Leon de Bruxelles etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Leon de Bruxelles etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Paris Gezisi 6. Gün

Paris Gezisi 6. Gün (5 Mayıs 2012 Cumartesi)

Sabah erken kalktık. Bugün Paris'te son günümüz. Akşam 18.00'de Orly Havalimanı'ndan uçağımız kalkacak. Dün akşam bavulu topladığım için rahat rahat gezebiliriz. Önce kahvaltımızı yapıp biraz gezeriz. Sonra otele gelip bavulumuzu alır 12.00'de resepsiyona bırakırız. Sonra 2-3 saat daha gezeriz. Her yurt dışı tatilimizde beni bir hüzün kaplıyor, dönmek istemiyorum :(

İşi gereği seyahat eden insanlara çok imreniyorum. Çünkü her an yeniden kısa da olsa gezme fırsatları oluyor. Oysa biz sadece tatil amaçlı gezebiliyoruz. Ona da sıklıkla vakit ve bütçe ayıramıyoruz. Ama Paris için kafamda başka planlarım var. İstanbul'a dönünce bazı konularda ayarlamalar yapıp yine gelmeyi düşünüyorum...


Kahvaltı için sıcak sandviç yemeye yine Pomme de Pain'e geldik.

09.30
1 adet Comte peynirli sandviç (bu sefer 1 tam sandviçi yedim)
1 Americano (şekersiz)

Karnımızı doyurduktan sonra gezmek için Moulin Rouge'un olduğu semte gittik. Buraya çok yorgunken geldiğimiz için gezememiştik ama zaten çok da birşey kaybetmemişiz. Oldukça düşük kalitede bir semt olduğunu söyleyebilirim. Gezilecek pek birşey yok. Heryer sex shop dolu. Bizim Tarlabaşı'ndan hallice bir yer olduğunu söyleyebilirim. Bu bölgedeki otellerin ucuz olma nedeni bu bence. Ama sorun değil çünkü her yere metroyla gidebildiğiniz için bu semtte kalsanız da burada vakit geçirmeyebilirsiniz.

Metroyla dönüp bavulumuzu resepsiyona bıraktıktan sonra bu sefer de Şanzelize'ye gittik. Yurt dışı tatillerimde o bölgeye ait yemek kitaplarından almak gibi bir huyum var. Yemek dergileri/kitapları almaya bayılırım. Böyle yerel kitaplar çok ilgimi çekiyor. Ama tabi ki İngilizce kitap alıyorum. Virgin isimli bir yerden güzel kitaplar aldım. Bizim D&R türü kocaman bir mağaza.

Yürüyerek Concorde Meydanı'na gittik. Biraz da buralarda gezdikten sonra geri döndük. Burada bir Pantheon var ama gezmeye zamanımız olmadı...

Concorde Meydanı

Leon de Bruxelles

Bu saate kadar birşey yemedik. Son bir kez 1 tencere midye yemek istiyorum :) İstanbul'da nerede bulacağım...

Leon de Bruxelles'de
14.30
1 tencere Brüksel usulü midye (bu sefer saymadım ama yine 40-45 tane olmalı)
1 bardak bira
1/2 kase patates kızartması
1/4 ananas (fotoğraftakinin yarısını ben yedim. Tadı çok güzeldi)


Tatilin başından beri herkesin elinde gördüğüm La Duree poşetlerinden dolayı denemek istediğim ünlü makaroncuya gittik. Tatlıyla aram olmadığını bilirsiniz. Ama bu ünlü markayı tatmasam da olmazdı. 6 çeşit makaron aldık hepsinden 1 ısırık aldım. Toplamda 2 tane yemişimdir. Çok kaliteliydi gerçekten ama içim bayıldı tadından...

Dükkanda fotoğraf çekemedim çünkü izin istedim vermediler. Halbuki izin istemeden telefonumla çeksem kimsenin ruhu duymazdı ama işte böyle ben, incelikler yüzünden...


La Duree satış mağazası

otele döndük. Çok yorulduğum için otele kadar gitmeden sokağın başında bekledim. Eşim bavulu alıp geldi. Evimizi de özledik ama gitmek de hüzünlendiriyor...
Rue Copernic ve Avenue Kleber kesişimi
Aynı geldiğimiz gibi bir rota izleyerek havalimanına vardık.  Tatilin yorgunluğu üzerimize çöktü iyice...

Uçakta
20.00
1/2 tavuklu sandviç
2 adet Eti yulaflı bisküvi

İner inmez free shop çılgınlığımızı da yaptık ve taksiye binip evimize geldik. Eve gelmek çok güzel bir duygu ama Paris'i bırakmak da bir o kadar hüzün vericiymiş ya da bende öyle bir etki yaptı...

Son bir not: Paris'te sokakta 1 tane bile kedi görmedim. Halbuki tüm restoranlar sokağa açık hizmet veriyor.

Son söz : Bekle beni Paris, yine geleceğim...

Diyetisyen Serap Orak Tufan

Paris Gezisi 6. Gün (5 Mayıs 2012 Cumartesi)

Paris Gezisi 1. Gün

Paris Gezisi 1. Gün  (30 Nisan Pazartesi 2012)

Uçağımız 10.30'da olduğu için sabah evde kahvaltı yapmaya zamanımız oldu. Uzun süre tok tutsun diye omlet yemeyi düşündüm.

07.30
1 fincan süt
1/4 biraz daha fazla omlet (3 yumurta ve 3 dilim beyaz peynirli, çok az da zeytinyağı koydum)
2 dilim beyaz ekmek
Domates, salatalık

Malesef telaştan fotoğrafını çekmeyi unuttum. Zaten seyahate gitmeden önce birşey unuttum mu unutmadım mı diye had safhada gergin oluyorum. 


Uçakta
12.00
1 Türk Kahvesi
1/2 kek
1/2 paket çubuk kraker


Pegasus Havayolları ile Paris Orly Havalimanına indik. Otele o kadar kolay ulaştık ki anlatamam demeyeceğim, anlatacağım :)

Bir kere öncelikle süper yeteneğim sayesinde otelin konumunu çok iyi bulduğum için metro durağına çok yakındık :) O nedenle havalimanından otelin olduğu sokağa kadar zorlanmadan geldik. Yakın olmasa bile Paris'in metro ağı o kadar iyi ki otelinize gidecek yakın bir metro hattı mutlaka bulursunuz.  Otelimiz 16. bölgede Avenue Kleber'deki Rue Copernic sokağında bulunan 2 yıldızlı Angleterre Etoile idi. Oda çok küçük ama temiz ve yeterliydi. Tüm günümüz dışarda geçtiği için otelin lüks olması bizim için önemli olmuyor.


Paris'e ilk kez gidecekler için belki bir faydası olur diye merkeze nasıl ulaştığımızı yazayım. Paris Orly (güneydeki) Havalimanı'na inince çıkışta bir bilet gişesinden şehre ulaşım için biletlerimizi aldık. Bu bilet bizi otelin bulunduğu durağa kadar ulaştırdı. 2 kişi toplam 21 euro verdik. Orlyval'e binip B hattında bulunan Antony durağında indik. Burası havalimanından gelen Orlyval hattının son durağı. Antony'de B hattına binip Denfert Rochereau durağında indik. Otele en yakın hat olan 6. hatta geçtik. Boissiere durağında indik ve yürüyerek 5 dakikada otele vardık. Toplam 40 dakika kadar olan bu süre metronun çoğu yerde yer üstünden gitmesi nedeniyle harika bir Paris turuna dönüştü. Hele ki Eyfel Kulesi'nin yakınından geçtiğimizde işte Paris'teyiz! duygusu tamamlandı. Dönüş de bunun tersini yaparak olacak.

Roma tatilimizde havalimanından otele gelip yemek bulma hikayemiz saatleri bulunca açlıktan ölme noktasına gelmiştik. Bu deneyimimizden sonra bu sefer evden sandviç yaptım. Odaya ulaşınca ilk olarak sandviçlerden yedik.


Otelde
16.00
2 adet kuru kayısı
1 yuvarlak ekmek arasına yapılmış 3 dilim salamlı, 1 dilim kaşar peynirli ekmek


Biraz da olsa açlığımızı bastırdık ama iştahımızı bastıramadık tabi ki. Paris'te neler yiyebileceğimizi pek çok kişiyle konuştum. Listedeki ilk adrese doğru yola çıktık. Otel Şanzelize'ye yürüyerek 10 dakika mesafede olduğundan önce bu caddenin başlagıcında yer alan Arc de Triomphe'a ulaştık ve biraz fotoğraf çektik. Hava tahminimizden daha soğuk çıktı. Biraz da kapalı...

Biraz gezindikten sonra tavsiye edilen ilk restoranı bulduk. Haritada ters tarafta işaretlediğim için biraz dolandık ama sonra bulduk. Paris'te en çok deniz mahsulu yiyeceğim. Herkes öyle tavsiye etti. Biliyorsunuz ben de çok severim. Biraz kolesterolüm fırlar ama olsun. Nasılsa çok yürüyeceğiz...

Leon de Bruxelles isimli Brüksel restoranı midyeleriyle ünlüymüş. İstanbul'da bu tarz bir yemek hiç yememiştim. Denemezsem ölürüm :) Paris'te birkaç yerde varmış.


Leon de Bruxelles'de
18.00
Birkaç tane kraker
Biraz salata (hardallı mayonezli soslu)
1 adet karides kroketin ucundan tadına baktım ve beğenmedim içi çok hamurdu
Veeee 1 tencere midye (cesaret edip çok karışık olanlardan yemek istemedim, klasik olanından, sizin için saydım irili ufaklı tam 44 midye yedim, biraz da suyundan içtim)
7-8 tane patates kızartması
1 bardak bira


Midyeler harikaydı! Sanırım hayatımın en güzel yemeklerinden birini yedim. Yani o kadar bana hitap etti. Nasıl mutlu oldum tarif edemem :) Eşim tabi ki bonfile yedi. Asla yeme zevkimiz uymuyor! Yazmışken 2 kişilik bu yemeğin bahşiş dahil 53 euro tuttuğunu da yazayım da Paris'in ne kadar pahalı olduğunu siz de görün :)

Karnımız tok güzel bir Şanzelize turu yapıp otelimizin olduğu yere döndük. Otele gelirken küçük bir Carrefour market görmüştük. Oraya uğradık. Su ve atıştırmalık birşeyler aldık. Yurt dışındaki mineralli sert suları sevmiyorum. Bize uygun suyu bulabilmek için 2-3 farklı şişe aldık. Her seyahatte bunu yapıyoruz.

Market turumuzdan sonra tipik bir Paris cafesinde dinlenip birşeyler içmek istedik. Tüm cafelerde sandalyeler sokağa bakıyor ve herkes genelde yan yana oturuyor. Tribüne benzeyen komik bir görüntü oluşuyor ama mantıklı, yer tasarrufu sağlıyor.


Cafe Kleber'de
21.00
250 ml kırmızı şarap
3-4 zeytin


Tatillerde eşimle bol bol sohbet etme şansımız oluyor. Konuşmayı ve dinlemeyi çok severim ama İstanbul'da evde tv başında olunca sohbet falan olmuyor. Ben yine her ortamda konuşkanım ama eşim evdeyken pek konuşmaz, adam burada resmen bülbül kesildi. Maşallah 2 saat konuştuk :)

Markette bir danışanımın daha önce bahsettiği bir cips gördüm ve denemek için hemen aldım. Sirkeli cips gerçekten güzelmiş :)

Ama en küçük paketten aldığımız için sadece birkaç tane yemişimdir.


23.00
4-5 tane sirkeli Lays patates cipsi


Harika bir Paris günü burada biter. İlk gün bile bol yürüyüşlü bir gün geçirdik. Malesef odaya gelene kadar tüm gün pek su içmedim. 


İlk izlenimime göre Paris çoook güzel! :)


Diyetisyen Serap Orak Tufan


Paris Gezisi 1. Gün  (30 Nisan Pazartesi 2012)
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...