24 Nisan Pazartesi 2017

Merhaba sevgili blog dostlarım,

Yine yazamadım uzun zamandır, çok güzel beslendiğim, güzel yemekler yaptığım günler de oldu ama sonra araya hastalıklar girince yine koptum. Tuttuğum yerden devam edeyim bari :)

2 hafta kadar önce ağır bir mide gribi geçirdim. Olay İnci'nin bir gece saat 02.00'de tepemden aşağı 2 kez kusmasıyla başladı. O atlattı bana geçti. 1 hafta aşırı bulantı ve mide ağrısı yaşadım. İlk 2-3 gün kustum da, yemek de yiyemedim. Bir ara ishale çevirdi. Sonra düzeldim ama tam 1 haftamı aldı. O 1 hafta yemek yiyemeyince sonraki hafta biraz abartılı yemiş olabilirim :)


Az önce aç karnına tartıldım, eh fena değil. (55,9) Kilo olarak hala istediğim kiloda değilim ama sanırım düzgün beslendiğim için yağ oranım (21,6) düşük çıkıyor. Geçenlerde instagrama bir fotoğraf koymuştum. İnci botumun içine oyuncak kaplumbağa koymuştu. Bugün de bu gülen yüz çıkartmasını koymuş :) Tartılmak için botumu çıkarınca gördüm.


Bu sabah 09.30 gibi evde tost yaptım. 2 dilim ruşeymli ekmek arasına 2 dilim cheddar peyniri koydum. Yanında da 1 bardak süt içtim. Geçen hafta her sabah simitçiden poğaça alıp yemiştim.

Ofise gelince kendime 1 kupa filtre kahve yaptım. Artık kahvemi kendim çekiyorum. Bir arkadaşımdan 2. el kahve makinesi ve kahve öğütücü aldım. Bir kahvesever olarak taze taze kahve çekmenin keyfine doyum olmuyor diyebilirim.

Az önce işlerim bitince 10 tane fındık yedim. Şu an çok açım ama önce Migrosa gidip alışveriş yapacağım. Eve gidince birşeyler yerim artık.

devam edecek...

Diyetisyen Serap Orak

24 Nisan Pazartesi 2017

Sosyal medyada takip etmek için:

İnstagram için http://instagram.com/diyetisyenserap 



28 Mart Salı 2017

Salı günüme hoşgeldiniz :)

Bugün İnci'yi okula götürdükten sonra eve gelip yeniden yattım çünkü ilk randevum saat 12.00'de idi.  10.30'a kadar uyumak bana çok iyi geldi. Burada uyku fırsatı olmayanlardan özür diliyorum. Başka bir hayatta belki :)


Bu sabah canım tost yemek istedi. 11.00'de 1 bardak günlük süt eşliğinde, içine 2 dilim cheddar peyniri koyduğum tostu yedim. Eriyen peynire bayılıyorum.

Ofise gidince filtre kahvemi yaptım ve büyük bir keyifle içtim. Öğle kahvesi oldu yani.


Aniden akşamki randevularım iptal olunca işim biter bitmez kuaförümü arayıp saçlarımı kestirmeye gittim. Ancak arada hiç zaman olmadığı ve de çok acıktığım için mecburen ofisimin altındaki Mc Donalds'tan 1 tane cheeseburger yedim. Yanında başka hiç birşey almadım. Hızlı hızlı yiyip kuaföre koştum. Fast food bunun için var :)

Yarın ofiste fotoğraf çekimim olacağı için saçımda biraz değişiklik yapmak istedim. Boyu aynı kaldı ama biraz kat verdirdim. Güzel oldu bence ;)


Kuaförde 1 fincan şekersiz Türk kahvesi içtim.

Her zamanki rutinde İnci'yi okuldan alıp eve geldim. Önce ona yemek yedirdikten sonra kendim yemek yedim.


1 tabak sulu köfte ve yanında 1 dilim ruşeymli ekmek yedim.

Mutfağa girip çıktıkça 15 tane siyah kuru üzüm ve 2 tane kuru kayısı yedim.


Yemekten sonra tam doymayında 1 dilim ruşeymli ekmek ve 1/2 kase ev yoğurdu da yedim.

İnci uyuduktan sonra blog yazmayı da bitirince 1 kase ay çekirdeği yedim. Pişman değilim :)


Diyetisyen Serap Orak

28 Mart Salı 2017

Sosyal medyada takip etmek için:

İnstagram için http://instagram.com/diyetisyenserap 

27 Mart Pazartesi 2017

Bloga geri dönmek çok iyi geldi bana. Her ne kadar bu aralar saçma sapan bir düzende yesem de bunu da görmeniz ve bununla nasıl baş ettiğimi takip etmeniz iyi olacaktır. Eskisi gibi günde 3000 kişi üzeri giriş olmasa da dün 1800 kişiyi geçmek iyi bir haber oldu :) teşekkürler...

Dün gece supangle yiyen pişman bir diyetisyen olarak bu sabahki cezamı da kestim. Kahvaltı olarak sadece 1 bardak süt içtim, 1 tane de muz yedim. 

Ofise gidince filtre kahvemi de içtim.



Öğle yemeğimi saat 14.30 gibi yiyebildim. Değirmen'e inip 1 porsiyon bulgur pilavı, kıymalı patlıcan musakka ve yanında biraz yoğurt aldım. Hiç ekmek yemedim. Musakka tabi ki kızartma olduğu için çok yağlıydı ama evde kızartma yemek yapmadığım için bu sefer nefsime yenik düşüp kızartmayı seçtim. Yemeğin suyuna hiç bulaşmamaya çalıştım. Aslında fotoğrafını da çekmiştim ama telefonumda bulamadım. Ya sildim ya da hiç çekemedim :)

Yemek sonrası bir arkadaşımla çay ve kahve içtim. Bu sefer lokumu yemedim.

Son randevum iptal olunca eve yürüyerek döndüm. Hava çok soğuktu çok üşüdüm. Kötü haber, bu hafta hep soğuk olacakmış.

İnci'yi okuldan alıp yemeğini yedirdikten sonra kendi yemeğimi yedim. Bazen merak edenler oluyor onu da yazayım, İnci'ye de içinde patates, havuç ve bezelye olan sulu köfte yemeği yedirdim. Sadece 1 tabak bundan, yanında başka birşey yok. Bunu anca 1 saatte yiyor zaten.


Ben, 1 tabak zeytinyağlı taze fasulye, ev yoğurdu ve 1 dilim ruşeymli ekmek yedim.



Dün gece yoğurt mayalamıştım. Uzun süredir marketten yoğurt almıyorum. Bu sefer sade yoğurt dışında bir deneme daha yaptım. 1 küçük kutu Sek çilekli günlük sütü de mayaladım. Akşam ilk iş onun tadına baktım. Ev yapımı çilekli yoğurdumun hem tadı hem de kıvamı harika olmuştu. Bu kadarını da İnci yedi ve çok beğendi.



Hala ısınamadığım için yemek sonrası 1 fincan Doğadan Chai içtim ve yanında 6 adet badem ve 15 iri tane siyah çekirdekli üzüm yedim.

İnci'yi uyutup, çamaşır asmak, evi toplamak, blog yazmak derken çok yoruldum, uykum geldi ve yattım. Bu sayede de birşey yemeye fırsat olmadı. Bugün sağlıklı beslendim diyebilirim bence.

Diyetisyen Serap Orak

27 Mart Pazartesi 2017

Sosyal medyada takip etmek için:

İnstagram için http://instagram.com/diyetisyenserap 

26 Mart Pazar 2017

Dün gece yatmadan önce kahvaltı hakkımı kullandığım için bu sabah kahvaltı hakkımı kaybetmiş oldum. Zaten çok kahvaltı insanı olmadığım için pek de üzüldüm sayılmaz. Herkesin methiyeler düzdüğü o mükemmel Pazar kahvaltıları beni hiç etkilemez. Cemal Süreya dizelerinde ne demiş? "Kahvaltının mutlulukla bir ilgisi olmalı..." Üstad benim mutluluğumla kahvaltının hiç alakası yok maalesef, ama 1 fincan sabah kahvesi koy bak nasıl mutlu oluyorum ;)

İnci'nin yeni saç modeli

Saat 11.30'da İncikimi bale dersine götürdüm. Giderken yanıma her Pazar yaptığım gibi termosla kahvemi aldım. Haftada 1 de olsa bale dersi İnci'nin vücudunda esnekliğini arttırdı. Ayrıca çok da gayretli ve severek gidiyor. Ders bitince eve geldik. İnci'ye yemek hazırlarken kendim de 15 iri tane siyah çekirdekli üzüm atıştırdım.

Bugün biraz yaramazlık yapmak istediğim için gün içinde hafif beslenme eğiliminde olmaya karar verdim. Tüm kış aklımda Algida'nın çıkardığı tahinli Magnum mini vardı. Nihayet bulup aldım. Bugün 1 tane yiyeceğim. Kafama koydum.


Öğle yemeği olarak karnıbahar yemeği, ev yoğurdu ve 1 dilim de ruşeymli ekmek yedim.

Arada İnci için dilimlediğim ama onun yemediği 1 küçük armutu yedim.


Öğleden sonra 1 fincan Türk kahvesi içtim. 

Bütün Pazar o kadar dolu dolu geçiyor ki. Dondurulmuş Feast taze fasulyeden yemek pişirdim, bir de sulu köfte yaptım. Bu haftanın birkaç günlük yemekleri hazır :)

Bir ara kardeşim geldi, gelirken bana 1 porsiyon supangle getirmiş. Aslında yarın yerim diye düşünmüştüm ama madem bugün bu kadar az yiyorum buna değsin dedim, tamamen şımarıklık yani, hiç gerek yoktu bunu yapmama. ayrıca supangle o kadar da güzel değilmiş.


Yemekten önce 1 tane tahinli mini Magnum yedim, pek de beğenmedim. Bir daha almam.


Akşam yemeği olarak bugün pişirdiğim zeytinyağlı taze fasulyeden yedim. Yanında da 1 dilim ekmek aldım.

Ara ara mutfakta birşeyler yaparken ağzıma Peyman'ın müthiş vişne kurularından attım.



Yemekten sonra İnci'yi yıkadım, pakladım, uyuttum, en sonunda supangleyi de hak ettim. Onu da çok beğenmedim. Tamamen gereksizce bir tüketim oldu, laf olsun diye yani :(

Neyse ki yemeklerim çok sağlıklıydı ve gün içi besin tüketimim azdı. Bugün kuru meyve, taze meyve, dondurma ve sütlü tatlı olmak üzere şeker tüketimimin fazla olduğu bir gündü. Şeker tadını sevmeyen biri olarak bugün yoğun tüketmiş oldum. Pişmanım, tatlılar gereksiz oldu.

Diyetisyen Serap Orak

26 Mart Pazar 2017

Sosyal medyada takip etmek için:

İnstagram için http://instagram.com/diyetisyenserap 

25 Mart Cumartesi 2017

Bu sabah çok zor uyandım. Halbuki çok da geç yatmamış ve uykumu da almıştım ama resmen uyanabilmek için savaş verdim. Alarmı kapatıp yatmak çok tehlikeli birşey, neredeyse dalıyordum.


Evden çıkarken termosuma süt doldurdum. Önce birazını öyle içtim. Kalanını da yaptığım filtre kahveye ekleyerek içtim. 1 tane de dereotlu poğaça almıştım. Onu da aralarda yedim.


Tüm randevularım bitene kadar başka birşey yemedim. Yemek için arkadaşlarımla Watergarden'a gittim.Öğle yemeği saatim 14.30-15.00'i buldu. Happy Moons'ta tavuk yedim. Üzerinde biraz pesto sos vardı. O nedenle biraz yağlıydı ama bence yine de diyete uygun bir tabaktı. Kinoadan yapılmış bir garnitür ve salata vardı. Salatama biraz hardal da koydum. O kadar açtım ki tabakta hiçbir şey bırakmadım. İnanmazsınız diye fotoğrafını bile çektim :) Benim tabağımda yoktu ama arkadaşımın tabağından 4-5 tane de patates kızartması yedim. İçecek içmedim.




Yemekten sonra Espresso Lab'da bir Americano içtim. Sanırım içine koyduğum tatlandırıcıdan ötürü kahvenin tadı güzel gelmedi. Tamamını bitiremedim. Her zaman şekersiz içerim, nedense biraz tatlandırıcı koyayım dedim, kahveyi berbat ettim.

Tam bir avm çılgınlığı olsun diye Ordan çıkışta Brandium'a gittik. Değiştirmem gereken bir ayakkabı vardı, o mağaza da sadece Brandium'da vardı, o nedenle gitmeye mecbur kaldık. Oradan çıkışımız geç oldu. Yemek yemeye de fırsat olmadı, zaten acıkmamıştım da.

İlk saç kesimi

İnci'nin saçlarını doğduğundan beri hiç kestirmemiştik. Uzun zamandır taratmadığı ve yıkatmaktan hoşlanmadığı için kestirmeyi düşünüyordum. Düşünün yani haftada 1 kez banyoya zor ikna ediyorum, saçları kurutana kadar da çevirmediğim dolap kalmıyor ve taramak için de peşinde süründüğüm için tek çözüm yolu buydu. Brandium'daki Bal Kids Kuaför'de hayatında ilk kez onun saçlarını kestirdim. Sertifika bile verdiler. Saçının ucunu örüp onu da hatıra olarak aldım. Ahh! işte ben bu incelikler yüzünden...

İnci ve Berra

Eve gelince İnci'ye söz verdiğim için bolca mısır patlattım. Yağlı ve tuzluydu. Yemek yemeyince mısıra gömüldüm tabi. Şu gördüğünüz kase ile 2 kase dolusu patlamış mısır yedim. 1 bardak da Bacardi ve şekersiz Redbull karışımı içtim. Tam Cumartesi akşamı ama ;)


İlerleyen saatlerde 1 kase tuzlu ay çekirdeği de yedim.

Biraz geç yatınca karnım iyice acıktı tabi :( Sabah ki kahvaltı hakkımı gece kullandım diyebilirim. 4-5 tane siyah sele zeytin, 2 dilim cheddar peyniri, 1 dilim ekmek ve 2 parmak kalınlığında çiğ sucuk yedim! Tok bir şekilde, mutlu mesut yatağa gittim. Ama sabah kahvaltı yapmayacağıma dair kendime de söz verdim (gece yemeyip sabah kahvaltı yemek daha doğru olurdu tabi, siz yapmayın sakın)

Bir Cumartesi daha böyle bolca koşturmacalı ve hareketli geçti. Sabah yoğun bir iş, öğleden sonra da gezme olunca bugün sanki 2 günmüş gibi geldi bana.

Diyetisyen Serap Orak

25 Mart Cumartesi 2017

Sosyal medyada takip etmek için:

İnstagram için http://instagram.com/diyetisyenserap 

24 Mart Cuma 2017

Bugün güne çok kötü başladım. İnci ile sık sık yaşadığımız "okula gitmicem" tartışması sağlam bir sinir krizine dönüştü. Bu sefer kriz geçiren ben oldum. Ben bile kendimden korktum. Çoğu annenin anlayacağı üzere bazı günler tamamen sabrınız tükeniyor ve tartışmaları yönetemiyorsunuz. Sonra da bildiğiniz üzere neden bu kadar bağırdım veya sinirlendim diye kendi kendinize azap çekiyorsunuz. Daha işe gitmeden böyle bir sabah yaşayınca tükenmişliğin dibinde, dokunsan ağlayacak bir şekilde, aç aç ofise gittim.


Evde sadece 1 bardak süt içtim. Ofisin önünden 1 tane poğaça aldım. İlk randevumdan sonra 2 fincan filtre kahvemle beraber 1 tane patatesli poğaça yedim.


Öğleden sonra 1-2 randevum iptal olunca arkadaşımla beraber Watergarden'a yemeğe gittim. 1 porsiyon döner dürüm yedim. Dürümün içine patates kızartması koymamalarını rica ettim. Tabaktakilerden de sadece 1-2 tane yedim. Salata tamamen yağsız olduğu için üzerine biraz hardal sıktım. Hardalı çok severim. Çoğu yemekle yakışıyor bence.

Yemek sonrası şekersiz 1 bardak çay içtim.

Öğleden sonraki randevularım için tekrar ofise döndüm. Ofiste başka birşey yemeye zamanım olmadı. Hava çok güneşli olsa da çok serindi, hatta soğuktu denebilir. Çok rüzgar vardı.


İnci kalmak için babasına gidince ben de kendime 2 dilim biftek pişirdim ve salata yaptım. Yanında 1 dilim de ekmek yedim. 2 dilim yiyebilirdim ama öğlen dürüm yediğim için dikkat ettim. Sonra mutfağa girip çıkarken 5-6 adet badem yedim.


Bütün akşam evde bir sürü iş yaptım. Hazır İnci yokken onları hallettim. 2 makine çamaşır yıkandı, onları astım. Evi topladım, köfte yapıp buzluğa attım. En sonunda bilgisayarımın başına geçtim. Önce kendime 1/2 kadeh kırmzı şarap (Yazgan/Dolce Vita beğendim) aldım. Şişenin dibinde bu kadar kalmış maalesef :( birkaç gün önce bir arkadaşımla şarap pizza keyfi yapmıştık da ;) Biraz leblebi ve 15 iri tane siyah çekirdekli kuru üzüm de yedim.

Birazdan yatarsam kendimi kurtarmış olurum. Yok tv izlemeye veya sosyal medyaya takılırsam bu işin sonu çekirdek yemeye varabilir. Hadi bakalım...

Not : Yattım ve yemedim :)

Diyetisyen Serap Orak

24 Mart Cuma 2017

Sosyal medyada takip etmek için:

İnstagram için http://instagram.com/diyetisyenserap 

23 Mart Perşembe 2017

Selam ben geldim :)

Isınma turlarına başlıyoruz. Bugün kimler neler yedi bir düşünsün bakalım...

Mercimek köftesi

Bu sabah troid ilacımı aldıktan yarım saat sonra hızlı bir şekilde 1 bardak süt içtim ve 1 dilim de peynirli börek yedim. Börek ne alaka diye soracak olursanız; Pazar günü kız kardeşim Semra börek yapmıştı. Ben de mercimek köftesi yapmıştım. Kendi çapımızda şöyle bir gün havası estirelim dedik :) 3 çocuk, 3 anne çok eğlenceli bir Pazar öğleden sonra geçirdik.

Neyse gelelim bugüne...

Ofise gelince filtre kahve yaptım ve büyük bir kupa dolusu içtim. Kahvem geçen hafta Kolombiya'dan geldi. Tam da ofiste kahve bitmişti denk geldi.

Öğle yemeğimi 14.30 civarında yiyebildim. Evde 3 akşamdır karnabahar yemeği yediğim için bugün gözüm Arnavut ciğerine düştü ama ıspanağımın yanına çok az alarak iştahıma hakim olmayı başardım. Sadece ciğerleri yedim, patatesleri bıraktım. Ispanağı da bitirdim. Yanında 1 minik oval kepekli ekmek de yedim.


Yemek sonrası 1 bardak şekersiz çay ve 1 fincan da kahve içtim. Kahvenin yanındaki minicik lokumu da yedim :)

Bu satırları yazarken akşama ne yesek diye düşünüyorum. Karnabahar hala bitmedi ama sanırım bu akşam onu yemem. Akşama makarna, köfte gibi pratik birşey düşünüyorum. Buzlukta önceden yaptığım köfteler var nasılsa.

Mesaim saat 18.00'de bitiyor. O saate kadar başka birşey yiyeceğimi sanmıyorum. Çünkü randevularım var zaten.


İş çıkışı Semra ve Berra ile beraber yemeğe çıktık. Ümraniye'deki Kalbur'a gittik. Oranın yemeklerini çok beğeniyoruz. İnci de etlerine ve lahmacuna bayılıyor.


Yemekte 1/4 lahmacun, 1 porsiyon çöp şişin etleri ve yanındaki biber, domates (yağlarını yemedim tabi ki), 1-2 kaşık kadar haydari ve biraz da ekmek yedim. Birşey içmedim. 

Yemek sonrası şekersiz 1 bardak çay içtim.

Eve gelince dün BİM markette görüp aldığım fındık kreması dolgulu çikolatadan 1 tane yedim. Çikolatacı olmadığım için bana göre büyük bir porsiyon sayılır.


Bu satırları yazarken de 7-8 tane kadar badem yedim.

Bugün hiç meyve yemediğim için kaçırdığım şekerli şeylerden korkmama gerek kalmadı. Yoğun kalorili beslendiğim bir gün değildi. Gayet sağlıklı beslendim bence. Suyu biraz az içtim tahminimce. Çünkü bugün çok üşüdüm. Hava çok soğuktu.

Diyetisyen Serap Orak

23 Mart Perşembe 2017


Sosyal medyada takip etmek için:

İnstagram için http://instagram.com/diyetisyenserap 

Bloga dönüş yazısı

Merhaba canım blogum ve blog okuru dostlarım,

Artık taciz yorumlarınıza son vermek için bilgisayarımın başına oturdum. Çok da haklısınız, yaklaşık 2 ay kadar ara verdikten sonra artık yazmaz diye düşünenleriniz olmuştur. İnanın yazmamak aklımdan bile geçmedi. Aksine yazamadıkça, zaman ayıramadıkça ve o moda giremedikçe ne kadar huzursuz oldum tahmin edemezsiniz.

Biliyorsunuz blogu bir iş olarak görmüyorum. Diğer bloggerlar gibi değilim, bundan bir gelir elde etmiyorum, ürün pazarlama ve reklamı yapmıyorum. Şu ana kadar 1 kez bile blog reklamı almadım (kenarda çıkan Google adwords hariç). Sadece kafama göre, sevdiğim ve beğendiğim şeylerden bahsediyorum. Hatta bazen blogun temasından saptığım bile oluyor. Sadece diyet ve beslenme konuları yazmak bence çok sıkıcı olabiliyor. Bu nedenle herşeyden biraz bahsetmeyi seviyorum. Yani tamamen gönüllülük ve açıklık prensibine bağlı kalarak sürebilen bir blog bu. Haliyle blog yazarının psikolojisi çok önemli.

Şaka maka 2011 Şubat'tan beri 5 yıldır bloggerım. İyi ki de yazmaya başlamışım. Bence bazı insanların mesleği ne olursa olsun içinde bir yazma aşkı olunca kıyısından köşesinden bu işlere bulaşıyor. Çocukluğumdan beri şiir yazarım, bazen iç dökme hikayelerim de olur, sonra silerim. Ama blog yazmak çok farklı bir şey. Bir kez, yayınla düğmesine basınca herkesin okuyabileceği bir yazı haline dönüşüyor. Çok heyecanlı birşey :)


İnsanlar sevdiği şeyleri yapmalı, okumalı, yemeli, izlemeli, konuşmalı, yazmalı vs... Yazdıklarımdan okuduğunuz kadarıyla çoğunuz ruh halimi çok iyi biliyor olmalı. Ancak daha önce evli olduğum için çok fazla özel hayata ait duygu ve düşüncelerimi paylaşmıyordum. Bu da bence yazma özgürlüğünü kısıtlayan birşey ki ben kısıtlanmaktan hiç hoşlanmam. Bundan sonra belki daha özgürce kendimi ifade edebilirim. Kimsenin alınıp kırılması söz konusu olmaz. Sonuç olarak 7 Şubat'ta resmi olarak boşanmış bulunuyorum. Yazmadığım son 2 ayda hayatımda çok yoğun stres, duygu ve kafa karışıklığı yaşadığım bir dönemdi. Aranızda boşananlar varsa beni daha iyi anlayacaktır. Her ne kadar isteyerek ve anlaşmalı bir boşanma süreci yaşasam da ister istemez durumdan etkileniyorsunuz. Kafanız dolu oluyor, endişeleriniz oluyor, beklentileriniz oluyor vs.

Biliyorsunuz ben çok olumlu bir insanımdır, bu dönemde de yakın dostlarım ve ailem sayesinde yoğun bir trajedi yaşamadım. Annem bazen trajedi yaratmaya kalksa da onu sakinleştirmek bana düştü. İşime gücüme baktım, aldığım kararın ve seçtiğim hayatın arkasında durdum. Önüme baktım yani. Hayattaki en önemli prensiplerimden biridir. Geçmiş geçmişte kalmıştır, yaşamaya devam...

Bu blog ileride kızım için de hakkımda bilgi edinebileceği bir kaynak olacağı için yazmaya devam etmek istiyorum.

Bu arada başka neler mi oldu? Blogun 5., şirketimin de 8. yıldönümü oldu ve ben yine kutlamayı unuttum :) 38 . doğum günümü kutladım ama ;) hem de ne kutlamaydı... Zihinde ve kalpte öyle kalacak.


İnci uyuduktan sonra çok fazla film izlemeye başladım, bu aralar az okudum. Ama çok güzel kitaplar aldım sırayla okumaya devam edeceğim. Artık biraz daha normale döndüğüme göre blog da yazarım herhalde.

Bu arada online diyet çok tuttu, reklamını yapmamama rağmen dönüşler çok mutlu ediciydi. Herkese çok teşekkür ederim. Yenilikler yapmaya devam edeceğim. Yeter ki içimizdeki tutku yok olmasın. Bu hayat başka türlü güzelleşmez. Umarım bu biraz bulaşıcıdır ve benim gibi insanlardan diğerlerine bulaşır.

Hazır mıyız blog? Show must go on ;)

Sizi özlemişim :)

Sevgilerimle...

Diyetisyen Serap Orak

14 Mart 2017 Salı

Sosyal medyada takip etmek için:

İnstagram için http://instagram.com/diyetisyenserap 

Duyuru : Online Diyet Programlarımız Başladı


Merhaba sevgili blog dostlarım,

Çok uzun zamandır talep edilen ve beklenen online diyet hizmetim başlamıştır. Artık ben de teknolojinin gerisinde kalmayayım dedim :) Ayrıca başka bir ülkede veya şehirde yaşayan o kadar çok takipçim var ki onların da gönlüne göre bir fırsat doğmuş oldu.

Benimle birlikte online olarak sağlıklı zayıflamak isteyen herkesi konuyla ilgili bilgi almak için seraporak@gmail.com adresime bir mektup atmaya davet ediyorum. Belki de aradığınız diyetisyen yanı başınızda değildir, başka bir ülkede veya şehirdedir ;)

Sevgilerimle...

Diyetisyen Serap Orak

18 Ocak 2017

Sosyal medyada takip etmek için:

İnstagram için http://instagram.com/diyetisyenserap 

2017'nin ilk yazısı

Merhaba sevgili blog ve blog dostu okurlarım

Son hastalık furyamızdan beri bloga giriş yapamadım. Bunun için üzgünüm diyemeyeceğim çünkü ne bende blog yazacak bir ruh hali vardı, ne de kimsede bu kadın niye blog yazmıyor diye soracak bir hal kaldı. Çok kötü bir Aralık ayı geçirdik. Milletçe moralimizin çok bozulduğu, canımızın sıkıldığı ve çok güvensiz hissettiğimiz günler yaşadık. Ve maalesef bu tablo devam ediyor. Yeni yılın ilk saatlerinde İstanbul'da yaşanan terör eylemi sonrasında yine hepimiz mutsuz ve gerginiz. Çünkü elimizden birşey gelmiyor ve tesadüfen yaşıyoruz. Endişelerimiz hiç bitmiyor. İçimiz yandı...

Bu blogun diğer bloglardan farklı olarak özel bir görevi vardı ki şimdilerde bu ruhu pek veremez oldum. Çünkü bu hayat şartlarında insanların ne yiyip ne içtiği, kilo fazlası veya beslenme sağlığı pek de önemsiz bir konu haline geldi. Ama işte öyle olmuyor...

Morali bozulan, canı sıkılan insanın yeme davranışları değişir. Kişiye göre ve yaşanılan stres derecesine göre değişebilmekle birlikte çoğu insan atıştırmayı ve yeme davranışını arttırmayı tercih eder. Bu bazen koyverdiğimiz bilinçli bir tercih olurken bazen de kontrol edemediğimiz bir dürtü olarak ortaya çıkar. Sizi bilmem ama bana oluyor, üstelik de diyetisyen olduğum halde kendimi saçma sapan şeyler yerken veya yeme arzusu duyarken bulabiliyorum. Bunda elbette özellikle kadınlar açısından hormonal döngülerin de payı var ama genel mutsuzluk ve endişe durumumuzla da doğrudan ilişkili.

Yani durum buyken ben işimi yapamaz oldum. Kilo vermeye gelenler 3-4 kilonun derdine düştükleri için utanç duyar oldular. Moralimiz ve ayarımız bozuldu. Gazı kaçmış kola gibiyiz hepimiz.

Benim ne kadar Atatürkçü olduğumu blog dostlarım bilir. O nedenle 37 yaşında (2 ay sonra 38), eğitimli, aklı başında, azimli ve üretken bir kadın olarak Atam'ın bana verdiği görevle işimin başında ve moralimi yüksek tutarak ve bana gelen danışanlarıma ve takipçilerime motivasyon sağlayarak bu ülke için kişisel desteğime devam edeceğim. İsteyen buyursun bana katılsın. Diğerleri eleştirmeye devam edebilirler.

Kendinizde diyet yapmaya yetecek gücü bulamıyor olabilirsiniz ama en azından sağlıklı beslenme yolunda kararlı olarak dikkat etmeye başlarsanız herşey yoluna girecektir. Her gün 1 dilim ekmek az yiyerek 1 yılda yaklaşık 3-4 kg almaktan kurtulabilirsiniz. Bu kadar basit aslında.

Yılbaşı akşamı neler yediniz bakalım? Ben çok yedim :) Cumartesi sabahı tartıldığımda 55,3 kg olduğumu görünce tamam bu akşam rahatça yiyebilirim diye bir karar verdim ve hiç pişman değilim. Alkol almadım sayılır, yatmadan önce babama eşlik ederek birkaç yudum viski içtim o kadar. Kuruyemiş yemedim, cips tek-tük ama bu sefer 2 porsiyon tatlı yedim. Kardeşimin yaptığı muzlu magnolia ve kuzenimin yaptığı çikolata soslu pasta harikaydı. Yemekte de yaprak sarmasının ve rus salatasının dozunu kaçırdım. Ertesi gün de eve getirdiğim rus salatasını ve sabah kahvaltıda sigara böreğini kaçırmış olabilirim :) gerçi çoğunuza göre ben yine fazla yememiş sayılırım, biliyorsunuz çok fazla yiyemiyorum ama yine de normal bir beslenme günümün dışındaydım. Akşam da pırasa yiyerek iyi niyetimi sürdürdüm. Yatmadan önce de babamla bir kadeh Bacardi-cola kaçamağımız oldu.

Bugün kendimi öyle çok şiş falan hissetmiyorum, kilo almış gibi de hissetmiyorum. Ama kafada ayarladım tabi sağlıklı beslenme modumuza dönüyoruz. Yılbaşı dedik, yeni dileklerle kutlayalım dedik yaptık bir kaçamak ;)

Emeksiz yemek olmaz arkadaşlar, bakarsan bağ bakmazsan dağ olur! Ne demişler "no pain no gain". Bu işler acı ister, fedakarlık ister, bir yersin bir aç kalırsın ama alışırsın :) Herkesin bir normali vardır, normalimizde yaşayalım fazlasına gerek yok. Her yaşta iyi görünmek, sağlıklı ve fit olmak istiyorsanız oyunu kuralına göre oynayıp kendinize yatırım yapacaksınız başka yolu yok. Öyle boş boş oturarak olmuyor bu işler, harekete geçmek lazım!

Ben bu sabah yine küçük tost yedim. Süt içmedim, kahve içtim. Birazdan satırlarıma son verip birşeyler yiyeceğim...

Gelelim klasik yeni yıl dileklerimize...

Herşeyden önce kendim ve tüm sevdiklerim için sağlık istiyorum, çünkü sağlık olmadan neye sahip olduğunuzun bir önemi yoktur...
Sonra barış istiyorum, önce kendi içimizde, sonra yakınlarımızla ve dünyamızda...
İncelik istiyorum, çünkü hayatın tadı küçük ayrıntılarla güzel, onlar yoksa berbat...
Tutku istiyorum, herkes yaptığı işten pişirdiği yemeğe kadar ruhunu katsa hayata...
Bu sene hayatımda daha çok müzik, dans, kitap, film, konser ve beni mutlu eden şeylere daha çok zaman ayırmak istiyorum...
Bir balık kadını olarak tabi ki de güzel bir aşk istiyorum ;)
4,5 yıldır yurt dışına çıkmadım, şöyle 3-4 günlük bir kaçamak istiyorum...
1 kg falan daha vermek istiyorum :)
Spor yapmak istiyorum ama o biraz zor gibi...

Liste çok uzayacak gibi en iyisi yazıma son vereyim.

Terörün kendimizden ve sevdiklerimizden uzak olmasını dileyerek bu senenin ilk yazısına nokta koyuyorum. Herkes önce kendi kapısının önünü süpürsün.

Kendinize iyi bakın.

İnşallah güzelsindir 2017...

Diyetisyen Serap Orak 

2 Ocak 2017

Sosyal medyada takip etmek için:

İnstagram için http://instagram.com/diyetisyenserap 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...