimi değişime uğrayabilir. Parmak emme alışkanlığı emzik kullanımından daha fazla olumsuz etkiye sahiptir. Ayrıca biberonla beslenmede biberona şekerli gıdalar koymak erken çocukluk çağı çürüklerine neden olcaktır, böylece diş ve çene gelişimi bozukluklarının kapısı aralanmış olacaktır.

S8) Diş macunu kullanmaya hangi yaşta başlanmalıdır? Çocuklar için yapılan diş macunları hakkında ne düşünüyorsunuz? 

Y8) Çocuklar fırçalama sonrası diş macununu tükürmeyi öğrenene kadar florürlü macunlar ancak ebeveyn eşliğinde ve kısıtlı olarak kullanılabilir. Diş temizliği için bebeğin ve ebeveynin çok yorgun olmadığı bir zaman seçilmeli ve temizlik işlemi oyun havasında yapılmalıdır.


Teşekkürler :) Diş Hekimi Emre Kaynak



Diyetisyen Serap Orak Tufan


24 Şubat 2014

Blogun 3. Yıldönümü (19 Şubat 2014)


Blogda 3. yıl!
Sevgili blog okuru dostlarım,

Bugün 3. yıldönümümüzü kutluyoruz! :)


Yine partisiz, eğlencesiz bir yıldönümü oldu ama anladığınız üzere benim içimde yok bu  :) yine birşeyler organize edemedim. Sadece eve giderken bir pasta alıp kesmeyi düşünüyorum. Kısmetse seneye birşeyler yaparız umarım…

Öncelikle kendimi kutlamak istiyorum. Aranızda blogger olanlar varsa beni çok iyi anlayacaktır. Blog yazmak tamamen gönüllülük esasına dayalı bir konudur. En azından benim ki öyle, çünkü şu zamana kadar yazdığım blogdan 1 kuruş bile para kazanmadım. Yani ticari amaçla kurulmuş bir blog değil. Tabi ki bu kadar emek harcadığım ve çoğu insana faydası olan bir sitenin maddi getirisi olması benim açımdan motive edici olurdu çünkü yeterince yoğun olan tempomda blog için de hatrı sayılı bir zaman ve emek harcıyorum. Ama olayın ticari yanına hiç mesai ayırmadım (diğerleri bunu nasıl beceriyor acaba ? :))

İstatistiksel olarak size bir anlam teşkil eder mi bilmiyorum (bana etmiyor çünkü bu kadar sürede bu kadar tıklanma sayısı iyi birşey mi bilmiyorum ama yine de sayılar mutluluk verici) bugün itibariyle toplam 1.026.541 kişi blogu ziyaret etmiş. Tesadüfi olarak tıklayıp geçmiş olanların dışında kalan ve beni gerçekten takip eden herkese çok teşekkür ediyorum. Yorumlarınız gerçekten çok motive edici oluyor. Ne kadar zor vakit bulsam da hep yazmak ve paylaşmak istiyorum. Birilerinin yazılarımı beklediğini bilmek iyi hissettiriyor. Çünkü insan üretip verimli ve faydalı olunca hayattan haz alıyor. Hani bir şarkı varya "...bu sabahların bir anlamı olmalı..." diye, işte bu paylaşımların da bir anlamı olmalı. Bloguma anlam katan herkese kucak dolusu sevgiler gönderiyorum. 

Bazen de çok saçma sapan ve seviyesiz yorum yapanlar oluyor ama onları zerre kadar önemsemediğim için kendi zavallı iç dünyalarıyla baş başa bırakıyorum (eskiden daha çok olurdu ama onlar da gerçekten hiç önemsemediğimi anladılar ve artık çok nadiren oluyor). En unutamadıklarımdan biri alaylı bir dille yapılan "sen kendinin çok güzel olduğunu mu zannediyorsun?" yorumudur. Hala hatırladıkça yüzümde bir tebessüm oluşturuyor. Hiç bu konuda bir anda düşünmemiştim. O günden beri kendimi daha güzel hissediyorum gerçekten :) hadi ona da bir teşekkür göndereyim bari ;)

Yıldönümü pastamı eşim Novada AVM'deki Özsüt'ten almış. Bu güzel frambuazlı pastadan 1/8 dilimini yedim. Gerçekten lezzetliydi. Ama üzerine yazılmasını istediğim yazıyı ancak bu kadar kötü yazabilirlerdi! Haksız mıyım ama? Şeker plakanın üstüne kalemle, üstelik de olabilecek en kötü yazı tipiyle süs yazısı yazıp, sonra da onu boyamak nedir Allah aşkına? Bu özensizlik hiç hoşuma gitmedi. Moralim bozuldu yani :( Demek ki önemli olan bu kadar çeşitli pasta yapıp satmak değil, çalışanlara da bazı konularda uygun eğitimi vermek olmalı. İşten geç çıkmasam Değirmen'den alırdım. Çok pişmanım...


Olmadı Özsüt :( bu ne özensiz pasta yazısı
Son 3 yılımı paylaşırken samimiyetime güvenen ve desteklerini esirgemeyen herkese, başta eşim ve ailem olmak üzere, yakın arkadaşlarıma ve tüm blog okurlarıma çok teşekkür ediyorum :)


Son 3 yılımı paylaşırken samimiyetime güvenen ve desteklerini esirgemeyen herkese, başta eşim ve ailem olmak üzere, yakın arkadaşlarıma ve tüm blog okurlarıma çok teşekkür ediyorum :)

Nice senelere...  

Diyetisyen Serap Orak Tufan

19 Şubat Çarşamba 2014

18 Şubat Salı 2014 (son 3 haftanın özeti)

Uzun bir aradan sonra yine merhaba!

Bu sefer de tam 3 hafta kadar gecikmeli olarak yazıyorum. Tabi ki yine elimde olmayan sevimsiz nedenler yüzünden yazılarıma ara vermek zorunda kaldım. Açıklayayım...

Bir önceki postumda devam edecek diye yazıp da devam edememe nedenim o akşam aniden hastalanmamdır. Zaten önceki 2-3 güne bakarsanız üşüdüğümü yazmışım. Evet tam da bu nedenle yani çok üşüttüğüm için hastalandım. İnci de hastaydı, aynı gün onun da doktor randevusu vardı. Sonuç akut bronşiyolit
:( İnci'm annesinin hastalıkları yüzünden son 2 haftadır hastaydı ve artık ilerlemiş olduğu için hırıltılı öksürüğü vardı. Doktorumuz önce soğuk buhar ile ilaç tedavisi uyguladı ve reçetesini yazdı. Kuzucuğum zaten 2 haftadır şurup içiyordu. Bu sefer de antibiyotik almaya başladı. Neyse ki doğru tedavimizi 1 hafta güzelce uygulayıp kızımı iyileştirdik. 1 hafta sonra ki kontrolümüzde akciğerlerde hırıltımız kalmamıştı.

Gelelim bana... Hasta olduktan sonra (2 hafta önce de olmuştum hatırlarsanız) yine inatla çalışmaya devam edip kendimi tüketmeyi bu sefer başardığım için en sonunda Pazar günü acillik oldum. 4 gündür hiç nefes alamadan uyuduğum-yani uyuyamadığım için sinirlerim tükenmişti. Bana da ilk etapta buharla tedavi uyguladılar. Uzunca da bir reçete yazdılar. Tüm ilaçlarımı ve ağır antibiyotik tedavimi de yaptıktan sonra iyileştim. Ama son 1,5 ayda bu 3. hastalığım olduğu için artık tükendim! Bir yandan burnum akarken İnci ile ilgilenmek, hiç halim yokken işe gitmek hepsi bir arada çok zor oldu. Umarım bu son olmuştur  :( Hamilelik ve emzirme döneminde bağışıklık sistemi çöktüğü için artık en ufak bir viral etkide kendimi ağır hasta buluyorum.

Tüm bunların içinde en güzeli hastayken iştahımın kapanması ve kilomun 56,6'ya düşmesi oldu ama bu hafta iştahım geri açıldığı için son durumumu bilmiyorum.

10 Şubat 2014 İnci'nin ilk dişini gördük

Bu arada İnci 3 gün önce tam 8 aylık oldu. Son 10 gündür emekliyor. İlk dişini 1 hafta önce gördük ve 2 gün önce de 2. dişini gördük. Artık alt çenede 2 minik inci dişimiz oldu. Yavaş yavaş büyüyorlar :) 1 hafta önce ilk dişini gördüğümüzde Berra o kadar sevindi ki bana sürpriz olarak Cumartesi günü diş kurabiyeleri yapmış getirdi. Ne kadar tatlı ve düşünceli bir yiğenim var. İnci de böyle bir ablası olduğu için çok şanslı.

Diş perisi Berra'nın kurabiyeleri

Uyku düzeni diye bir konumuz olmadığı ve sürekli değişken yatış kalkış saatlerimiz olduğu için benim günlük programım da bundan etkileniyor tabi. Blog yazıları aksıyor ve hala kitabımı yazmaya başlayamadım (enerjim de yoktu zaten). Ama evren bana bugün bir işaret gönderdi ve sanırım çok yakında kitapla ilgili çalışmalarım başlayacak :)

Bu Perşembe'den itibaren 4 gün boyunca Acıbadem Üniversitesi Sağlıklı Yaşam Günleri kapsamında 4 günlük bir Sporcu Beslenmesi semineri alacağım. Yani tüm bu telaşımın içinde kendimi geliştirmeye yönelik hamlelerim de var :) Merak edenler için seminer programı bir tık!

Son olarak, yarın bloğumun 3. yıldönümü!!! Tüm gün azmim için kendimi ödüllendirmeyi düşünüyorum. Mesela blog için bir pasta alıp kesmeliyim. Geçen sene blog yıldönümümü unutmuştum hatırlıyor musunuz? Sonrasında beraber kutlamıştık. Hatırlamak isteyenler için bir tık ;)

Berra ve İnci/İnci tam 8 aylık
Şimdilik son haberler bunlar. Kafamda yazacak pek çok konu var. Yine hepsi birikti. Teker teker gündeme alacağım. Bu arada İnci'nin ilk dişi konusu açılmışken eğer sormak istedikleriniz varsa çok yakında diş hekimimizle bir röportaj yapacağım. Bebeğimizin ilk dişlerinin sağlığı konusunda merak ettiğiniz şeyler varsa sorularıma ekleyebilirim.

Görüşmek üzere...

Diyetisyen Serap Orak Tufan

18 Şubat Salı 2014
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...