Anne Sütü'ne destek içecekler

İnci ve ben
Şu an kızım 3 aylık ve doğduğu ilk günden beri emziriyorum. En azından ilk 1 sene anne sütü verebilmek için gayret edeceğim. Anne sütü ile ilgili başka bir yazı yazacağım ama öncelikle piyasada rastladığım ve kullandığım, sütü arttıran/destekleyen ürünlerden bahsetmek istiyorum. Eminim daha çok vardır ama ben bunları biliyorum ve kullanıyorum.

Öncelikle en önemlisi SU! Bolca su içiyorum, sanırım 3 litreyi buluyordur.

Bitki çayları: Milupa Still-tee, Doğadan Lactate. İlk çaylarımı arkadaşım vermişti, kendisi emzirirken bolca almış ve artık emzirmediği için elinde kalanların hepsini bana getirmişti. Onları çoooktan tükettim. Ama hala devam ediyorum. Günde ortalama 3 tane bitki çayı içiyorum. Ama şekersiz tabi ki. Kokuları kötü ama süt olsun diye içiyoruz işte :)

Emzirme çayları


Çözünebilir sıcak içecekler: Humana Still-Tee. Bu kendiliğinden şekerli olan ve sıcak suda çözünen bir içecek. Yaz sıcağında bile içtim :) Ama çemen içermesi nedeniyle pastırma yemiş gibi koktuğum için içmeyi bıraktım. Belki kışın devam ederim.

Alkolsüz malt içecekleri: Piyasada rastladığım türler bunlar. Promalt ve Karamalz. Teneke kutularda satılıyor. Aslında başka ürünlere de rastladım ama satın aldıklarım bunlar desem daha doğru olur. Marketlerde görmedim. Sadece anne-bebek mağazalarında satılıyor. Karamalz'ı daha çok beğendim. Sade, narlı ve limonlusu var. Hepsi çok güzel. Promalt bana çok tatlı geldi. Yazın sıcak günlerinde soğuk soğuk içmek çok iyi geldi. Bazen alıyorum ama devamlı içtiğim birşey değil. Meşrubat niyetine serinlemek için arada bir içiyorum. Kendiliğinden şekerli ürünler.

Alkolsüz malt içecekleri


Sütlü içecekler: Her sabah mutlaka 1 bardak süt içiyorum. Gün içinde veya gece yatmadan önce içtiğim de oluyor. Onun dışında bazen Milupa Lactamil içiyorum. Süt sevdiğim için bu ürünü de beğendim. Suyla karıştırınca süt gibi oluyor.

Sütlü içecek


Malesef alkolsüz bira bulamadım. Bulsam ondan da bazen içmeyi düşünüyordum. Sanırım piyasada yok.

Daha önceden beni tanıyanların da bildiği gibi meşrubat içmiyordum. Emziriyorum diye meyve suyu, şerbet, komposto vb. gibi şeyler içmiyorum. Nadiren ice tea tercih edebiliyorum. Asitli meşrubatları neredeyse hiç içmiyorum. Canım isterse 1 yudum o kadar. Sık sık ayran içiyorum.

En önemlisi emziren annenin psikolojik durumu. Eğer mutlu ve huzurluysanız sütünüz azalmadan devam ediyor. Nereden mi biliyorum? Çünkü geçenlerde birkaç gün eşimle biraz huzursuzluk yaşadık ve ben üzüldüm. İnanmazsınız 1 günde sütüm azaldı :( O kadar azaldı ki bu sefer de bunu kafaya takıp üzüldüm. Neyse ki eşim hatasını erken anlayıp telafi etti de sütüm yeniden normale döndü. Yaşayan bilir. Bir annenin bebeğini kendi sütüyle besleyememesi gerçekten çok üzücü bir konu. İçgüdüsel olarak onu sadece kendi sütünüzle beslemek istiyorsunuz. Neyse ki artık piyasadaki formülalar anne sütüne oldukça yakın bir şekilde muadil olduğu için gözümüz arkada kalmıyor. Ama tabi ki pahalı oluyor. Bir bebek için anne sütü hem en ucuz, hem en pratik, hem de en sağlıklı besindir.

Son olarak bu ürünlerin hiçbiri emziren anneye kilo aldırmaz. Eğer kendinden şekerli ürünleri çok fazla tüketiyorsanız, beslenmeniz de çok kaloriliyse tabi ki kilo alırsınız. Onun dışında bu ürünleri suçlamak yanlış olur.

Evdeki stoklar

Sizin de bildiğiniz başka ürünler varsa ve bana yazarsanız sevinirim. Hatta fotoğrafını çekip göderirseniz bu yazının devamına ekleyebilirim. seraporak@gmail.com adresime gönderebilirsiniz.

Geçen gün bir de bunları aldım, deneyince yorumumu yapacağım.

Evdeki yeni stoklar
Güncelleme (24 Eylül):
Malesef Milkplus elmalı ve Vitamaltı pek beğenmedim :( Vitamalt çok tatlı, içim bayıldı. Öyle ki 1 tam şişeyi tüm güne yayarak yudum yudum içebildim. Milkplus da çok aromatik, içindeki anason ve çemen tadı diğer aromalarla birleşince çok acayip, saçma sapan, kötü bir tat oluşturmuş. Diğerini henüz denemedim. Hala tek favorim Karamalz ;)

Güncelleme (8 Aralık):
Dün Hello Baby'den Multilac adında bir emzirme desteği içecek aldım denemek için. Tadı gerçekten çok güzel. Portakal suyu gibi. Karamalz'dan sonra içilebilecek en lezzetli içeceklerden biri. Artık zaman zaman bundan da alırım. Denemek için sadece 1 tane almıştım.


Güncelleme (2014):
Nihayet Karamalz kadar zevkle içilebilen bir emzirme desteği ürün buldum :) Adı Maltana. Malt içeceği olarak geçiyor. Şu anda gördüğüm kadarıyla sadece ananaslı ve armutlusu var. Her ikisi de çok lezzetli. Tam da benim sevdiğim tatlarda. Sıcaklarda emziren anneleri serinletecek bu ürün için Ülker'e çok teşekkürler. Gerçekten harika bir içecek olmuş.

Güncelleme (14.06.2017)
İnci yarın 4 yaşına girecek ama benim gözüm hala raflardaki emzirmeye destek ürünlerde :) kendim için değil tabi ki sizin için. Bakın geçen hafta yeni bir ürün gördüm. Adı Vitamom's tadını bilmiyorum ama güzel olduğunu düşünüyorum. Özellikle yazın emziren anneler için güzel bir serinletici etkisi olacaktır. Pastadan, tatlıdan şeker alacağınıza emzirme içeceklerinden alın daha iyi :) Sütünüz bol olsun...




Diyetisyen Serap Orak 
16 Eylül 2013

İnci 3 aylık oldu!

Sevgili blog okuru dostlarım,

Blog yazılarımı çok ihmal ettiğimi biliyorum ama bir sorun niye? :) Bahanelerimi maddeler halinde belirtmem gerekirse :
1-Yaz mevsimini sevmiyorum, sıcaklardan iyice bunaldım, içimden birşey yapmak gelmiyor
2-İnci'yle ilgilenmekten enerjim tükeniyor
3-Yazacak çok şey birikti, nereden başlayacağımı bilemiyorum
4-Bir balık burcu kadını olarak birazcık tembelim
5-Olan zamanlarımda illa ki yapacak başka bir işim oluyor
6-Tam blog yazmaya oturacak oluyorum, İnci uyanıyor
7-Genelde evde olduğum ve ofiste kalmadığım için çalışmaya ve yazmaya motive olamıyorum
8-Çok anlayışlı okurlarım var
9-Geç olsun, güç olmasın mantığındayım
10-Çok güzel bahane üretirim, sonu gelmez :)
...

Bu arada İnci 3 aylık oldu. Hala gözüme çok küçük görünüyor ama şaka maka doğduğu ağırlığın neredeyse 2 katına yaklaştı diyebiliriz. Bu Cuma doktoruna gittik ve 3. ay kontrolümüzde boy uzaması ve kilo alımının maşallah gayet iyi olduğunu gördük. Şu an boyu 63 cm kilosu da 5,6 kg. Her ay aşı oluyor. 2. ay aşısından sonra 2 gün ateşi çıktı kuzumun. Tüm gün hemen hemen saat başı ateşini kontrol ederek 2 gün geçirdim. İlk gece ateşi 38'i geçince fitil vermek zorunda kaldık ama 2. gün gerek kalmadı. 2 gece boyunca saat başı kalkıp ateşini kontrol ettim. Gözüme uyku girmedi...

Dr. Esra Dolar / Çocuk doktorumuz
İnci'nin doktorunu değiştirdik. Doğumda bulunan ve sonraki kontrolünü yapan Dr. Erdem Bey 1. ay kontrolü sırasında tatilde olduğu için hastane randevumuzu başka bir doktora yönlendirmişti. Biz de bu nedenle Esra Hanım'la görüştük. Kendisinden memnun kaldığımız için de 2.ve 3. ay randevusunda da ona gittik. Artık çocuk doktorumuz Esra Dolar. Kendisi iletişime önem veren ve çözümcü yaklaşımı ile bizi rahatlatan bir doktor. Bundan sonra İnci'yi hep ona götürmeyi düşünüyoruz. Ama artık Ataşehir Memorial'da değil, Bağdat Caddesi'ndeki LifeMed Tıp Merkezi'nde hastalarını alıyor.

Bildiğiniz gibi İnci 40 günlük olduğundan beri işe gidiyorum. Yoğun çalışmıyorum ama randevularım devam ediyor. Sanırım bu aydan sonra yoğunlaşacağım. O zaman İnci hanım da benimle beraber ofise gelecek. Şimdilik ben çalışırken o evde kalıyor. İnci acıkırsa annem sağıp dondurduğum sütleri veriyor. Bu arada anne sütü ile ilgili söyleyeceğim en önemli şey emzirdikçe ve sağdıkça sütünüz artıyor, sakın pes etmeyin. Ayrıca mutlu ve huzurlu olmanız da çok önemli. 

Sarımsaklı plajı hatırası
Bu arada İnci ile beraber ilk tatilimizi de yaptık. Yine Ayvalık Sarımsaklı'ya gittik. Annem ve babam da bizimleydi. 5 gün kaldık. Araba ile gittik. O nedenle yakın bir yer olmasını tercih ettik. Ancak çok serin ve rüzgarlı bir zamana rastladığımız için pek de iyi bir tatil geçiremedik. Değişiklik oldu sadece. İnci ile ilk tatilimizi ayrı bir postta yazacağım.

Tatile gitmeden önce 57 kg olmuştum ve gebelik öncesi kiloma sadece 2 kg fazlam kalmıştı ama tatilde 1 kg almışım galiba, gelince tartıldığımda 58 kg gördüm. Çok da dert etmiyorum. Geçen hafta jinekoloğuma gittim, artık karın egzersizleri yapabileceğimi söyledi. Bu sarkan karın kaslarını toparlamak lazım. Henüz başlamadım ama bolca mekik çekip pilates yapmayı düşünüyorum. İşte benim sloganım: Üşenme, erteleme, vazgeçme! 

İşte beklenen fotoğraf :)

Cuma günü endokrinoloğuma da gittim. Malesef ilacımın dozu yeterli olmamış ve yine TSH değerim yükselmiş. Doktorum dozu arttırdı, dengeyi bulana kadar her ay TSH tahlili yaptırıp kontrole gideceğim. Haşimato teşhisi nedeniyle hipotroid yaşıyorum. Bundan sonra hayatım boyunca troid ilacı kullanmam gerekecek. Seni yenicem hipotroid, beni yıldıramazsın ! :)

Uzun üredir takip edenler bu blog nereye gidecek diye soruyorsa belirteyim ki, bu blog bir anne-bebek blogu olarak devam etmeyecek. Zaten yeterince anne-bebek blogu var. Ayrıca ben onlar kadar konuyla ilgili ve ayrıntıcı da değilim. Benim blogum "bir diyetisyenin beslenme günlüğü" olarak devam edecek ama tabi ki hayatımı paylaştığım için İnci ile ilgili gelişmelerden ve deneyimlerimden de bahsedeceğim. Daha önceden olduğu gibi bir yeme-içme, diyet, seyahat, gezi, güncel hayat blogu olmaya devam edeceğim. Karma yani :)

İnci 3 aylık

Uzun süre ara verince yazacak çok şey biriktiği için bu sefer nereden başlayacağımı bilemiyorum. O nedenle ben de artık kısa ama sık yazmaya karar verdim. Yoksa başa çıkamıyorum. Yazmamı istediğiniz konular varsa seraporak@gmail.com adresime yazabilirsiniz. Böylelikle takip edenlerin en çok merak ettikleri konuları bilirsem daha faydalı olabilirim.

Yazmadığım süre boyunca blogumu okuyup takip eden herkese çok teşekkür ederim. Bundan sonra daha çalışkan olmaya gayret edeceğim. Bir de lütfen son günlerde post girmediğim için be ne biçim blog, hiç güncellemiyorsunuz diye olumsuz yorum yazacağınıza (yeni okurlarım için geçerli) bir zahmet ilk günden itibaren yazdığım yazıları okuyun ve aslında ne kadar büyük bir istikrarla ve emekle bu blogu bu günlere getirdiğimi görün. Eleştirmek çok kolay ama yiğidi öldürün hakkını verin canım :)

Burada yazımı sonlandırırken söylemek istiyorum ki çocuklu hayat bir harikaymiş, iyi ki İnci'yi doğurmuşuz. Her anının tadını çıkarıyoruz. Herkese ama özellikle tüm anne-babalara kucak dolusu sevgiler ;) darısı isteyenlerin başına...

Diyetisyen Serap Orak Tufan

15 Eylül 2013

Lohusalıkta 40 günümüz nasıl geçti?

Önceki yazımda doğum hikayemi anlatmıştım, bu yazımda da doğumdan sonraki günlerim nasıl geçti ondan bahsedeceğim.

İnci'm
İlk olarak anneliğin ne kadar zor olduğunu söylemek istiyorum. Belki insan ilerleyen yıllarda alışıyordur ama ilk günler ve haftalar gerçekten çok zor geliyor. Çünkü hayatınız bir anda tamamen değişiyor. Özellikle de benim gibi çok sosyal, yoğun iş hayatına alışkın, evde az vakit geçiren biriyseniz  durum daha da zorlaşıyor. Size muhtaç bir varlığa büyük bir özenle bakmanızın gerektiği fikri bile bir kadını yeterince sorumluluk altına sokup, duygusal durumunu değiştirmeye yeter. Yani tüm gün bebek bakma yorgunluğundan ve uykusuzluktan bahsetmiyorum bile. Bu nedenle pek çok kadının lohusalıkta bunalıma girmesini çok iyi anlayabiliyorum. Zaman zaman ben de giriyorum ama İnci'nin bir bakışını görmek anında bunalımımı atlatmama yardımcı oluyor. Ama itiraf edeyim, hastaneden eve geldiğim ilk gün ufacık bir şey yüzünden anneme bağırıp çağırıp ağlama krizine girmem tamamen paniklememle ilgilidir. Banyoya girip uzun uzun ağladım, bir anda çok mutsuz oldum. Çünkü artık evdeydim, bakımıma muhtaç bir bebeğim vardı, ameliyat bölgem açıyordu, kendimi sağlıksız hissediyordum, Gezi eylemleri sürüyordu, ülke nereye gidiyordu, batsın bu dünyaydı falan derken anneme patladım :( neyseki annem sesini çıkarmadı. 40 gün geçti hala bazı günler o kadar zor geçiyor ki gözyaşlarımı tutamıyorum. İnci bir agu deyince modum değişiveriyor. Yaşadığımız ve hissettiğimiz şeyleri ancak aynı şeyleri yaşayanlar bilir. Onlar zaten demek istediklerimi anlamışlardır. Ama belki erkek okurlarım vardır en azından onlar bilmeli ki eşiniz zor zamanlar geçiriyor, destek olmalısınız. Çünkü biz anlatmadığımız sürece onlar bunu bilemezler. Benim eşim de çok anlayışlıdır ama bazen çabuk sıkılıyor. Örneğin emzirirken çok susuyorum ve çok su içiyorum. Su vermekten adama fenalık geldi :) ama acı bir gerçek var ki ne kadar bebeğiniz için herşeyi yapmak isteseniz de sürekli emzirmekten de kadına fenalık geliyor.

Şu an kendimi gayet iyi hissediyorum. Sağlığım yerinde maşallah ama geçen hafta ilk kez bir avm ye gittiğim gün dikişlerim ağrıdı. Demek ki ben her ne kadar iyi hissetsem de bedenim daha iyileşememiş. Doktorum iç dikişlerin 6 haftada iyileşeceğini söyledi. Benim yaralarım çabuk iyileşmez, bu farkı da göz önünde bulundurursak daha zamanım var.

doğumdan 40 gün sonra
Önce en çok merak edilen konuya girelim :) Doğuma 70,5 kg görerek giden bir hamile olarak toplamda 15.5 kg almıştım. Doğumdan 10 gün sonra doktorumun muayenehanesinde ilk kez tartıldım, 8 kg vermişim. Sonra hiç tartılamadım ama şişliklerim gün gün azaldı. O nedenle kilo verdiğimin farkındaydım. İnsanın ofisinde profesyonel vücut analiz cihazı olunca evde baskül olmuyor :) malesef hiç tartılamadım. Taa ki 23 Temmuz'da ilk kez ofise gidene kadar. Tok karnına ve giysiyle 58,7 kg görünce çok mutlu oldum! Zaten 55 kg civarında hamile kalmıştım. Eee o zaman az kalmış da farkında değilmişim. 24 Temmuz'da 40'ımız çıktı. İşte son halim budur. İnci'yi ofise getirmediğim için onunla çekemedim ama en kısa zamanda onunla da aynı yerde bir poz çekeceğim.

Bu arada 23 Temmuz Salı'dan beri iş hayatım başladı. Çok yoğun olmasa da randevu veriyorum. İyi ki de başladı çünkü doğumdan sonra ilk 40 günde sadece 5 kez evden çıktım. Onlar da hep İnci'nin ve benim doktor kontrollerimizdi. Hızlıca halledip geldik. Ofisimi özlemişim yahu :)

Gelelim nasıl beslendiğime...

Öncelikle ilk 2-3 hafta eve ziyarete gelenlere ikram etmek üzere aldığımız, annemin ve kardeşimin yaptığı kekler, börekler, kurabiyeler nedeniyle çok karbonhidratlı beslendim. Gelip gidip bir kurabiye attım ağzıma. Ama dolu dolu, çok çok yemedim. Bunu da bilinçli yaptım. Yemek düzenim de annem sağolsun oldukça iyiydi. Çünkü evde devamlı yemek olduğu için 3 öğün düzenli yemeğimi yedim. Emziriyorum diye öyle kocaman porsiyonlarla yeme eğilimi yaratmadım. Çünkü gerek yok. Normalde ne kadar yiyorsam o kadar yedim (belki makarnada kendimi tutamamış olabilirim :) İlk 2-3 hafta kırmızı et ve protein ağırlıklı beslenmeye gayret ettim çünkü ameliyat sonrası demirim çok düştü ve kanamam uzun sürdü. Ama kabızlık olmaması için sürekli en azından 1 öğünde mutlaka sebze yemeği de yedim. İlk haftadan sonra taze meyvelerden de yemeye başladım. İlk hafta çiğ sebze, salata, meyve yemedim ki gaz yapıp dikişlerimi ağrıtmasın. Şu an kurubaklagiller hariç herşeyi yiyorum. Onu da İnci'nin kolik sancıları nedeni ile yemiyorum çünkü bebeğim çok acı çekiyor ve ağlıyor. Bari baklagil yemeyerek destek olayım diyorum.

Konu açılmışken İnci çok gazlı bir bebek (ki bu normal her bebek gazlıdır çünkü gelişiminin bir parçası) ve de sürekli kusuyor, reflüsü var. Ama benim fikrim çok emdiği için kusuyor. Kucağımdan hiç inmek istemiyor ve haliyle de emmek istiyor. Ben de emziriyorum. Çok içiyor minik ayyaşım, çapulcum :)

Malum hiç bir şey doğal değil ve alerjiler çok arttı. Bu nedenle bebek alerjik olmasa bile süt ürünlerini tüketmeme modası var. Ama ben buna katılmıyorum. Süt, yoğurt, peynir, ayran, cacık, sütlü tatlı, dondurma düzenli ve yeterli oranda tüketiyorum. Zaten alerjisi olan bebeklerin semptomları bir süre sonra ortaya çıkıyor. Varsa çıkar. Ama olabilir diye bunları beslenmeden çıkarmak bence son derece yanlış. Anne sütü ve emzirmeyle ilgili ayrıca bir yazı yazacağım. Şimdi kendi deneyimlerimi paylaşıyorum.



Bir de hayatıma emzirme çayları girdi. Ortalama günde 3 tane içiyorum. Evde Humana, Milupa Still-tee ve Doğadan Lactate emzirme çayları var. Bu sıcakta hiç çekilmiyor ama içiyorum mecburen. Bir de ben alakası olmadığını düşünsem bile annemin baskıları nedeniyle soğuk su içmiyorum. Bebeğe gaz yaparmış. Evde soğuk suyu bana yasakladı. Büyükleri de biraz dinlemek gerek.

Lansinoh manuel süt pompası
Bebeğimi ilk günden beri sadece anne sütü ile besliyorum. Ve 1 Temmuz'dan bu yana fazla sütü devamlı sağıp buzlukta biriktiriyorum. Sağdıkça süt artıyor bilginiz olsun. Sağmak için Lansinoh'un manuel süt pompasını kullanıyorum. Gerçekten kullanımı çok pratik, oldukça memnunum.

Hiç diyet yapmadan, herşeyden yiyerek (ama kocaman porsiyonlarla değil), bol bol su içerek (sanırım günde 3-4 litreyi buluyordur), hiç hareket etmeyerek (sürekli bir koltukta oturup emziriyorum) ilk 40 günümü atlatmış bulunuyorum. Artık balık yiyebiliyorum, midem bulanmıyor. Bir de her öğün yemeklerime kimyon ekliyorum (gaz giderici diye)

Çok tatlı sevmem biliyorsunuz ama emziriyorum diye rastlarsa mutlaka yiyorum. O kadar şımarıklık olsun. Şekerim normale döndü ama yine de dikkat ediyorum. Endokrinoloğuma da gittim. Gebelik sonrası troid ilacımın dozu değişti. Hipotroid hayata devam...

Belki hatırlarsınız kızkardeşim Semra uzun zaman önce bir yemek tarifi blogu açmıştı ama o kadar yoğun çalışıyor ki bir türlü blogu aktifleştirememişti. Bir yandan da doktora yapıyor. Ama şimdi hem Ramazan nedeniyle hem de benim için evde tatlılar, börekler, kurabiyeler yapmaya başladı. Bloga malzeme çıktı. Takip etmek isterseniz gerçek ve sürekli denemiş reçeteleri bulabilirsiniz. Annesinin Kızı için tıklayınız :)

Buradan bebek sahibi olmayı düşünen, bebek bekleyen, yeni doğum yapan herkese ve tüm annelere selam gönderiyorum. Çok işimiz var çoooook...

Sonraki yazımda görüşmek üzere...

Diyetisyen Serap Orak Tufan
26 Temmuz Cuma 2013




Hoşgeldin İnci tanem, canım kızım...


(baştan söyleyeyim bu yazı biraz uzun oldu)


15 Haziran Cumartesi sabahı 06.30'da tuvalete kalktım. Hamilelikte gecede 2-3 kez gitmeye alışıyorsunuz. Ama 07.40'da yeniden ihtiyaç duyup kalkınca önce biraz şaşırdım. Çünkü daha 1 saat önce gittim neden bu kadar sıkıştım ki diye kendi kendime düşündüm. Ve hiç beklemediğim bir anda suyum geldi. Yani tıbbi tabiriyle amniyon kesem patladı ve doğum süreci başladı. Kesenin içindeki sular boşalmaya başladı. Hiç hoş bir his değil açıkcası :(

Genelde böyle durumlarda çok sakinimdir, başıma ne geleceğini bildiğim sürece soğukkanlı olabilirim. Hemen sakince eşimi uyandırdım, çünkü onun panik olacağını biliyordum. Önce uyku sersemi ne dediğimi anlamadı :) Yeni uyanmış bir erkeğe "Hadi kalk suyum geldi" derseniz ilk etapta ne olduğunu algılayamıyor. Ben de daha açık söylemek zorunda kaldım tabi ki. "Yani doğum başladı, hastaneye gidiyoruz" derseniz daha iyi olur :) Bir de "Nasıl yani bugün mü doğuracaksın, kızım bugün mü doğacak?" gibi sabah uyku sersemi sorular duyma olasılığınız da yüksek :)

Eşimi sakinleştirip hemen talimatları verdim. Önce doktoruma mesaj at, sonra Melissa'yı ara (doğum fotoğrafçım, arkadaşım) cevap vermezse mesaj at, annemleri ara (o gece kardeşimde kalmışlardı), ben duşa giriyorum, çıkınca hazırlanıp hastaneye gideriz...

Duştan sonra önce bugün ki 3 randevuma mesaj atıp görüşmeleri iptal ettim. Hesapta bugün ofise gidip çalışacaktım. Hatta Pazartesi bile son bir randevum vardı ama buraya kadarmış, ara vermek zorundayız :)

Eşim doktoruma ulaşmış, Tolga Bey mesajımıza hemen cevap vermiş. Siz hastaneye gidin ben ekibe haber veriyorum ve en kısa zamanda geliyorum demiş. Ama eşim Melissa'ya ulaşamamış, duşumu aldıktan sonra cebi kapalı olan arkadaşıma ev telefonundan ulaştım. Sabah sabah ısrarla telefon çalınca zaten Melissa durumu anlamış ve hemen bana geri döndü. Hastanede buluşmak üzere sözleştik.

Bir süre sonra annem, babam, Semra ve Berra geldiler. Herkes çok heyecanlıydı, hatta hem benim hem de eşimin sırayla duşa girip hazırlanmamıza da çok şaşırdılar. Bizi biraz rahat buldular :) Ben sakindim ama boşalmaya devam eden su nedeniyle biraz gerildim çünkü hastaneye ne giyip gideceğimi bilemedim. Hazırlıksız yakalanmıştım. Size tavsiyem eğer hamileyseniz bu gibi bir durum için evinizde, çantanızda yani yanınızda önceden hasta bezi bulundurun. Çünkü normal pedler bu durum için yeterli değil. Daha önce bana bu konuda bilgi veren olsaydı mutlaka alırdım.

Evden götürülecekleri de alıp hastaneye doğru yola çıktık. Bu arada su boşalmaya devam ediyordu. Evden çıktığımız zaman hafif hafif sancılar da başlamıştı. Ataşehir Memorial Hastanesi'nin doğum katına çıktığımızda zaten bizi bekliyorlardı. Doktorum Tolga Bey haber vermişti. Beni hemen odama alıp hazırlıklara başladılar. Öncelikle bebeğin iyi olduğunu anlamak için karnıma nst cihazını bağladılar. Kızımın kalp atışlarını duyduk. Aynı zamanda sancıların sıklığını ve derecesini de görebildik. Doğum sezeryan olacağı için içim rahattı çünkü şimdiden bu kadar sancı çekiyorsam sonrasını düşünmek bile istemiyordum. 10 dakikada 1'e düşen sancılar oldukça sağlamdı! Hemşire 10.30 civarında bebeği alacaklarını haber verdi. Bu bilgi saat 10.00 civarında geldi. Yarım saat sonra anne olacağım gerçeği ile beraber heyecanlanmaya başladım...

Melissa da bizle aynı anda hastaneye varmıştı. Beraberinde bir arkadaşı da vardı ve hem fotoğraf hem de video çekimi ile ilk andan beri yanımızda oldular.

Artık bütün sülale hastanedeydik :) Ben yokken odayı süsleyin talimatlarını da verdikten sonra beni ameliyathaneye götürmek için geldiler. Önce gerekli damar yolunu açtılar. Artık heyecan yerini biraz korkuya bırakmıştı.

anne olmadan kısa bir süre önce Doç. Dr. Tolga Ergin ile
Doktorumu ameliyathanenin kapısında görünce çok sevindim. İnsanın doktoruna güvenmesi çok önemliymiş. Tolga Bey'i bu kadar sevdiğimi ve ona bu kadar güvendiğimi o ana kadar ben de bilmiyordum. Sonuçta o an yalnızsınız ve orada daha önceden tanıdığınız birini görmek iyi geliyor. Eşim ve Melissa'da ameliyatta yanımda olacaklar ama onları giyinmeleri için başka bir yere aldılar. Operasyon başlamadan kısa bir süre önce yanıma geldiler. Onlar gelmeden önce epiduralim takıldı.

Anestezi doktoruyla da 2 gün önce operasyon öncesi yapılması gereken tahliller için tanışmış ve görüşmüştüm. Dr. İlknur Hanım da bana oldukça güven vermişti. Etrafımda epidural anestezi konusunda olumsuz düşünen ve beni vazgeçirmek isteyenler oldu ama ben kendi bildiğini okuyan biri olduğum için kimseyi dinlemedim. Daha önce pekçok danışanımdan ve arkadaşımdan bu konudaki deneyimlerini dinlediğim için açıkcası genel anesteziyi hiç düşünmedim bile. Ameliyathanede önce belime epiduralim takıldı. O anda korkmadım desem yalan olur ama doktora güvenip sakin olur ve olumlu düşünürseniz rahatlıyorsunuz. Bu konuda deneyimli biri olduğunu bilmek ve İlknur Hanım'ın yaklaşımı da beni rahatlattı. Epidural takıldıktan çok kısa süre sonra belden aşağı kısmım hissizleşti.

İnci ve doktorum Tolga Bey
Zaten ameliyat çok uzun sürmüyor. Başlamadan önce eşim ve Melissa da yanıma geldi. Tüm operasyon sırasında anestezi doktoru İlknur Hanım bir elimden, eşim de diğer elimden tuttu. Onların ellerini sıktım çünkü biraz korktum. Hatta ilk başta gözyaşlarımı tutamadım. Hiç acı duymasam da yapılan işlemleri hissettim. İlknur Hanım "şimdi bebeği alıyorlar" dediği zaman duyduğum heyecanı anlatamam. İnci'nin sesini ilk duyduğumda hissettiğim mutluluğu ve huzuru da tarif edemem. Sonra Tolga Bey kızımı gösterdi bana. O andan itibaren hem ben hem de eşim kendimizi iyice bıraktık. Mutluluktan ağlamak tabirini hayatımda ilk kez bu kadar net yaşadım. Bir de eşimi sakinleştirdiğimi hatırlıyorum çünkü katıla katıla ağlayarak ameliyathaneyi çınlattı diyebiliriz :)

Kızım saat 10.37'de 2940 gram ve 50 cm olarak dünyaya geldi ve aramıza katıldı. Eskiden sadece çifttik artık bir aile olduk. 


ilk aile fotoğrafımız


Sonra bebek, eşim ve Melissa gitti. Benim ameliyatım devam etti. İşlemler bitince beni odama çıkarttılar. Sanırım anestezinin etkisisinden olacak bir süre bana titreme nöbeti geldi. Kendime hakim olamadığım bir şekilde zangır zangır titredim. Tabi ki alt bedenim uyuşuk olduğu için bu titreme üst bölgede oldu.

Her ne kadar uyanık olsamda anestezinin etkisinden dolayı çok halsiz, yorgun, uyuşuktum. Bütün sevdiklerim yanımdaydı. Bir süre sonra İnci'yi de getirdiler. Hemşirelerin de yardımıyla hemen emzirdim. Benden çok İnci yakın davrandı. Çünkü ilk anda anne gibi hissetmiyorsunuz ama bebek size o kadar yakın davranıyor ki aslında bence ilişkiyi ilk güçlendiren o oluyor. Birkaç emzirme sonrasında kızımla birbirimize alıştık diyebilirim.

Hastanede toplam 2 gece kaldık. 2. gece hemşireler İnci'yi 2 saatliğine götürdüler çünkü ben hastaneye ilk gittiğimiz andan beri hiç uyumamıştım. O sayede 2 saat uyuyabildim. Ama ne hikmetse o kadar uykusuz da hissetmiyor insan. Eve çıktıktan sonra uykum da düzene girdi. Bebekle beraber ben de uyudum.

Hastaneye gelen ziyaretçilerimize kuru pasta, poğaça, meyve suyu ikramlarımız oldu. Kızımın hatırası olarak da lokumluğumuzdan ve süslerimizden verdik. Size fikir vermesi açısından onların fotoğraflarını da ekiyorum. Hastanenin ikramı olarak da 1 sürahi lohusa şerbeti vardı. Hiç sevmediğim için ben limonata yapmayı düşünüyordum ama doğum erken olunca o konuda hazırlık yapamadım.

hastane ikramlarımız


Ataşehir Memorial Hastanesi ile ilgili fikirlerime gelince... Öncelikle doğum katında çalışan ve 2,5 gün boyunca benimle ilgilenen hemşirelerin hepsi çok ilgili ve deneyimliydi. Oldukça memnun kaldım. Tek tek isimlerini veremeyeceğim çünkü çok kişi vardı.

Ancak yemekler ve sunumları güzel değildi. Daha önce ben de hastanede çalıştığım için mutfak hizmetlerinin nasıl olduğunu iyi bilirim. Catering hizmeti veren şirketten hiç memnun kalmadım. Personel de ilgili değildi. Böyle bir hastane için oldukça başarısız bir hizmet bence. Yakıştıramadım.

Bu yazı gitgide daha da uzayacak gibi o nedenle sonraki deneyimlerimi ve duygularımı başka bir postta yayınlayacağım.

15 Temmuz'da yani bugün kızım 1 aylık oldu. Onunla ilgilenmekten ve yeni hayatıma alışmaya çalışmaktan bloguma hatta internete zaman ayıramadım. Özellikle ilk günlerde internete bile girmeye fırsatım olmuyordu. Telefonumun sesi çoğunlukla kapalıydı ve aramalara, mesajlara dönemiyordum. Şimdi artık daha rahatım çünkü dikişlerim de artık daha iyileşti ve kendimi daha sağlıklı hissediyorum. İnsanın ağrısı, sancısı varken ve hareketi kısıtlıyken bırakın telefona bakmayı bebekle ilgilenmeyi bile canı istemiyor. Ama o günler geçici, biraz sabırlı ve sakin olursanız sorunsuzca o günleri atlatıyorsunuz. Gözünüzde fazla büyütmeyin...

Gelelim en çok merak edilen bir diğer konuya... Tabi ki kilolar! Doğuma tam 15.5 kilo alarak 70.5 kg ile gittim. Gebelik öncesi kilom 55'di. Doğumdan 10 gün sonra jinekoloğuma kontrole gittiğimde 8 kilosunu vermiştim 62,5 kg olmuştum ama hala çok şiştim. Ondan birkaç gün sonra ayaklarımın, bacaklarımın, karnımın ve yüzümün şişlikleri hızla azaldı ve geçti. Evde baskül olmadığı için henüz tartılamadım ama şu an tüm eski giysilerimi giyebiliyorum. Sadece pantolonlarımın beli biraz sıkı oluyor. Dikişlerim zarar görmesin diye şimdilik pantolon giymiyorum. Sanırım çok kısa bir süre sonra eski formuma girerim. Şimdilik karın egzersizi yapmam yasak olduğu için bu bölgenin sıkılaşmasını kendi doğal haline bırakmak zorundayım. Tahmin ediyorum şu anda 57-58 kg'a inmiş olabilirim. Bir diyetisyen olarak evimde baskülüm yok malesef :) ofise gitmediğim için tartılamıyorum.

Beslenme ile ilgili konuları ve emzirme dönemi bilgilerimi ve deneyimlerimi sonraki yazılarımda anlatacağım. Bu arada sizin paylaşımlarınızı da beklerim.


İnci ve art teyzesi Melissa Mey

Yanımda olup bu mutlu ve unutulmaz zamanlarımızı bizimle paylaşan tüm aile bireylerimize, arkadaşlarımıza, fotoğraflar için sevgili Melissa Mey'e ve arkadaşı Güneş'e, Ataşehir Memorial Hastanesi hemşirelerine, Jinekoloğum Doç Dr. Tolga Ergin'e, anestezi doktoru Uzm. Dr. İlknur Reyhan Sözenoğlu'na, doğumda bulunan ve ilk kontrollerimiz yapan İnci'nin doktoru Uzm. Dr. Erdem Gönüllü'ye çok teşekkür ediyorum.

Ben eşime babalar günü hediyesi ve süprizi olarak İnci'yi verdim :) Çok şükür kızıma sağlıcakla kavuştum, darısı tüm bebek bekleyenlerin başına...


taze anne ve İnci'si


Taze Anne Diyetisyen Serap Orak Tufan ;)

15 Temmuz 2013 

Hamilelikte 38. hafta

13 Haziran Perşembe 2013 günü kızımla 38. haftamızı da tamamladık. Bu yazıyı yazdığım sırada kızımı çoktan kucağıma aldığım için yazının bir anlamı kalmadı gibi ama yine de en azından kısa bir özet geçeyim istiyorum...

İnci için belirlediğimiz doğum tarihi 19 Haziran olduğu için kızım 39 haftalık olarak doğacak diye düşündüğümden artık bu hafta tüm eksiklerimizi tamamlamanın derdine düştüm. Hem sıcaktan hem de ağırlıktan artık hiç birşey yapacak enerjim olmadığından bazı siparişlerimi internetten almaya başladım.

Haftasonu son kez bir İkea turu yapıp bebek odası için koltuk aldık. İkea reklamlarında görmüşsünüzdür. Tam istediğim rahatlıkta ve renkte oldu. Evdeki büyük berjeri de salona getirdik.

Tam 38. haftam bittiğinde Lansinoh'ta çalışan bir arkadaşım bana bir hediye paketi getirdi. İçinde lohusalıkta çok lazım olacak şeyler var. Zaten çoğu doğum yapan kadın bu markayı ve ürünlerini kullanıyor. Boşa değilmiş ben de anladım :)


Gelelim doğum öncesi fotoğraf çekimine... Daha önce de belirttiğim gibi doğumda fotoğraflarımı aynı zamanda yakın arkadaşım olan Melissa Mey çekecek. 38 +1 günümde yani Cuma akşamı beraber bir yemek yiyip, fotoğraf çekme planı yaptık. Bolca sohbet ettik, güldük, eğlendik, efkarlandık. Melissa eşimle ve tek olarak fotoğraflarımı çekti. Çarşamba'ya kadar fırsatımız olmayacaktı.

Arkadaşlarımız geç gitti, yatışımız saat 02.30'u buldu. Cumartesi 3 tane randevum vardı. Saatimi kurup yattım. Sabah kalkıp işe gitmeyi planlamışken henüz doğuma gideceğimi bilmiyordum!

Tam 38 + 2. günümde sabah 07.40'da kızım bizi görmek için daha fazla dayanamadı (dün akşam çok eğlenmiştik sanırım birşeyler kaçırıyorum diye düşündü :) ve normal doğumlarda olduğu gibi ani ve beklenmedik bir şekilde suyum geldi ve sancılar başladı...

Bir sonraki yazımda kızımın doğum hikayesini yazacağım. Girişi yapmış oldum.

Blog yazmakta gecikebiliyorum ama twitterda anında ve daha sık paylaşımda bulunabiliyorum. Takip etmek isterseniz tıklayın :)

Diyetisyen Serap Orak Tufan


Hamilelikte 37. hafta

37. hafta
6 Haziran Perşembe 2013 tarihinde kızımla beraber hamilelikte 37. haftamızı da tamamladık. 6 Haziran Diyetisyenler Günü olduğu için 2 kutlama birden yapmış oldum :) 

Bu haftamız çok sıkıntılı geçti çünkü Gezi Parkı olayları nedeniyle hayli stresliydim. Olayların çıktığı ilk günden itibaren sürekli hükümet yandaşı olmayan medyadan izleyerek (zaten diğerlerinde izlenecek birşey yoktu, onlar halkı oyalamaya devam ettiler) hop oturup hop kalktım. 31 Mayıs ve takip eden birkaç gün içinde İnci'yi doğurmadım ya çok şaşkınım. Çünkü o kadar gerildim, o kadar üzüldüm, o kadar sinirlendim ki kesin sancım tutar diyordum. Olmadı. Kızım da tam bir direnişçi çıktı :)

Hamile olmasaydım kesinlikle ben de Taksim'e gider ve sivil direnişe katılırdım. Gidemesem de tüm kalbimle oradaydım ve tüm özgür irademle yetti beee! dedim. Bizim gibi evinden çıkıp katılamayan herkes gibi akşamları tencere, tava çalarak direnişe destek oldum. Hala da devam ediyorum. Eşim de benim durumum nedeniyle gidemedi. Ama giden tüm çapulcu arkadaşlarımızdan bilgi aldık.

En çok sevindiğim şey, kızımın halkın uyanışa geçtiği ve artık sesini çıkardığı günlere doğacak olması. Halkı tek tipleştirmeye çalışan, çeşitliliğe ve kişisel hak ve özgürlüklere saygısı ve tahammülü olmayan, kendi gibi olmayana her türlü hakareti yapacak kadar varoş bir edebiyata sahip vasıfsız yöneticiler tarafından idare edilen ülkemizde artık gençliğin uyandığını görmek çok güzel. Bir grubun demokrasiyi araç olarak kullanıp başa geçmesi sonrasında işi diktatörlüğe çavirmesinin sonuçlarını halk olarak yaşadık ve gördük. Bundan sonra artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Bugün kendinden olmayan için getirdiği kısıtlamaları yarın kendinden olanlar için yapmayacağını garantisini kimse veremez.

Ben kendi hür irademle açıklamak isterim ki, kişisel hak ve özgürlüklerimi artık haddinden fazla taciz eden bu hükümetin yaptıklarına karşıyım. Haklarımı savunmak için de sonuna kadar sivil direnişe destek olurum. Çünkü kızımla beraber özgür bir ülkede yaşamak istiyorum. Ve bu hükümetin halkın özgürlükleri konusunda eşitlikçi olmadığına inanıyorum.

Bu kadar stres ve direniş ruhu içinde bebek bekleyen bir kadın olarak tabi ki eksik kalan son hazırlıklarımı da tamamlıyorum.




İnci'nin odası için Hello Baby mağazasına gidip güzel pembe bir halı aldık. Halının fiyatı 199 TL. Sonra İçerenköy'de bir perdeciden perdemizi seçip sipariş verdik. Tabi ki o da pembe :) Aslında perdeyi beyaz düşünmüştüm ama bu pembe puanlı tülü görünce fikrimi değiştirdim. Perdeci bayan ve eşi çok ilgiliydi. Oda küçük olduğu için perde alanı az, sadece balkon kapısı kadar bir yerin kapanması gerekiyor. O nedenle perde 160 TL tuttu. İçerenköy tarafında perdeci ararsanız numarasını yazabilirim.

Mobilyalar beyaz olduğu için odadaki pembe renkler bence hiç rahatsız edici olmadı. Küçük bir oda olmasından dolayı zaten sadece 1,5 duvar açıkta kalıyor. Duvar rengimiz çoğu kişiye göre çok koyu olsa da görenler beğeniyor. Üstelik duvar süsümüzü/sticker ımızı yapıştırınca daha da güzel oldu :) Bunu yapıştırmak zaman alan ve dikkat gerektiren bir meseleymiş bilginiz olsun.

Bebek şekeri olarak yaptırdığım lokumluklar da geldi :) çok güzel olmuş. Klasik badem şekeri veya çikolata olsun istemedim, şeker hamuru kurabiyelerden de hoşlanmıyorum. O nedenle lokumluk yaptırmaya karar verdim. Hayaller Dükkanı'nın sahibi Çiğdem Hanım'a ilgisinden dolayı çok teşekkür ederim :)

7 Haziran'da 37. hafta doktor kontrolümüz vardı. Doktora gitmeden önce sabah ofiste tartıldım. İnanmazsınız 70 kg'ı geçmişim ! Hamilelik başlangıcında 55 kg'dım. Şu an için toplam 15 kg oldu. Son 1 aydır her hafta 1 kg alıyorum ve hayret ediyorum :) Ama o kadar göstermiyorum. Sanırım bu kilo artışında ödemin de payı büyüktür. İnanılmaz şişiyorum. Ayrıca kalorik olarak da fazla kilo alacak bir besin tüketimim yok. Sanırım hamilelik sürecim 16-17 kg civarında biter. Umarım :)

İnci hanım 3040 gram ve 50 cm olmuş. Büyümeye devam ediyor :) Bu arada son bir haber daha vereyim, doktorumun önemli bir programı nedeniyle İnci'nin doğum tarihini değiştirmek durumunda kaldık. 18 Haziran değil artık yeni doğum tarihimiz 19 Haziran sabahı oldu :)

Blog yazmakta gecikebiliyorum ama twitterda anında ve daha sık paylaşımda bulunabiliyorum. Takip etmek isterseniz tıklayın :)

Diyetisyen Serap Orak Tufan
12 Haziran Çarşamba 2013

Hamilelikte 36. hafta

36. hafta
23 Mayıs 2013 Perşembe gününde kızımla karın karına beraberliğimizin 36. haftasını da tamamladık ve ertesi gün doktorumuza kontrole gittik.

Daha önce de dediğim gibi eşim ne zaman kontrole gelmese bizim ufaklık yüzünü gösteriyor :) şaka gibi. Bu sefer annem, Berra ve ben gittik. İnci'mizin yüzünü bile görebildik :) Biraz daha büyümüş kızım 2640 g olmuş, boyu hala 47 cm ama ben 68 kg oldum. 55 kg olarak başladığım gebelik maceram 36. haftayı doldurduğumda 13 kg almış olarak devam ediyor...

ödemli hamile ayağı :)
O kadar ödemim var ki anlatamam. Ayaklarımı tanıyamaz oldum. Ellerim, burnum, yüzüm şiş. Tam bir hamile görünümündeyim :) Yüzüklerimi artık kesinlikle takamıyorum. Doktor randevuma giderken ayaklarım o kadar şişti ki bir mağazadan terlik alıp yürümek zorunda kaldım. Normalde 36 numara giyen ben o gün 38 numara ayakkabılar denedim ama tabi ki almadım. 2-3 hafta için lüzümsuz para harcayamam. Hafta sonu eşimin amcasının kızının düğününe gideceğiz, elbisemin altına da aynı terliği giyeceğim mecburen. Hamilelik sonuna kadar hayatımı bu Arow marka rahat terliklerimle geçirmeye karar verdim. Uysa da uymasa da :)

Karnımın hızla büyüdüğünü her gün hissedebiliyorum. O nedenle her gün bana sanki doğum sancım başlayacakmış gibi geliyor. Bir yere giderken hep tedirgin oluyorum. Hamilelik durumuna kesinlikle alışamadım :( Kızımın muazzam tekmeleri olmasa kendimi davul zannedeceğim. Neyseki melek kızım devamlı "Anne ben buradayım, beni hatırla" diyor :)

36 + 2

Cumartesi düğüne bile çok zor gittim. Çünkü artık canım ne giyinip süslenmek istiyor, ne de birşey yapmak istiyor. Köşe yastığı gibi koltuğun bir kenarında durmak istiyorum :) En acelesinden bir fön çektirdim, makyajımı yaptım, Ayvalık'tan hediye gelen elbisemi ve Arow terliklerimi de giydim tamamdır :) Düğünden erken kalkmak zorunda kaldık çünkü ayaklarım o kadar şişti ve rahatsız oldum ki. Yine de ısrarları kıramayıp Ankara havası çalınca piste çıkıp bir oynamışlığım da var yani :)

36 + 2 
Bu hafta babam yurt dışında olduğundan ve eşim de eve çok geç geldiği için bebek odası/eşyası vs. gibi kalan bazı alışverişlerimizi yapamadık. Ama bebek odasına hep istediğim tarzda bir duvar süsü için internetten araştırma yapma imkanım oldu ve Evmanya sitesinden bu gördüğünüz çıkartmayı sipariş verdim. Yatak odası için de gayet güzel olmuş ama ben bebek odasına yapıştıracağım.

Son beslenme durumuma bakarsak bolca meyve yiyorum. Özellikle karpuz konusunda sınırlarımı zorluyorum :) ne yapayım içim yanıyor, ateş basıyor, bana en iyi karpuz ferahlık veriyor :) Canım tatlı istemiyor, sanırım bunda düzenli meyve yememin çok etkisi var. Bol bol su içiyorum ama yine de ödemime iyi gelmiyor. En iyi gelen şey ayaklarımı yükseğe doğru uzatıp dinlenmek. Tuzlu yememeye gayret ediyorum. Süt, yoğurt, peynir, yumurta tüketimim çok düzenli. Bazen domatesli makarnanın ve bulgur pilavının dozunu kaçırıyorum ama zaten ekmek yemediğim için dengelediğimi düşünüyorum. 

Çok hareketsizim :( evde olduğum sürece çok az iş yapıyorum ama bazen de günüm çok ayakta geçiyor. Randevularım devam ediyor ama çok azaldı. Maalesef yeni arayanları reddediyorum, bu da hoşlarına gitmiyor ama ne yapalım bu da benim hayatımın en önemli dönemi. Çalışma konusu şu an doğumdan en az 1 ay sonrasına kadar önemini kaybetti.

37. hafta yazımda görüşmek üzere...

Blog yazmakta gecikebiliyorum ama twitterda anında ve daha sık paylaşımda bulunabiliyorum. Takip etmek isterseniz tıklayın :)

Diyetisyen Serap Orak Tufan
23-30 Mayıs 2013 özeti

Hamilelikte 35. hafta

16-23 Mayıs 2013 tarihleri arasında kızımla 35. haftamızdı. Bu haftamız oldukça hareketli geçti diyebilirim. Anlatacak pek çok şey de birikti tabi...

Artık iş yoğunluğum eskisi gibi olmadığı için çalışmadığım zamanlarda evde vakit geçiriyor oluyorum. Kafamda yapacak bir sürü şey oluyor ama gün sonunda bir bakıyorum hiçbirini yapmamışım. Tam bir tembellik halindeyim.

Herkes bebeğin odası hazır mı, hastane bavulunuz hazır mı diye soruyor. Ama hepsi yarım yamalak :) Bu hafta odanın son şeklini verdik. Bebeğin bütün giysilerini Hacı Şakir'in lavantalı sabun tozu ile yıkadık. Annem sonra hepsini ütüledi ve dolabına yerleştirdik. Zaten hepsi el kadar şeyler, çok komik geldi bana :) yer bile kaplamıyor o nedenle rahat rahat dolabın raflarına yaydık. Bana hepsi çok yabancı çünkü çoğunu ben almadım. Hatta malesef ki kızıma kendim seçerek çok az şey aldım diyebilirim. Artık buna ilgisizlik mi, zamansızlık mı, rahatlık mı dersiniz bilemem ama İnci'nin şu an neredeyse tüm giysileri annem veya başkalarının hediyesi olan giysilerden oluşuyor. Ne zaman bir mağazaya girsem birşeyler beğeniyorum, sonra aman sonra alırım diye düşünüp almadan çıkıyorum. Neyse yerleştirirken ne neyin takımıdır öğrenmeye çalıştım ama bu biraz zaman alacak bence :)

Bebek odası için evdeki berjerlerimden birini kullanacağım ama odayı biraz daralttı ve büyük görünüyor. Şu an acaba küçük bir koltuk mu alsam yoksa bunu kaplatsam mı onu düşünüyorum. Halı, perde ve aydınlatma elemanları hala yok :) o konuya henüz gelemedim.

Bu hafta hastanede ziyaretimize gelecek misafirlerimize anı olsun diye vermek için bebek şekerlerimizin de siparişini verdim. Sanırım Haziran'ın ilk haftası teslim edilecek. Şeker hamuru ile yapılan kurabiyeleri (yeni moda bunlar ya) sevmediğim için ben daha klasik bir ikram düşündüm. Pembe tüle sarılmış bir lokumluk içinde lokum olacak. Şimdilik görsel sunamıyorum. Gelince eklerim. Siparişimi Hayaller Dükkanı sitesinden verdim. Facebookdaki grubunu takip etmenizi tavsiye ederim, gerçekten çok güzel ve kişinin isteğine özel şeyler üretiyorlar. Site sahibi Çiğdem Hanım da oldukça ilgili ve nazik biri. Heyecanla siparişlerimizi bekliyorum :)

Eminönü Hatırası

Bu haftasonu ofisteki randevularım bitince eşimin yüksek lisanstan arkadaşlarıyla geleneksel Karaköy buluşmamızı yaptık. Ne zamandır vapura binmemiştim bana çok iyi geldi. Aslında sıcak ve kalabalık tercih etmediğim bir dönemdeyim ama biraz da gezmek lazım. Gruptan bir arkadaşımız askerden geldi :) Yine Bej Cafe'ye gittik. Grup kalabalık olunca mekan önemli oluyor. Büyük bir masa ve sakin bir ortam gerekiyor. Ayrıca grupta yabancı da çok olduğu için ortak dil İngilizce konuşuluyor. Bu grupla en son bizim evde toplanıp buluşmuştuk sanırım o zaman 2 aylık hamileydim. Şimdi beni böyle görünce herkese değişik geldi ama iltifatlar aldığım için mutlu oldum. Çok kilo almayınca sadece karın oluyor o zaman da herkes iltifat ediyor tabi, hoş birşey...

Yemekten sonra grupla tatlı yemek ve gezmek için Eminönü'ne yürüdük. Çok kalabalıktı ve sıcaktı. Ama yürüyüş ve mekan değişikliği bana iyi geldi. Ne zaman Karaköy/Eminönü tarafına gelsem buraya daha sık gelmeliyim diye düşünüyorum ama olmuyor. Belki de az sıklıkta olması daha iyidir. Atmosferi daha çok içime çekiyorum galiba, bu da uzun süre yetiyor.

Hazır buraya kadar gelmişken eşimle bebek süsleri için herkesin tavsiye ettiği bir pasaja gitmeye karar verdik. Pasajın adı Havuzluhan Pasajı ve yerini herkes biliyor. İşiniz düşerse sorarak çok rahat bulabilirsiniz. Saat 18.00'i geçtiği için kapanmıştır dediler ama yine de şansımızı denemek istedik. Sanırım Cumartesi olduğu için pasaj henüz kapanmamıştı. Biz de alışverişimizi yapabildik. Gerçekten de pasaja girer girmez iyi ki gelmişiz hissini hemen yaşıyorsunuz. Bu kadar yorgun olmasam ve saat de bu kadar geç olmasa ben burayı talan ederdim ama hızlıca gezip ihtiyaçlarımızı alıp çıktık. Neler mi aldım? Şekerleri sunmak için bir sepet (sonra bunu odada ıvır zıvır koymak için kullanacağım), hastanede içecek ikramlarında kullanmak üzere plastik kadeh, ziyaretimize gelen çocuklara vermek üzere süsler, 3 metre pembe tül (bundan hastane odası için basit fiyonk süs yaptım), evdeki bebek odası için kapı süsü. Doğumgünü kutlaması, bebek odası, doğum, törenler vs. için aklınıza gelebilecek her türlü süsü ve malzemeleri burada bulabilirsiniz. Fiyatlar da internete göre oldukça düşük. Ben bir daha gelemem diye aceleyle sadece bunları aldım. Fazlasına da gerek yok bence ama bazı insanlar süs püs konusunda çok meraklı olabiliyor. Burası tam cennet işte :) İstanbul'da yaşıyorsanız hamileliğiniz çok ilerlemeden bir hafta içi buraya gelmelisiniz bence. Haftasonu çok kalabalık. Keşke ben de daha önce gelseydim...

Beslenme düzenim yine aynı şekilde devam ediyor. Devamlı ev yemeği yiyorum. Meyveyi bazen abartıyorum onun nedeni de her çeşitten yemek istemem. Ama zaten pek tatlı yiyen biri değilim. Artık parmak ucumdan şekerimi ölçmesem bile yine de dikkat etmeye çalışıyorum. Ama bu hafta Karaköy gezisi nedeniyle biraz Güllüoğlu tatlıları kaçtı :) eve alınca 1-2 gün üst üste yemiş oldum.

Babam
Annem bana ev yoğurdu yapıyor, süt ve ürünleri tüketimim gayet iyi. Bu hafta et tüketimim de iyiydi. Çünkü 19 Mayıs'ta Polonezköy'e mangal yapmaya gittik (Stella diye bir yer, hep buraya geliyoruz, herşeyinizi oradan alıyorsunuz, pratik oluyor, mekan çok nezih. Ağaçların içinde birkaç saat geçirmek bana iyi geldi). Eti normalden fazla yedim diyebilirim. Zaten tavuk nadiren yiyorum. Balık hala yok :( omega 3'e devam...

Bu hafta da böyle geçti. Artık geri sayım başladı, tam 4 haftamız kaldı!

Blog yazmakta gecikebiliyorum ama twitterda anında ve daha sık paylaşımda bulunabiliyorum. Takip etmek isterseniz tıklayın :)

Berra'nın 3. anaokulu mezuniyet töreninden :)


Diyetisyen Serap Orak Tufan
28 Mayıs 2013 Salı

Hamilelikte 34. hafta

34. hafta
9-16 Mayıs arası kızımla karın karına 34. haftamızdı. Geçinip gidiyoruz ama ben rahatı kaçınca huysuzlaşan biri olduğum için bazen gergin ve mutsuz oluyorum. Artık bu kadar gelgitli bir ruh hali normaldir herhalde. Zaten bir balık burcu olarak anı anını tutmayan biriydim buna ek 34 haftalık hamileyim ve de troid hastasıyım. Daha ne olsun...

Bu hafta annemle babam kısa bir Ankara seyahati yaptığı için yalnızdım. İnsan rahata çok çabuk alışıyor. Gelirken bana çok sevdiğim Ankara simitinden getirmişler. Ankara simiti yiyenler bilir, İstanbul'dakinden farklıdır. Önce pekmezli bir sosa batırılır daha sonra susama bulanır. O nedenle koyu renktir. Ebat olarak da daha ince ve küçüktür (1 Ankara simiti 3 dilim ekmek kalorisine sahipken İstanbul simiti 4 dilim ekmek kalorisine sahiptir). Benim gibi her Ankaralı için de vazgeçilmezdir. Çok özlemişim. Yatmadan önce neredeyse 1 simit aç olmadığım halde yedim :)

34. haftada artık yavaş yavaş işleri ciddiye almaya başladım :) hep ertelediğim bebeğin eşyalarını hazırlama aşamasına fikren yeni ulaştım. Bunun için öncelikle çamaşır makineleri için özel yapılmış sabun tozu deterjandan aldım. Gördüğüm kadarıyla sadece Hacı Şakir ve Dalan markaları var. İkisinden de aldım. Ben zaten kendi çamaşırlarımız için de Dalin'in hipoalerjik sıvı deterjanı ve yumuşatıcısını kullanıyordum. Bebek için de sadece sabun tozu kullandım. Başka tavsiyesi olan?

Artık bebek şekerleri ve sepeti, süsleri vs. gibi ayrıntılar için de harekete geçsem iyi olacak. Önümüzdeki hafta bu işleri halledeceğim...

Neyse ki doğum fotoğrafçısı olayını çözümledim. Çok yakın arkadaşım olan Melissa Mey doğumda yanımızda olacak. Kendisi çok iyi bir sanatçıdır, işi gereği dünyayı gezdiği için fotoğrafçımız olarak onu hiç düşünmemiştim bile. Ama o tarihlerde İstanbul'da olacağı için ve doğumda yanımda olmak istediğini ve fotoğraf çekmek istediğini söyleyince tabi ki bu teklifini reddedemezdim :) Şimdi kendisine yurt dışı hatta şehir dışına çıkma yasağı koydum :) Ben doğurana kadar hiçbir yere gidemez!

Gelelim beslenmeme...

Hava çok sıcak olduğu için artık normal su içemiyorum. Mutlaka soğuk su olmalı. Bol bol su içiyorum. Ev yemeği yediğim için çok sağlıklı besleniyorum. Bu ara meyve yeme işini biraz abarttım. Yeşil erik, yeni dünya, karpuz ve muz en sık yediğim şeyler. Ama tabi ki çok şişiriyor. Eskisinden çok farklı beslenmiyorum. O nedenle kilo alış hızım gayet iyi gidiyor. Ama çok fazla ödem sorunum var :(

Blog yazmakta gecikebiliyorum ama twitterda anında ve daha sık paylaşımda bulunabiliyorum. Takip etmek isterseniz tıklayın :)

Diyetisyen Serap Orak Tufan
25 Mayıs 2013
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...