HOŞÇAKAL 2024, GÜZEL GÜNLERLE GEL 2025

Merhaba benimkiler,

Bunca yıldır bıkmadan ve sabırla yazılarımı bekleyen tüm blog dostlarıma kucak dolusu sevgilerimi göndererek yazıma başlamak istiyorum. 

Artık bu satırları son 6 aydır yaşadığım Antalya'dan yazıyorum. İstanbul'la ufak tefek seyahatler dışında tüm bağımı kopardığımı düşünüyor ve yine büyük konuşmayım ama bir daha dönmeyi istemiyorum. Canım ciğerim arkadaşlarım ve çok sevgili danışanlarım hariç benim için artık bir şey ifade etmiyor. Şimdi uzaktan bakınca 20 yıl boyunca bu kadar stres çekmeye, bu kadar yorulmaya, bu kadar tükenmeye değer miydi diye düşünüyorum da son 10 yıl gerçekten gereksiz olmuş keşke İnci bebekken Antalya'ya taşınsaymışım. Neyse güzel dostlar edindim, gençtim ve yıpranmaya dayanıklıydım ve tolere edebildim. Şimdi artık 2 ay sonra 46 yılı devireceğim ve sağlığımdan, keyfimden, huzurumdan ve neşemden başka bir şey düşünmek istemiyorum. Kalan yıllarımda zorluklar yaşayacaksam bile en azından deniz kenarında kahvemi, biramı yudumlarken olsun. Hatta son 6 ayıma bakarsak yaşadığım bazı sıkıntılara rağmen şimdiden daha sakin, daha mutlu ve daha rahat birine dönüşmeye başladım bile. 

Haa bu kadar söylendiğime bakmayın, ben tam olarak bilerek, isteyerek böyle bir hayat planı kurmuştum. Genellikle planlı hareket ederim. İstanbul'da çalıştığım ilk iş yerinden sonra (Prof. Dr. Osman Müftüoğlu Yaşasın Hayat Kliniği) kariyerim konusunda çok azimli ve çalışkan yıllar geçirdim. Zaten bloga ilk başladığım 2011'den beri beni biliyorsunuz. Oldukça yoğun çalışıyordum, O zaman çocuğum yoktu geç saatlere kadar randevu verebiliyor ve iyi para kazanabiliyordum. Bu da benim tercihimdi, hatta çok çalışıyorum diye eski eşim söylenir dururdu. Yani ben artık biraz yavaşlamayı hakettim. Zaten hayat da bana bu yönde bir yol çizdi. Gerçekten inanılır gibi değil, bu satırları yazarken son 20 yılımı düşünüyorum. 20 YIL! 2 bavulla tek başına başlayan ve 1 kız çocuğu, 1 ofis ve 1 ev dolusu eşya ile biten koca bir kariyer. Biliyor musunuz bu konuda bir roman yazmak istiyorum, belki de yazarım...

Antalya çok güzel bir şehir, ben geldim daha güzel oldu :) şaka bir yana alıştığım yaşam standartlarını devam ettirebilmek için oturduğum semtte kiralar çok yüksek olduğundan yine sıkıntılar yaşıyorum ama en azından evden çıkıp 10 dakika öteye yürüyünce denize girebiliyor veya sınırsız bir deniz manzarası izleyebiliyorum. Evimi Mayıs ayında 25 bine tuttum. Eski ama geniş, merkezi konumda bir yer. 29 Haziran'da taşındığımda evi hiç görmemiştim çünkü ben yokken kardeşim Semra bulmuştu. O beğenince tamam dedim çünkü o benden daha zor beğenen bir insan. 

Neyse işte eve ilk girdiğimde her şey çok üstüme geliyor ve gözüme batıyordu, zamanla alıştım. Yani 25 bine ev kiralıyorsunuz ne ısınmak için 1 petek kalorifer var, ne sıcak su için bir imkan var, ne ocağında doğalgaz var... Antalya'da bomboş daire tutuyorsunuz. Sağolsun babam ben gelmeden önce eve doğalgaz sistemini kurdurup bir kombi bir de klima aldı. Sıcak su ve banyo işini çözdük. Yazın salonu serinlettiğimiz klima ile kışın da ısınıyoruz, odalar için de birer elektrikli ısıtıcı aldım, ilk kışı bu şekilde geçirmeye çalışıyoruz. Yalnız taşındıktan bir hafta sonra başlayan sıcaklar neydi öyle! Balkonda keyif yapmayı planlarken evden burnumuzu çıkartamadık. Her şehrin ayrı bir yaşam kültürü var. Alışması zaman alıyor. 

Taşınma döneminde çok yoruldum. İstanbul'da kısa sürede her şeyimi tek tek kendim koliledim. Burada aç aç bitmedi, bazı eşyalarım eksik olduğu için hala yerleşemedim. Geçen hafta artık bir kitaplık ve portmanto aldım, gelmesini bekliyorum. Ondan sonra komple kolilerden kurtulacağım. Bazı şeyleri almam, yerleştirmem zaman alıyor. Biraz yorgunluk, biraz bıkkınlık, biraz adapte olamama, biraz kaygı vs. Son 6 yılda 3 kez ev değiştirdim. Şaka maka 2 mevsim geçti, kışa girdik. Beni Instagram'dan takip edenler zaten sürekli hikaye kısmında paylaşım yaptığım için bu sürece şahit oldular. Takip etmeyenler için buraya bir link bırakıyorum, belki okursunuz ve takibe gelirsiniz. Bir tık lütfen ;)  

Antalya'da en sevdiğim şeylerden biri pazara gitmek. Her Çarşamba evime yakın pazar kuruluyor. İstanbul'a göre fiyatlar oldukça düşük ve her şey daha taze. Mesela yarım kilo deniz börülcesi aldım o kadar tazeydi ki, İstanbul'da markette satılan küçücük ve pörsümüş bir tutam deniz börülcesinden daha ucuza geldi nerdeyse. Taşındığımdan beri sadece 1 hafta pazara gitmedim onun dışında yumurtayı bile pazardan alıyorum ve çok mutluyum. İstanbul'da pazar bana uzaktı ve günü uymuyordu.

Gelelim hayatımın en önemli olayına! BEN ARTIK KEDİ ANNESİ OLDUM :) 45 YILLIK KEDİ FOBİMİ YENDİM VE ARTIK BİR KEDİ KIZIM VAR! Kedim resmen hayatımıza pat diye girdi, yıllardır İnci'yi kedi almak konusunda oyalayıp duruyordum ama yalan değil kedi falan kucağıma alamazdım yani hatta çok yakın bir tanıdığımın evinde falan değilsem dokunamazdım da. Ama o istiyor diye bir gün sahipleneceğimizi biliyordum. 1-2 yıla alırız diye düşünürken kardeşimin komşusunun kedisi doğurdu. 1 Ağustos'ta doğan kedimiz 22 Eylül'de evimize geldi. Ama ne geliş! Resmen lohusa gibi oldum, bebek olduğu için kucağımdan indirmek istemedim. Bir kediye dokunamayan ben şimdi artık kedimin her yerini öpüyorum. Ne kadar güzel bir duyguymuş ve bunca yıl bundan kendi bariyerim yüzünden mahrum yaşamışım. Adını İnci koydu, artık Luna diye bir kızım daha oldu. Uzun bir süre kediyi evde yalnız bırakmak istemediğim için dışarı çıkamadım, bebek sonuçta. Kıyamadım. Bugün ilk kez aşı oldu. Bize geldiğinde 700 gramdı şimdi 2,3 kg oldu bile. Maşallah Luna'ma :) iyi ki hayatımıza geldin. Bazı şeyler de böyle pat diye olmalı, fazla plan program yapınca devamlı erteleniyor. Keşke üniversitede yalnız yaşarken bir kedim olsaymış. Kedi bana çok iyi geldi, tahmin bile edemezdim.

Buraya kadar hala okuyorsan teşekkürler :) uzun süre yazmayınca birikiyor tabi. Neyse 2024 kapanmadan önce istediğim gibi olmasa da en azından bir özet yazmış oluyorum. Aslında çok uzun zamandır yazmak istiyordum ama psikolojim uygun değildi. İstanbul'u düşünmek pek çok yönden bana hüzün veriyor, en başta yakın dostlarımı arkadaşlarımı özledim. Zaten pandemi dönemi görüşme sıklığımız azalmıştı bir de artık ayrı şehirlerdeyiz. Ben uzak mesafe ilişkisine inanmam ama uzak mesafe dostluklara bir şey olmaz hatta daha bile güçlenir diye düşünüyorum. Antalya'ya taşınınca lise dönemi arkadaşlarımla görüşmeye başladım, bunca yıl farklı şehirlerde yaşamış olsak da bir ortak geçmişimizin olması ilişkiyi daha değerli yapıyor bence. Ee artık önümüz yaşlılık, dostlarımıza, yakınlarımıza daha çok ihtiyacımız var. Bir de aynı yöne baktığımız bir hayat arkadaşımız olursa daha ne olsun, kedim bile var :) 

Şimdi size de soruyorum, uzak mesafe dostluklar, arkadaşlıklar güçleniyor olmasa siz hiç görmediğiniz, tanımadığınız, yarı akıllı yarı deli, çenesi düşük bu kadını 14 yıldır takip eder miydiniz? Kimse eski sevgilisini 14 yıl takip etmez ama bakın aynı duyguları, benzer hayatları yaşayan bizler hala kopmadık. İşte ispatladım :)

Antalya'ya taşındığımda yapmak istediklerim arasında koşmaya başlamak vardı. Evime yakın, sahil boyunca uzun bir bisiklet ve koşu yolu var. 2025 Nisan ayındaki koşuya hazırlanırım diye heveslenirken çok dalgalı bir günde yüzerken dizimi sakatladım, ağrısı ha geçti ha geçecek derken (geçmedi) baktım sadece zaman geçiyor doktora gittim, sol dizimde menisküs yırtığı olmuş. Yani koşu kariyerim başlamadan bitti diye düşünürken bana ilham olan arkadaşım ben yırtık bağ ile bile koştum biraz iyileşince yaparsın merak etme diye bana cesaret verdi. Şimdi bu konuyu zaman bırakıp gerekli besin desteklerini kullanıyorum. Uzun yürüyüş yapınca veya evde iş yapınca ağrım oluyor henüz bir düzelme yok. Zorlamamaya çalışıyorum. Elveda topuklu ayakkabılar, elveda flamenko kursu hayalleri. Yine tığ ve seramik hobisine kaldık :) gerçi seramik yaparken çok ayakta kalınca yine problem oluyor.

2024'ün 2. yarısında hayatıma yeni insanlar da girdi tabi, yeni arkadaşlar edindim. Gençken bu işler daha kolay oluyor çünkü çoluk çocuk yokken birbirine daha çok zaman ayırabiliyorsun. Çocuk varken okul, ödev, sosyal aktivite, kurslar falan olunca ortak zaman bulmak zor olabiliyor. Neyse ki Antalya daha kolay bir şehir, mesafeler yakın, trafik daha az.

İnci burada 6. sınıfa başladı, maşallah dersleri de gayet iyi, yeni bir arkadaş edindi ve çok mutlu. İlk 1 ayda çok zorlanmıştı ve arkadaşlık kuramamıştı. Antalya'ya taşındığımızdan beri babasını eskisinden daha az görebiliyor maalesef. Son 2 yıldır Bodrum'da yaşayan babası bu hafta İzmir'e taşındı. Belki daha sık görebilir artık. Hayat herkes için farklı açılardan zor. Sağlık olsun...

İnanmayacaksınız ama buraya kadar ağlamadan yazabildim. Demek ki ruhen toparlıyorum, çünkü yazacağım satırları düşündükçe bile göz yaşlarıma hakim olamıyordum. Dedim ya kedi bana çok iyi geldi, pek çok konuda yalnızlığımı azalttı. Tabi ki ailemle daha sık vakit geçirmenin de payı büyük. Arkadaşlarımı özledim ama...

Yeni bir hayat kurmak kolay değil, hatta şartlarınız iyi olsa bile zor yanları çok. Ama ben alışkınım, en azından yaşamadım değil. 20 yıl önce Ankara'dan İstanbul'a taşınırken kavuşamadığım büyük bir aşkın acısını çekerek yeni bir hayata başlamıştım, İstanbul'dan Antalya'ya taşınırken de aynısı oldu. Ama şimdi yeni hayatımda yeni umutlarla yoluma devam ediyorum. Çok sevilmeyi ben de hak ediyorum, bir gün ben de bulacağım ve ona sımsıkı sarılacağım.

Evet blog dostlarım, son 1 yılım maddi manevi zor geçti ama dolu dolu her duyguyu yaşamış biri olarak kendimi her zamankinden canlı hissediyorum. Neden bu kadar ayrıntılı anlatıyorum çünkü blog sayesinde tanıştığım kişilerden öyle güzel yorumlar aldım ki hiç bir duygum, düşüncem boşa gitmemiş. Mutlaka birilerine dokunmuş ve ilham olmuş, hatta bazen güç olmuş, dayanak olmuş. O yaptı ben de yaparım demişsiniz. Bazen aynı ülkede bazen dünyanın taa öte ucunda aynı şeylere dertlenip aynı şeylerle mutlu olmuşuz. Ben bunları uydurmuyorum 14 yıldır sizden duyduklarımı anlatıyorum. İyi ki birbirimizi bulmuşuz. Bu dünyada ruhunun dengini bulmak öyle kolay değil, biraz şans biraz gayret işi. Okuduğunuz ve bunca yıldır destek olduğunuz için çok teşekkür ediyorum. 

O zaman napıyoruzzz? Yenilenerek yolumuza devam ediyoruz, yeni seyahatlerde, filmlerde, kitaplarda, dizilerde, aşklarda, mutluluklarda buluşmak üzere...

İmza, 

Beyaz kedili kadın :) 22 yıllık diyetisyen, 11 yıllık anne, 45 yıllık deneyim :)) durmak yok hayatın tadını çıkartmaya devam, çok yakında...

Serap Orak 

31 Aralık 2024 

(Fotoğrafları sonra eklerim, uzun yazdığım için fotoğraf eklemeye çok üşendim çünkü saat 02.00'yi geçti)

ŞUBAT, MART, NİSAN 2024 ÖZETİ

Merhaba kabilem,

Ayda 2 post yazarım deyip ortadan kaybolmam bir çeşit dolandırıcılık sayılır bence, hakkımda ne düşünseniz az :) ama öyle böyle değil, gerçekten çok zor günler geçirdim. Atlattım diyemem çünkü devam ediyor ama atlatırım tabi. Değişim her zaman sancılı geçer. Genel olarak enerjisi yüksek biriyimdir, inanın bazen öğlene kadar yataktan çıkamadığım günler oldu.

3 ayda anlatacak çok şey biriktiği için kısa kısa bahsedeyim. 

İlk olarak Şubat tatilinin son haftası Antalya'ya gittiğimizde İnci'nin yeni okulu için kayıt yaptırdık. 2 okulda bursuluk sınavına girdi, birinden %40 indirim alınca orayı tercih ettik. Yani henüz taşınmadan kızımın okulu netleşmiş oldu. 6. sınıfa Antalya'da başlayacak. Umarım başarılı bir okul hayatı olur ve İstanbul dışında herhangi bir yerde öğrenim hayatına devam eder. Çünkü bir daha İstanbul'a dönmek istemiyorum. Kendisi üniversite için Amerika'ya gitme hayalleri kuruyor. Belki de gerçekleşir, neden olmasın?

Ofis manzaram

Şubat ayında kira sözleşmemin 5. yılı dolduğu için ev sahibimle bir takım gergin günler geçirdikten sonra avukatı aracılığı ile konuyu sonuca bağladık. Bir anda 6 kat artış yapamayacağım için yaklaşık 2 kat artış yaparak Temmuz başında taşınacağıma dair sözleşme imzaladım. 3 yıldır bana yaşattığı stres yüzünden yasal haklarımın bile peşinden gitmek istemedim. İnsanın böyle şeyleri tek başına kaldırması zor oluyor. Bir yerde pes edip kendi sağlığını düşünmeyi tercih ediyorsun. Zaten İstanbul'da yaşamak istemediğim için ısrar etmedim. Sonuç olarak aynı adreste 15. yılımı doldurdum, bu da ayrı bir hüzün konusu. Binanın demirbaşı gibiyim, kimler geldi kimler gitti ben burada yaşlandım resmen :)) süreklilik ve istikrar seven biri olduğum için adresimin aynı kalması konusunda özel çaba sarfetmiştim. Ama bu da yeter artık di mi?

1 Mart'ta 45. doğum günümü kutladım. Kızımla baş başa yemeğe gittik. Bu sene pasta kesmek kısmet olmadı, umarım seneye sevdiklerimle beraber güzel bir kutlama yapma şansım olur. Hayatta kutlamaya değer her konu için ya bir pasta kesmeli, ya bir şarap açmalı veya güzel bir yemek yenmeli. Olmadı kahve içmeli yani. Özensizlik her şeyin değerini düşürüyor, buna hiç müsade etmem, mizacıma ters :)

Babam Mart ayında 4. ameliyatını oldu. Mesane kanserini komple atlattı diyebiliriz. Çok şükür, çok acılar çekti, organ nakil ameliyatı oldu, komplikasyon geliştiği için fazladan 2 ameliyat oldu, bir süre ürostomi torbasıyla yaşamak zorunda kaldı. Bu süreçte destek olan herkese çok teşekkür ederim. Uzakta olmak gerçekten zor oluyor. 

Markam : Koi inspired

Seramik kursum devam ettiği için son aylarda örgü öremiyorum. Enerjim kalmıyor. Daha doğrusu boş zamanlarımda bazen seramikle ilgilendiğim için örgüye ara vermiş gibi oldum. Zaten son aylarda çoğu şeye enerji bulamıyorum. İyi ki seramiğe başlamışım. Hem yeni bir el sanatı öğrenmiş oldum hem de gerçekten bana iyi geliyor. Geçen yıl çok iyi bir manifest yapmışım kendimce. İlla ki elimi çamura bulaştıracaksam bu olmalı, insan sonunda güzel bir şey üretemiyorsa boşu boşuna elini ve hayatını  çamura bulaştırmamalı. İç sesim bana her zaman en doğrusunu söylüyor.

Antalya Kaleiçi-Nisan

Bu post bir özet olsun istedim. Bundan sonraki postlarda İstanbul'a veda yazılarımı okursunuz gibime geliyor. Dün Antalya'daki emlakçımı aradım, bana ev araştırması için istediğim bazı önemli konuları söyledim. Orada da kiralar yüksek ama yapacak bir şey yok, girdim bir yola, sıkı çalışıp yeni bir hayat kurmaya hazırım. Bu kadar zor aylardan yıllardan sonra güzel günler yaşayacağıma inanıyorum...

Diyetisyen Serap Orak

09.05.2024


2023'ün güzel yanları, seramik, örgü vs...


Merhaba kabilem,

Önceki postumu okuyan tüm dostlarımı kucaklayarak yazıma başlamak istiyorum. Kahrolsun 60 saniyelik tiktok ve bilimum platform videoları, yaşasın 2-3 saatte yazılan ve zaman ayırarak okunan bloglar :)) Eeee hoşgeldin mânâ arayan dostum. 

Şaka bir yana takipçilerine veya meraklılarına hitap etmek, işini gücünü parlatmak, sesini duyurmak için kim hangi sosyal medya platformunda olmaktan memnunsa öncelikle kolaylıklar dilerim. İçerik üretmek gerçekten bir emek işi. Ben becerebildiğim ve keyfimin yettiği ölçüde bir şeyler paylaşıyorum ama blog ayrı bir kültür. Ben blog kadınıyım, ha sen seversin, sevmezsin bilmem :) 

Bu postta 2023 yılında yaşadığım berbat olayların dışında başıma gelen güzel şeylerden bahsetmek istiyorum. Haa tabi ki bunlar da öyle durup dururken ortaya çıkan şeyler değil, hepsi benim kişisel terapi yöntemlerim aslında. 

Hayatım boyunca güzel sanatlara ve el işlerine hep ilgim olmuştur. Eğitim alıp üstüne hiç düşmedim ama resme ve çizime de yeteneğim var denebilir. 10 yaşımdan beri tığ/şiş ile ilişkim vardır. Bir çekmecemde hep çeşit çeşit iplerim ve örgü malzemelerim olmuştur. Boş kalınca veya canım isteyince kendimce bir şeyler örerdim. Haliyle sosyal medyada yıllardır bir sürü örgü hesabı takip ediyorum. Kendi kendime dedim ki ben niye hobimi bir ek işe çevirmiyorum? Sonunda kendime bir marka oluşturdum. Açıkcası okuduğum bir kitaptaki paragraftan esinlenerek yola çıktım. Yazıda mitolojik olarak kaderin ağlarını ören 3 kardeşten bahsediyordu. İsimleri o kadar ilham verici geldi ki ordan yola bir çıktım en sonunda başka bir noktaya geldim. Yıllardır kendime koi balığı dövmesi yaptırmak istiyordum çünkü her zaman koi balığının temsil ettiği anlam beni tasvir ediyor gibi gelirdi. Canım dostum, dert ortağım, kalbimi anlayanım Ebru bana güzel bir logo tasarladı ve "Koi inspired" markası bu şekilde doğdu. Instagramdan takip için bir tık lütfen :) Markanın adının İngilizce olma nedeni tamamen yurt dışı satışı hedeflerimden kaynaklanıyor. Çünkü ülkemizde el emeğinin değerinin bilindiğini düşünmüyorum. Zaten diyetle ilgili de daha global yayılma hedeflerim var. Tabi ki benim asıl mesleğim bu değil ve sadece uygun olduğum zamanlarda emek harcayabiliyorum. O nedenle işimden ve çocuğumdan kalan zamanlarda sürdürebileceğim bir hobi olarak görüyorum. 


Kaseyi de ben yaptım



Bunun dışında aslında dikişe çok meraklı olduğum için dikiş kursuna gitmek istiyordum ama bir dikiş makinem olmadığı için bir türlü başlayamadım. Bu kurslar için Ataşehir Belediyesi'nin halk eğitim merkezine gitmek istiyordum ama ya yer kalmıyordu ya da günleri bana uymuyordu. Bu sene şansım yolunda gitti ve seramik kursuna kaydoldum ve haftada 1 günümü buna ayırabildim. Ekim ayından beri her Cuma seramik kursuna gidiyorum. İlginç bir şekilde bu hobi bende çok tatlı bir esneklik yarattı. Çünkü ben aslında böyle çamurlu, ele bulaşan, ortalığı pisleten şeylerden pek hoşlanmazdım. Biraz temizlik takıntım vardır. Bunda bile etrafı oldukça kontrollü kirletiyorum ama ruhsal anlamda illa çamura bulaşmam gerekiyorsa bunun seramik gibi bir sanat olmasını tercih ettiğim ve bu bilinçle hareket ettiğim için kişisel anlamda bir aydınlanma yaşadım çünkü son yıllarımda insanın hayatına bulaşınca kurtulamadığı pislikler gördüm. Neye bulaştığınız, aklınızı ve seçimlerinizi nasıl kullandığınız çok önemlidir. Sonuçları ödülünüz veya başınızın belası olur. Seramik yaparken, çamura şekil verirken, kurumasını beklerken hep bir sabır sınavından geçiyorsunuz. Örgü de o şekilde. Gördüm ki ben çok sabırlı bir insanım, bunu bu tarz hobilerde yaşayıp hayatıma yön verirken azaltmam gerekiyor. Fazla sabredip fedakarlık yaptığım her konu elimde patladı, illa bu kadar sabretmem gerekiyorsa bu hakkımı hobilerimden yana kullanarak yaşamam gerekiyor. Bunu net anladım.

2023'ün en güzel yanlarından biri ülkemizin 100. kuruluş yıl dönümünü yaşamak oldu. Buna tanıklık etmek ve kutlamak nasip olduğu için mutlu oldum açıkcası. Ulu önder Mustafa Kemâl Atatürk ve tüm silah arkadaşlarının ruhları şâd olsun. Emanetinin muhafızıyız Atam...

2023 yılında İnci ortaokula başladı. İlkokulu devlet okulunda okuduğu için bu sene yabancı dil ağırlıklı bir koleje gitmesini istedik. Ama aynı zamanda akademik olarak iyi eğitim veren okul olmasını da istedik. Bu konuda Ataşehir'de Fen Bilimleri Koleji yıllardır danışanlarımdan çok tavsiye aldığım bir okuldu, kabul sınavını ve mülâkatını atlayıp kayıt yaptırdık. Çok şükür İnci'nin hem İngilizcesi iyi oldu hem de derslerinde çok iyi bir not ortalamasına geldi. Tabi bunda anne olarak benim de payım var çünkü ödevler konusunda takibini sağlayıp düzenini bozmayacak şekilde tüm hayatımı ona göre düzenliyorum. 2024 Eylül ayında Antalya'da bir okulda devam edeceği ve arkadaşlarından ayrılacağı için biraz üzülüyor ama yapacak bir şey yok hayat bize bunu getiriyor. Okul müdürümüz Nihan Hanım da İnci ayrılacağı için üzüldü çünkü okul disiplinine bu kadar uyum sağlayan ve dersleri bu kadar başarılı olan bir öğrenciyi kaybetmek onlar için de biraz üzücü oldu.

Bu blogun asıl konusuna gelince genel olarak sağlıklı beslenmeye devam ediyorum. Biraz hareketsizim ama hayatımda bu dönem de bunu gerektiyordu. Çünkü ne zaman yürüyüşe çıksam ağlayarak eve dönüyordum. Ben de yürüyüşü bıraktım. Kilom 55-56 arasında gidip geliyor. İştahım azaldığı dönemde 54'lere kadar indim ama artık o kadar üzgün de depresif değilim. Yalnız bu ara bana çok ilham veren bir konu oldu. 50'li yaşlardaki bir kadın danışanım yıllardır maratonlarda koştuğunu söyledi. Ben de kaç yaşından beri koştuğunu sordum. 45 yaşında başlamış ve ondan önce hiç spor yapmamış. Ben de 1 Mart'ta 45 oluyorum. Karar aldım Temmuz'da Antalya'ya taşınınca oradaki bir koşu grubuna yazılıp koşmaya başlayacağım. Çünkü ben çok uzun mesafe ve hızlı yürüyüş yapabilen biriyim. Danışanım (kendisi doktor) bence koşabilirsin dedi :) koşarım bence de ;) 

Konuyu burada biraz keseyim de bir sonraki posta konu kalsın :) bu yıl en azından ayda 2 blog yazma hedefim var. Belki daha bile fazla olur. Hatta Antalya'ya taşınınca instagramda daha aktif olup yeni hayatımı daha çok paylaşmak istiyorum. Bu beni de motive edecektir. Çünkü insanın hayatının en verimli olduğu 20 yıllık dönemini kapatıp yeni bir hayata başlaması kişisel dayanıklılık da gerektiren bir değişim aslında. Ben şimdiden kendimi güçlendirip hazırlıyorum, sizin desteğinize de talibim :)

Sevgilerimle

Diyetisyen Serap Orak

22.01.2024

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...