Hamilelikte 33. hafta (İnci'ye doğum tarihi belirledik)

33. hafta

Geçen Perşembe yani 9 Mayıs kızımla hafta dönümümüzdü. 33. haftamızı da geride bıraktık. En kritik haftalar geride kaldığı için içim biraz rahatladı artık. Çünkü herhangi bir risk olmamasına rağmen erken doğum korkusu ister istemez yaşıyorsunuz. Çünkü etraftan, yaşayanlardan duyuyorsunuz. Annelik paranoyaları çoktan başladı anlayacağınız :)

Canım annem

10 Mayıs'ta saat 18.00'de doktor kontrolümüz vardı. O nedenle annemle Bağdat Caddesi'ne gittik. Kontrol öncesinde hem yemek yiyip vakit geçirdik, hem de güzel bir yürüyüş yaptık. Artık bünyem fazla yürüyüş de kaldırmıyor. Aralarda mola vermek zorunda kalıyoruz. Fazla kilo almadım ama yine de bu ağırlığı taşımak zor geliyor.

Bu haftadan önce ayakkabılarımı giyerken sıkıntı yaşamıyordum ama artık bağcıklı ayakkabıları giyerken (zaten spor ayakkabı giyebiliyorsunuz onlar da hep bağcıklı!) sıkıntı yaşıyorum. Kocam ilk kez (yalan olmasın 2. de olabilir) Cumartesi günü ayakkabılarımın bağcıklarını bağladı. Çok hoşuma gitti doğrusu :) Ama demek ki güzel bağlayamamış ki metroda yürürken bağcığımın teki açıldı. İşte o anda nerdeyse 2 metrelik adamın (eşim) önümde diz çökerek ayakkabımı bağlaması beni ne kadar mutlu etti anlatamam :) çünkü yıllar önce diz çökerek evlenme teklifi yapmazsan ilerde başına bunlar gelir işte :) sefam olsun ;) 

Gelelim kontrol sonuçlarımıza...

İnci kızımız yine yüzünü göstermedi. Çok az görür gibi olduk ama elleriyle yüzünü kapatmıştı. O nedenle fotoğraf alamadık. Boyu 47 cm, kilosu 2240 gram olmuş maşallah. 33. hafta için normal bir gelişimmiş. Bu rakamlarda sapma olasılığı olsa bile yine de büyümüş ufaklık. Zaten büyüdüğü aniden davul gibi olan karnımdan da belli oluyor. Randevularına gelen tüm danışanlarım her hafta farkı anlayabiliyor artık. Ayrıca tekmeler de cabası. Her geçen gün güçleniyor. Hala bu tekmelere alışamadım. Huylanıyorum :)

Artık İnci'nin doğum tarihi belli oldu! Tıbbi bir nedenden dolayı normal doğum yapmak istemediğim için doktorumla epidural sezeryane karar verdik. 18 Haziran Salı günü sabahı kısmetse kızımıza kavuşacağız :) Öncesinde kendi gelmek isterse yapacak birşey yok ama şimdilik biz günümüzü belirledik. Normal doğum olsa beklenen tarih 27 Hazirandı. Doğum Ataşehir Memorial Hastanesi'nde olacak. Yani hem evime hem de işime yakın. Artık geri sayım başladı! Son 5 hafta...

Mayıs ayının başından itibaren yeni üye randevusu vermiyorum. Bunun için web sitemde bir duyuru yaptım. Ama eğer sağlık açısından sorun yaşamazsam doğumdan 1 ay sonra yeniden çalışmaya başlayabilirim diye umuyorum. Bakalım...

Bu arada artık randevularım da azaldı tabi. O nedenle gün içinde uzun süre randevum yoksa eve gidiyorum ve annemle ev keyfi yapıyorum. Ofisten arayanların ulaşamama nedeni budur. Cebimden veya mail yoluyla ulaşabilirler.

Sanırım annemler geleli 1 ay oldu. Artık Değirmen'den yemek siparişi veremiyorum çünkü babamla eve gidip annemin yemeklerini yiyorum. Ama bu demek değil ki Ataşehir Değirmen'in tüm güleryüzlü personelini unuttum, unutmadım tabi ki şimdilik annemin yemeklerinin tadını çıkartıyorum ;)

Bir de her ne kadar henüz anne olmasam da bu Pazar Anneler Günü'mü kutlayan herkese çok teşekkür ediyorum. Tabi ki mecburen ben de annemin gününü kutluyorum çünkü kutlamasam çok alınır. Eşim de bu anneler gününde annesinin mezarını yaptırarak ve çiçek ekerek annesini andı. Annesiz ilk anneler günüydü :( Biliyorsunuz ki ben bu tarz özel günleri pek sevmiyorum. Çünkü gereğinden fazla abartıldığı için başka insanları gereksiz incittiğini düşünüyorum. Ekonomi açısından değeri olabilir ama manevi olarak bu kadar değerli değil bence. Bir kere gözüne soka soka insanlara kayıplarını hatırlatıyor. Ayrıca belki de anne olmayı çok isteyip de olamamış insanlar da bundan çok etkileniyor olabilir. Ben zaten her gününü sevdiklerinin değerini bilen biri olarak yaşadığım için (ki pek çok insan da böyledir zaten) anneler günü çılgınlığına çok ortak olmak istemiyorum. Kaldı ki bu anneler günü öncesinde Hatay Reyhanlı'da yaşanan terör olayından sonra kutlanacak bir şey kalmadı. Bu konudaki fikirlerimi hiç yazmayacağım çünkü yazarsam bu hükümete karşı olan duygularımdan dolayı hakkımdaki fikirleriniz oldukça değişir. Bu kadar çok küfür bildiğimin ben de farkında değildim! (sosyal medyadaki paylaşımlarımla fikirlerimi ve tarafımı çekinmeden belirtiyorum zaten)

1 aydır hiç spor salonuna gidip yürüyüş yapmadım. İyice tembel oldum malesef. Ancak sokak gezmelerinde yürüyorum. Ayaklarım ve ellerim çok şişmeye başladı o nedenle tuzlu şeyler yememeye gayret ediyorum ve her zamanki gibi bol su içiyorum. Sebze ve meyve konusunda süperim. Tuzsuz yeşil erikle kafayı bozdum diyebilirim :) Bazen de dondurma yiyorum. Genel bir yorgunluk hali dışında sağlığım gayet yerinde maşallah. Bu yorgunluk da normal artık, doğuma 1 ay kaldı :)

Bu hafta bebek şekerlerimin siparişini de verdim. Onunla ilgili şekerler teslim edilince ayrıca bir yazı yazacağım.

33. haftamız da böyle geçti dostlar :)

Bu arada 2 ay önce doğum yapan bir danışanımın makyaj, moda, stil konularıyla ilgili yeni bir blogu var. Onu da sizinle paylaşmak istedim. Ürünleri kullanıp onlarla ilgili gerçek yorumlar yapan blogları oldukça faydalı buluyorum. Merak edenler için bir tık! Wishing beauty ;)

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere, kucak dolusu sevgiler....

Blog yazmakta gecikebiliyorum ama twitterda anında ve daha sık paylaşımda bulunabiliyorum. Takip etmek isterseniz tıklayın :)

Diyetisyen Serap Orak Tufan
15 Mayıs Çarşamba 2013


İnci'nin odası 2 haftada geldi...

Biliyorsunuz 13 Nisan'da bir Modoko turu yapıp en sonunda kızımızın odasına karar vermiştik. Anlaşmamıza göre 1 ay sonra teslim edeceklerdi ama bize bir iyilik yapıp oda takımını 2 hafta sonra teslim ettiler :) Ne kadar şanslıyız. Çocuk Kalbi mağazasına bu iyiliği için çok teşekkür ediyoruz.

Bebek odası takımı 29 Nisan'da teslim edildi. Öncelikle bu haberi alınca bir önceki hafta hızla kızın odasını boşaltıp, boyacıyla anlaşıp istediğim renge boyattık. Oda boş olduğu için her türlü ıvır zıvırı oraya atmıştık. Öncelikle boyacımızla konuştuk ve onun kullandığı ve önerdiği markaya karar verdik. Sonra da bir yapı marketten rengini seçtik. Evde sadece İnci'nin odası boyandı. Diğer odalara gerek yok. Ofiste de aynı şekilde sadece İnci'nin kalacağı oda boyandı şimdilik. Bu boya konusunda bazı anneleri çok takıntılı buluyorum. Zaten artık boyaların çoğu insan sağlığına en az zararlı olacak şekilde yapılıyor. Duvar boyası dediğin şey ne kadar sağlıklı olabilir ki? En nihayetinde o da bir kimyasal formül. O nedenle yok çocuk için en uygun marka, model, renk, koku, doku vs. gibi hiçbir ayrıntıya girmeden boya işini hallettik. Sanki bizim zamanımızda ailelerimiz çok özel boyalar mı seçiyordu? Ayrıca bebek sadece kendi evinde mi büyüyor? Diğer evlerde, ofiste, okulda, kreşte vb. diğer yerlerde çocuklar için özel boyalar mı seçiliyor? Yoooo. O zaman ne gerek var kasmaya. Bu benim fikrim tabi, ama dediğim gibi çok takıntılı anneler var, deney yapar gibi çocuk büyütüyorlar. Onların fikirlerine de saygı duyuyorum ama ben böyleyim :)

bu yapmak istediğim dekorasyon örneği


Daha önce blogda bir fotoğraf paylaşmıştım. Takip edenler hatırlar. Bebek odasının rengi nasıl olsun diye internette gezinirken bir renk görmüş ve vurulmuştum. Beğenenler ve beğenmeyenler olmuştu, bebek odası için çok koyu pembe diye düşünmüşlerdi ama ben kafama koydum o tonlarda boyatacaktım. Aynen öyle yaptım :) Aynısını bulamam tabi, ayrıca ışıklandırma nedeniyle de fotoğraftaki renk de tam belli olmaz ama benzerini buldum. Markası Dyo.

bu da bizim odanın rengi

Yapı marketten kızımın odası için güzel bir elektrik düğmesi aldım. Duvarla çok uyumlu oldu. Aynısının kapaklı elektrik prizi de vardı ama onu almadım. Onun yerine normal krem rengi kapaklı priz aldım. Priz yere yakın olduğu için böyle cicili bicili olması bence çocuğun dikkatini çeker, firma (Viko) bunu düşünememiş, priz kapağını dekoratif üretmeye gerek yok.

Odanın boya işi yarım günde bitti. 3 gün sonra da mobilyalar geldi. Mobilyalar ilk geldiği günden itibaren odayı hep havalandırdık. Ama kokusu hala çıkmadı. Bu Pazartesi mobilyalar geleli 1 hafta olmuştu. Artık mobilya temizliği de yapıldı. Haftaya Pazartesi bir kez daha silinecek sonrasında yavaş yavaş yerleştiririz artık. Umarım koku çabuk geçer...

Dekorasyonumuz henüz bitmediği için oda düzgün değil, ama ben yine de paylaşıyorum. Tamamen bitince daha güzel fotoğraflar çekerim. Bu arada duvar stickeri için internette bir adres buldum. Sanırım istediğim deseni de buradan alıp dekorasyonu tamamlayabileceğim. İlgilenenler için bir tık :)



Bu arada İnci'nin odası için perde, halı, ışıklandırma gibi konular hala beklemede. Acelesi varmış gibi gelmiyor bana. Şimdilik cama eskiden evde var olan bir tülü taktık. Sonra değiştireceğiz. Halının da acelesi yok nasılsa önümüz yaz. Işıklandırma da çok acil sayılmaz. Bir de evdeki berjerleri kaplatıp bir tanesini bebek odasına koymayı düşünüyorum ama evdeki berjerler çok büyük, odayı çok daraltabilir o nedenle emzirme için belki daha küçük bir koltuk alabilirim.



Tüm bu bebek odası ayrıntılarının dışında hem ofise hem de eve 2 tane kanepe aldık. Bunun için de yine bir haftasonu annemlerle beraber Göztepe'deki Fetih Mahallesine gittik. Bhm mobilyadan  1 tane açılınca 2 kişilik yatak olan kanepe, bir de açılınca 1 kişilik yatak olan çekyat aldık. Onlar da gayet güzeller. Ama tüm bu mobilyaları gez, seç, sipariş et, gelmesini bekle süreci beni biraz yordu. İster istemez stres yapıyorum. Çünkü mobilyacılar asla söyledikleri saatte gelmiyorlar. Neyse ki o günleri de geride bıraktık. Darısı diğer hamile okurlarımın başına :)

Bence mobilyalarla duvar rengi çok güzel oldu. Siz ne dersiniz?

Blog yazmakta gecikebiliyorum ama twitterda anında ve daha sık paylaşımda bulunabiliyorum. Takip etmek isterseniz tıklayın :)

Diyetisyen Serap Orak Tufan

9 Mayıs Perşembe 2013

Hamilelikte 30. 31. ve 32. hafta özeti

İşte benim hamileliğimin en vurucu haftalarının özeti! Bu kadar zamandır yazmayı aksattığım, geciktirdiğim olmuştu ama hiç bu son 3 haftaki kadar kendimi ruhu bedeninden çekilmiş gibi hissetmemiştim. Nasıl bir yorgunluk, halsizlik, hiç birşey yapmama isteği anlatamam, bırakın blogu dünya umrumda değil...

30. hafta

Tabi ki bunda artık yanımda olan annem ve babamın da etkisi büyük oldu. Çünkü artık evde hiçbir iş yapmıyorum. Ofise babamla beraber geliyorum, gidiyorum. Bir dediğim iki olmuyor. Canım ne isterse pişiyor, evim her zaman düzenli. Daha önce de bahsettiğim gibi Lale Devri'mize girmiş bulunuyorum. 

30+5. hafta Moda Hatırası

Hamileliğimin başından beri hiç bu kadar hamile hissetmemiştim. Çünkü ne ben, ne de eşim bunu gereksiz vurgulayarak kötüye veya iyiye kullanmamıştık. Hatta çoğu zaman başkalarından bir iş yaparken, bir rafa uzanırken, hızlı hızlı yürürken, kendimi koltuğa hooopp diye atarak otururken vs. "hamilesin sen napıyorsun?" diye uyarılar bile almıştım. Kendimi ekstra farklı hissetmediğim için doğal hayatım sürüyordu. Ama artık hamileliğim o kadar vurgulanıyor ki evet hamileyim ben moduma 30. haftamdan sonra girmiş bulunuyorum :) Zaten bu son 3 haftada karnım da o kadar belirginleşti ki istesem de hızlı olamıyorum, rahat oturup kalkamıyorum ve hatta uyuyamıyorum! Uykusuzluk beni halsiz yapıyor :( bebek doğduktan sonrasını düşünmek bile istemiyorum...

31. hafta

Öncelikle kilo konusuna gelelim. 32. hafta dönümümde tartıldığımda 64 kg çıktım. Hamileliğimin başında 55 kg idim. Yani 32 haftada 9 kg almış oldum. Hedefim doğuma kadar toplam 12 kg almak ve hepsini doğumda vermek. Zaten beni gören herkes karnım dışımda hiç kilo almadığımı görüyor ve söylüyor. Bunu tamamen sağlıklı ve düzenli beslenmeme borçluyum. Hamileyim psikolojisi ile kendimi zorla iştah ataklarına sürüklemedim. Kaç kilo alırsanız alın bebek zaten ortalama 3,5 kg doğuyor. Diğer bütün kilolar anneye kalıyor. O zaman fazla fazla kilo alıp kendi kendimi yormaya ne gerek var diye düşünüyorum. Hamilelikteki yeme davranışı konusundaki kişisel ve profesyonel yorumlarımı başka bir yazıda açıklayacağım. Şimdilik kilo konusu bu kadar yeter...

32. hafta toplamda 9 kg aldım

Aslında annem gelince yaptığı güzel yemekler nedeniyle normalden fazla kilo alırım diye düşünüyordum ama düzenli ve hafif ev yemekleri yemem sayesinde çok sağlıklı beslendim. Arada bir kaçamaklarımız oldu, çünkü uzun zamandır görüşmediğimiz için dışarıda yemek programları da yaptık. Zaten çok miktarda yeme kapasitem yok çünkü fena halde mide problemleri yaşıyorum. Çok çabuk şişiyorum ve artık bebeğin midemi iyice yukarı itmesi nedeniyle mide yanması ve reflü sorunları yaşıyorum.

En çok dikkat ettiğim konu kalsiyum kaynaklarını düzenli tüketmek. Süt, yoğurt, peynir, ayran vb. yiyecekleri düzenli ve yeterli miktarda yiyorum. Daha çok kırmızı et, çok nadiren tavuk yiyorum. Balık hala hiç yiyemediğim için omega 3 kullanıyorum (EFA Daily). Bir de demir desteği (Ferrum forte) kullanıyorum. Bunun dışında herhangi bir vitamin kullanmıyorum. Genellikle hamilelikte çoğu kadın Elevit isimli vitamin takviyesini kullanır ama benim doktorum vermedi çünkü yeterli ve dengeli beslendiğimi biliyor. Zaten beslenme konusunda herhangi bir eksikliği gösterecek bir sorunum da olmadı. Kramplar bile nadiren oluyor. Olursa suda eriyen magnezyum tozundan içiyorum. Tabi bir de her sabah troid ilacımı içiyorum. Şu an için TSH düzeyim iyi.

Halsiz hamile ofiste :)

Bu yazı beni merak eden ve bunu belirten blog dostlarım için genel sağlık durumumu açıklayan bir özet oldu. Merak edip, arayıp soran, mail yazan, twit atan herkese çok ama çok teşekkür ederim. Benden çok uzak olsa bile, yüz yüze hiç tanışmamış olsak bile bu kadar samimi dille durumumu soran ve hayır dualarını esirgemeyen birilerinin olduğunu bilmek harika bir duygu. Yani bunca zaman tüm içtenliğimle yazdığım blogum, samimiyetle paylaştığım anılarım benim gibi düşünen blog okurlarımla beni birbirimize çok yakınlaştırdı. Beni anladığınız için çok teşekkür ederim. Sabırla miskinliğimin geçmesini bekleyen tüm dostlarıma sevgilerimi gönderiyorum.
 
Sonraki yazımda İnci hanım için yapılan hazırlıkların ne durumda olduğunu yazacağım. Söz veriyorum bu sefer yeni yazım çabuk gelecek. Bu arada blog yazmakta gecikebiliyorum ama twitterda anında ve daha sık paylaşımda bulunabiliyorum. Takip etmek isterseniz tıklayın :)

Diyetisyen Serap Orak Tufan

8 Mayıs Çarşamba 2013

Bebek odamızı aldık :) 13 Nisan Cumartesi 2013

Uzun zamandır Cumartesi günüm ilk kez bu kadar yoğun geçti. Kahvaltımı ofiste Değirmen'den beyaz peynirli sandviç alarak yaptım. Yine kuzucum Berra ile beraber bir iş gününü tamamladık. Şansına bugün ofiste digiturk yayını olmadığı için biraz sıkıldı ama çözümü ipadden çizgi film açarak çözdüm. Biraz da resim yaptı, kendi kendine oynadı. Bundan sonra ki haftalarda artık Cumartesileri yanımda olmayacak çünkü yarın annem geleceği için artık haftasonları beraber takılırlar :)

Evet yanlış duymadınız yarın annem ve babam Antalya'dan geliyor :) Uzun bir süre bizimle yaşayacaklar. İlk 1 sene İnci'ye annem bakacak. Babam da işinden ayrıldı artık benim özel sekreterim olacak. Bu kadar becerikli ve yakışıklı bir yardımcım olduğu için çok şanslıyım ;) Artık yarından sonra Lale Devri'miz başlıyor. Sanırım hamileliğimin en rahat ve bolluk içindeki günleri olacak :) Evde yemek var mı yok mu derdi kalmayacak, ne istersem pişecek, ev işleri ve düzeni yolunda gidecek, ben sadece işten eve, evden işe kafam rahat çalışacağım. Allahım şükürler olsun bu günlere de kavuşuyoruz :)

Bugünün en önemli işi Modoko'ya son kez gidip artık bebek odasını sipariş vermek. İş çıkışı önce yemek yemeye Mozaik Çarşı'ya gittik. 2 gündür sebze yemediğim için mutsuz olduğumdan ben sebze yemek istedim. Berra ve Kürşad mantı yediler.



13.30
1 porsiyon sebze güveç (acılıydı)
6-7 tane minik etli yaprak sarması
1 kase cacık
Berra'nın kalan 3 kaşık mantısı

Yemekten sonra eve gidip İnci'nin odasının ölçülerini aldık ve sonra Modoko'ya gittik. Akşam saat 18.30'a kadar neredeyse tüm bebek mobilyacılarını yeniden gezdik, fiyat aldık, pazarlık yaptık ve en sonunda Çocuk Kalbi Mobilya diye bir mağazadan haftasonu indiriminde olan bir takımı satın aldık. Takımda küçük karyola (büyüyenlerden değil çünkü ben onlardan hoşlanmıyorum), komodin ve gardolabı var. Üzerinde bazı değişiklikler (renk, kulp vb.) talep ettikten sonra anlaştık ve siparişi verdik. Bebek mobilyası için çok para harcamayı zaten hiçbir zaman düşünmemiştik. Önemli olan kullanışlı olması (gösterişli değil). Zaten çoğu mobilyacı ürünlerinin bebek için sağlıklı boya ile boyandığını ve kaliteli olduğunu iddia ediyor. İçini kesip bakmadığım sürece bundan emin olamayacağım için standart kalitede bir takım alıp olayı çözdük. Yani bu takım öyle hayallerimin bebek odası falan değil. Maksat işini görsün. Zaten hayallerimde bir model yoktu :) bebek odası işte... Rengi kırık beyaz, üzerinde çok uçuk pembe kısmi kaplamaları var ama fazla değil. Şu an oda takımının fotoğrafları elimde yok ama 1 ay sonra teslim edildiğinde çekip buraya eklerim. Bu arada takım peşin ödemede 2600 TL. Mobilyacılar ortalama 45 gün teslimat süresi veriyorlar. Yani bizim gibi gebelikte 30. haftaya yakınsanız teslimatın gecikmemesi konusunda iyi pazarlık edin. Biz pek çok çifte göre bu işlere geç başladık. Aslında daha erkenine gerek yok bence ama piyasası böyleymiş bilginiz olsun...

Mobilyacıları gezerken arada dondurma molası verdik. Tahmin edersiniz ki bu mola çok yorulan ve dondurma delisi olan Berra'ya çok iyi geldi :) Ben 1 tane Magnum Black yedim. Espresso aromalıydı. Beğendim. Sanırım bu yeni çıkmış, daha önce hiç görmemiştim.

Berra'yı babasına bırakıp eşimle ufak bir pazar turu yaptıktan sonra eve döndük. Canım birkaç gündür semizotu istiyordu. Görür görmez aldım. Aklıma ilk gelen salatasını yapmak oldu. Hem sebze yemiş olurum hem de bolca yoğurt. Eve gidince ilk iş semizotlarını bolca yıkadım.

20.00
1 tabak bol süzme yoğurtlu semizotu salatası
1 kase şehriye çorbası (mantının suyuyla yapmıştım, biraz bol şehriyeliydi)
1 dilim tam buğday ekmeği


Yemekten sonra 1 çay bardağı dolusu Siirt fıstığı yedim. Biraz da çilek yedim. Başka şeyler de yemiş olabilirim ama şu anda hatırlamıyorum. Not almamışım :) 

Bugün çok yorulduğum için akşamı nasıl bitirdim hatırlamıyorum bile...

Diyetisyen Serap Orak Tufan

13 Nisan Cumartesi 2013

12 Nisan Cuma 2013


Bugün 29+1 günümüz :) Akşam saat 18.00'de doktor randevumuz var. Nihayet 5 hafta sonra İnci tanemi göreceğim için çok mutluyum :)

Bu sabah kahvaltımı 09.15'de yaptım. Yine kaşarlı tostumu yedim ve 1 bardak süt içtim. Saat 13.30'a kadar 6 tane randevum var. Onlar bitince hemen ofisten firar edeceğim ve kendimi Bağdat Caddesi'ne atacağım.

11.30'da 4 tane Peyman kuru erik yedim.

İşim bittikten sonra ofisten ayrılıp 37 haftalık hamile olan bir arkadaşımla buluşmak üzere Bağdat Caddesi'ne gittim. Onun da kızı olacak.

Öncelikle buluşup yemek yemeye gittik. Ben çok acıkmıştım. Canım et yemek istemediği için tavuk tercih ettim. Yemek fena değilse de hayal ettiğim gibi çıkmadı. Dışarıda asla brokoli, karnıbahar garnitürleri yiyemiyorum çünkü tadı çok kötü geliyor. Az pişiriyorlar. Tavuk da fena değildi, pilav acıydı.

15.00
1 porsiyon meksika usulü tavuk (patates kızartmalarından birkaç tane yedim. Pilavın tamamını yemedim. Sebzelerin de sadece soğan ve biberlerini yedim.)
1 kutu ayran

İki hamile bol bol sohbet ettik. İkimiz de ayı hastanede doğuracağız kısmetse. Onların hazırlıkları neredeyse bitmiş. Bizde henüz birşey yok! Ama onların da isim henüz belli değil :)


Yemekten sonra yürüyüşe devam ettik ve Femical Klinik'e yakın Kitchenette'de oturup tatlı şımarıklığı yapalım dedik. Herkes çikolata yiyince bebeğin daha çok hareket ettiğini ve ultrasonda rahatlıkla yüzünü gördüklerini söylüyor. Ben de o nedenle çikolatalı bir tatlı yiyeyim dedim.

17.00
1 porsiyon dondurmalı profiterol (hamurun arasına krema değil sadece dondurma koyuyorlar)

Tatlıyı beğenmedim çünkü hamurları çok sertti ve dondurma yerine de kremasını tercih ederdim. Ama yine de yedim. İçim bayıldı ama sırf İnci için yedim :)

Saat 18.00'de kontrolümüze gittik. Eşim de işten erken çıkıp yetişti. Artık 7. ayımız bitti. Toplamda 8 kg almış durumdayım. 55 olan kilom 63'e çıktı. Çoğu insan 7 aylık hamile olduğuma şaşırıyor çünkü karnım çok büyük değil ve bebek hariç kendim kilo almadım. Son 2 ay ne yaparım bilemiyorum çünkü Pazar günü annem gelecek ve artık evde ne istersem olacak :)

Maalesef bebeğimiz kafayı gömmüş baş aşağı duruyordu ve tüm çabalarımıza rağmen yüzünü göstermedi :( Ama saçlarını gördük :) Ağırlığı 1500 gram, boyu da 40 cm olmuş. Maşallah İnci taneme...

Doktordan sonra arkadaşlarımızla buluşup Bağdat Caddesi'ndeki BiBuçuk'ta yemek yedik. Ben bir çizburger sipariş verdim. Yanındaki patateslerden yemedim ama önden gelen atıştırma tabağından birkaç tane yemişimdir.

20.30
1 adet soğan halkası
2-3 tane elma dilim patates
1/2 parça tavuk

1 adet çizburger (doyduğum için küçük bir parçasını eşime verdim)
1 kutu ayran




Yemekten sonra arkadaşlarımızın evine gittik. Orada da 1 top kaymaklı dondurma ve küçük bir parça browni (1/4'den bile azdır) yedim. Sunum hoş değil mi ;)




Bu arada bugün yeni adı Koz olan eski İlgi Kuruyemiş'ten bolca kuruyemiş aldım (hurma, Siirt fıstığı, Datça bademi, ayçekirdeği, ceviz). Önümüzdeki günlerde kendimi iyi beslemeyi düşünüyorum :) Burada şubeleri olmadığı için Ataşehir'e bile sipariş getiriyorlarmış. Üstelik fiyat sınırlaması olmadan. Zaten hergün 2 kez Ataşehir'e servise çıkıyorlarmış. Önemli olan sabah mı akşam mı teslim almak istediğiniz. Bu hizmet hoşuma gitti çünkü kuruyemişleri gerçekten çok kaliteli oluyor.

Yarın yoğun bir iş günü olacak...

Diyetisyen Serap Orak Tufan
12 Nisan Cuma 2013

Hamilelikte 29. hafta

29. hafta
Bugün İnci tanemle 29. hafta dönümümüz!!!! 30'lu haftalardan sonra geri sayıma başlarız artık :)

Kendisinin durumdan haberi yok ama henüz hiçbir şeyini almadık :( ne odası var, ne puseti, ne giyecekleri, yeni doğan seti bile yok. Tembel annesi ve babası henüz bebek alışverişine zaman ayıramadılar. Sanırım hala bir bebek beklediğimizin farkında değiliz :)

Artık bu hafta sonu bir oda takımı alırız gibime geliyor. Zaten 2 hafta önce Modoko'da bebek mağazalarını 2 saat kadar gezmiştik. Kafamız allak bullak olmuştu ve çıkmıştık. Öncelikle bebek odasının ölçülerini almamız gerekiyor. Sonrası kolay. Zaten sade bir takım istiyoruz. Çoğu oda takımı zevkimize uymuyor. Yatak olarak da 4-5 yaşa kadar kullanılabilen küçük karyolalardan almayı düşünüyoruz. Büyüyen ve 10-12 yaşa kadar kullanılabilenlerden hiç hoşlanmadık. O kadar uzun vadeye gerek yok. Sıkılırım ben :) Ayrıca bebek odamız da çok küçük.

Hala karnımı kremlemeye devam ediyorum. Her sabah! Artık akşamları bıraktım. Çünkü sonuçta bunlar da kimyasal şeyler. Dolu dolu sabah akşam kullanmak zararlı olabilir diye düşündüm. Ama yanılıyor da olabilirim tabi. Daha önce 1 kutu bebe yağı ve 1 kutu Mustela hamile kremi bitirdim. Şimdi de Lierac Phytolastil kullanıyorum. Krem sanıyordum ama bu jelmiş. Bu bitince de başka bir marka deneyebilirim. Şu ana kadar çatlak olmadı, sanırım bunda az kilo almamın da etkisi vardır ama bence çoğunlukla cilt tipiyle de ilgili. Bundan sonraki haftalarda ne olacak bilemeyiz? Ama en önemlisi içten nemlendirme, bolca su için, ben günde ortalama 2,5 litre su içiyorum. Hele 2. trimesterda 3 litreyi geçiyordu.

Yarın doktor kontrolümüz var. Umarım İnci'nin yüzünü görebiliriz. Geçen sefer ki kontrole eşim gelememişti. Bu sefer o da gelecek. Ben 5 haftadır görmüyorum kızımı, çok özledim. Neyse ki doktorumuz (Doç. Dr. Tolga Ergin) görüntüleri cdye aktarmıştı, bu sayede eşim de görebilmişti.

Gelelim bugün yediklerime...

Sabah 09.15'de 1 bardak süt eşliğinde kaşarlı tostumu yedim ve ofise geldim. Ekmeğim Doygun'un tam buğday ekmeğiydi. Kaşar peynirimi de genellikle Sütaş alırım. Sütüm de Pınar oluyor. Hergün günlük süt alma gibi bir şansım olmadığı için uht süt alıyorum. Ama fırsatım olsa günlük pastörize süt alırdım.

12.00'de 3 adet kuru erik yedim.

Saat 14.00'e kadar randevularım olduğu için öğle yemeği saatim uzadı ve çok acıktım. Ne yiyeceğimi bilemedim. Ataşehir Değirmen'den ton balıklı sandviç siparişi verdim. Normalde ton balığını severim ama hamileliğim boyunca hiç yememiştim. İlk kez yiyeceğim.

14.30
1 adet ton balıklı sandviç ve biraz salata (yanında patates kızartması da gelmişti ama sadece 1-2 tane yiyip gerisini attım. Bu arada ton balığını mayonezle karıştırmışlar sanırım o nedenle bana çok yağlı geldi ama tabi ki yağ faktörü nedeniyle lezzetliydi. Bu panini ekmeklerini de çok seviyorum)

Yemeğimi aceleyle yedikten sonra ofis dışındaki işlerimi halletmek için çıktım. 17.15'e kadar da dönmedim. 17.45'de randevularım başladı.

İşim 19.00'da bitti ve eve geldim. Evde yemek olmadığı için en pratik yemeklerden biri olan mantıyı pişirmeyi tercih ettim. Zaten en sevdiğim yemeklerden biri olduğunu biliyorsunuz.

20.00
1 büyük tabak mantı (bol yoğurtlu ve soslu)

21.00
1 adet muz

22.30
1 avuç kabak çekirdeği (1 küçük çay bardağı kadardır)
9 adet Ülker Haylayf bisküvi (çocukken en sevdiğim bisküviydi, o nedenle yediğim anda çocukluğuma dönüyorum:)

Maç bittikten sonra yattım. Evde olsa sanırım bir tatlı kaçamağı yapardım çünkü canım tatlı istedi. Evde çikolata vardı ama çikolata sevmediğim için içimden yemek gelmedi. Sütlaç olsa affetmezdim :)

Diyetisyen Serap Orak Tufan

11 Nisan Perşembe 2013

10 Nisan Çarşamba 2013

Bugün mecburen tatilim :) Hamilelikteki tembellik enerjim sayesinde ne istesem oluyor galiba :) Ofisimin bulunduğu binanın asansörüne bir duyuru asmışlar. Pazartesi ofisten çıkarken gördüm. Bugün trafo bakımı yapılacağı için 09.00-16.00 saatleri arasında elektrik kesintisi olacakmış. Bu da demek oluyor ki ne ölçüm yapabilirim ne de yazdığım diyetleri basabilirim. Hatta internetim ve telefonum da olmaz. Haliyle çalışamam. Ben de bugün 16.00'ya kadar olan tüm randevularımı iptal ettim. 17.00'den sonrakiler gelecek. O nedenle ofise gideceğim.

Bu sabah 10.30'a kadar kızıma sarılıp uyudum. Uyanışım da bacak kramplarımla oldu :( son 1 haftadır bacaklarıma kramp girmeye başladı. Hamilelikte normal olan bu krampların acısı maalesef geçmiyor. Krampın girdiği kas günün ilerleyen saatlerinde de acımaya devam ediyor.

Kalkıp, kendime kahvaltı hazırlamam 11.30'u buldu.

11.30
1 adet yumurta (1 tatlı kaşığı tereyağda pişirdim)
2 dilim beyaz peynir
Tel peynir
2 adet salatalık
2 dilim tam buğday ekmeği
1 bardak şeftali suyu (geçenlerde canım şeftali isteyince almıştım. Normalde meyve suyu içmediğimi bilirsiniz)

Bol proteinli bir kahvaltı yapmış oldum.

15.00
1 adet muz

Hamileliğin size kanıtladığı en önemli şeylerden biri de etrafınızdaki insanların gerçek yüzlerini görmeniz bence. Sizi gerçekten merak eden, arayıp soran, hamilelikteki sevincinizi/endişelerinizi paylaşan kişilerle, arkadaşınız sandığınız ama sadece işi düşünce arayıp soran, mutluluğunuzu paylaşmayan kişilerin ayırdına varabiliyorsunuz. Bence pek çoğunuz bunu yaşamıştır. Bir de bu tarz insanlar her fırsatta kapris yaparlar. Hamileliğin çok özel bir dönem olduğunu ve hayatta sadece 1 kez yaşayabileceğinizi (hadi en fazla 2 kez diyelim) düşünürsek kimsenin kaprisini çekmeye değmeyecek kadar önemli olduğu sonucuna da varabiliriz :) Bunun ilgi beklemeyle hiçbir alakası yok, bu bahsettiğim konu kimin sizden ne beklediği ve ne verebileceğinin gün yüzüne çıkması aslında. O nedenle bir karar aldım, hayatımda bir sadeleşmeye gidiyorum. Kimseni gereksiz nazını kaprisini çekemicem valla :)

Evdeyken digitürkün müzik kanallarını dinlemeyi çok seviyorum. Az önce her dinlediğimde beni lise yıllarıma götüren bir şarkı çalıyordu. Lisedeyken sürekli dinlediğim radyo (radyo box) bu şarkıyı çok sık çalardı. Yoksa şarkı çok daha eski tabi :) Ben de sizin için youtube dan klibini bulup ekledim. Nasıl nostalji ama? ;)

16.30'da ofise geldim. Ama tam o sırada mail geldi 17.00'deki randevum iptal olmuş. Şimdi 18.15'e kadar boşum. Karnım acıktı. Değirmen'den tost ve portakal suyu siparişi verdim. Geç kahvaltı yapınca böyle saçma sapan bir saatte acıkmış oldum.

17.30
Kepekli kaşarlı tost (ekmek büyüktü)
1 bardak taze sıkılmış portakal suyu (hasta olmaktan çok korkuyorum, o nedenle sipariş verdim, aslında midemi çok yakıyor ama olsun)

Evde yemek olmadığı için akşam yemeğini dışarıda yedik. Aslında tost ve portakal suyu öğünümden sonra henüz acıkmamıştım ama yine de yedim.

19.30
1 porsiyon çöpşiş (yağlarını yemedim tabi ki, yanında ekmek, lavaş veya patates hiçbirşey yemedim. Sadece etlerini yedim, biraz da sotelenmiş soğandan yedim)
1 kutu ayran
Biraz salata (yağ ve nar ekşisi koydum)

Yemekten sonra görümcemleri ziyaret edip minik Aslı'yı sevdik. Orada 1 bardak şekersiz açık çay içtim.

Eve gelince yeme aktivitelerim başladı. İlk olarak 1 kase çağlayı tek başıma yedim. Çok da lezzetli ve taze değildi ama maksat birşeyler yemek olsun :) Sonra da 1 çorba kasesi kadar çekirdek yedim. Sonra da davul gibi oldum yattım :)



Tuzlu çekirdek yediğim için sanırım yarın sabaha oldukça şiş kalkarım :(

Diyetisyen Serap Orak Tufan

10 Nisan Çarşamba 2013

9 Nisan Salı 2013

Online blog devam ediyor :) Tarihi yakalayınca günlük olarak yazmaya devam edeceğimi düşünüyorum. Düşünüyorum da evdeki hesap her zaman uymuyor :)

Biz bugün İstanbul'da yağmurlu bir Nisan sabahına uyandık. Tamam bu mevsimde yağmurlu olması normal ama bu kadar soğuk olması tuhaf. Resmen 2 gündür kış mevsimi gibi!

Dün 28. hafta yazımı da yayınladığım için kendimle gurur duyuyorum çünkü bu aralar yapmak istediğim işlerin sonunu getirmekte çok zorlanıyorum. Hamileliğin ağır safhasına geçmemizin bununla ilgisi çoktur tabi ama benim tembel mizacım da sanırım bunda çok etkili :)

Bu sabah yine Doygun marka 2 dilim tam buğday ekmeği ile yapılmış kaşarlı tost yedim. Yanında da 1 bardak tam yağlı sütümü içtim. Bir süre önce kendime yeni bir tost makinesi aldım. Eskisi artık çok yıpranmıştı ve iyi pişirmiyordu. Yeni tost makinemin markası Tefal ve çok büyük değil. Tost yapma hızım arttı çünkü makine çabuk ısınıyor :) Bir tost makinesi tahmin edersiniz ki benim kadar tost seven biri için mutfağın en vazgeçilmez ve sevilen aletlerinden biri :)

Ofise gelip ilk 3 randevumu bitirdikten sonra spor salonuna gidip 40 dakika yürüyüş yaptım. Sadece 3,5 hızda yürümeme rağmen o kadar yoruluyorum ki! Zaten canım gitmeyi hiç istemiyordu ama sadece yapmam gerektiği için kendimi zorla spor salonuna attım. Yürüdüm, kurtuldum :) Bu haftanın ilk yürüyüşünü yapmış oldum. Dün yoğun bir gün olduğu için gidememiştim.

Bu saate kadar ara öğün ihtiyacı duymadım. Ama karnım acıktığı için Değirmen'den sipariş verdim. Birazdan gelir...

Menüde mercimek çorbası, bamya, erişte ve cacık vardı. Bana çok geldiği için çorbayı yemedim. İyice vejeteryan gibi oldum. Canım hiç et türü yiyeceklerden yemek istemiyor :( Değirmen'in sebze yemekleri benim kurtarıcım oluyor.

13.30
6-7 kaşık bamya yemeği 
6 kaşık erişte
1 kase cacık


Yemeği arkadaşımla beraber yedim. Tam sipariş verdiğimde o da geldi, ona da aynı menüden söyledik. Yemekten sonra da kahve içtik.

14.30
1 kupa tek şekerli hazır kahve
1 adet Toffifee çikolata

Acıkmadığım halde ara öğün yiyeyim dedim. Çünkü bugün 20.00'de işim bitecek ve şekerimin düşmesini istemiyorum.

17.45
2-3 kaşık yoğurt
2 kaşık erişte (öğlenden kalan)

Kırk yılda bir eşimin eve erken saatte geleceği tuttu (erken derken aslında normal saatinde çıktığında demek istedim çünkü normalde ya mesaiye kalıyor ya da master derslerie gidiyor), onda da ben geç çıktım :( Evde yemek yoktu. Eşim lahmacun sipariş vermiş. Ben de 1 tane yedim ama pek de bana hitap etmedi.

20.30
1 adet lahmacun
1 bardak ayran

İlerleyen saatlerde 10 tane kolalı Haribo1 tane muz, 10 tane kadar çilek, 1 kase kadar çağla yedim. Yatana kadar midem davul gibi şişti ve hazımsızlık çektim.

Gece yatmadan önce süt içmiyorum çünkü yatmadan önce demir tabletimi alıyorum. Eğer demir desteği alıyorsanız en az 2 saat öncesinde ve sonrasında süt ürünü tüketmemeniz gereklidir. Yatmadan önce omega3 ve demir tabletimi içiyorum. Düşünülenin aksine şu ana kadar kabızlık sorunu hiç yaşamadım. Genelde demir desteği kullanıldığında çoğu kadında kabızlık ortaya çıkar. Kabızlık yaşamama nedenimin düzenli beslenmem, sebze ve meyveyi düzenli yemem ve bol su içmem olduğunu düşünüyorum.

Diyetisyen Serap Orak Tufan


Hamilelikte 28. hafta

28. hafta
Aslında bu haftamızda doktor kontrolümüz vardı ama 1 hafta sonraya erteledik. Böylelikle artık muayenelerim sigorta kapsamıma girecek. Geçen seneki poliçeme göre sigortam sadece biraz indirim sağlıyordu. Bu sene çok kapsamlı bir poliçe yaptırdım.

1 aydır kızımın yüzünü göremedim ama hareketlerinden dolayı içeride çok eğlendiğini düşünüyorum :) Özellikle yemeklerden sonra çok keyifli oluyor. Bir de gece yatarken ayaklarının olduğu tarafa yatarsam nasıl tekmeliyor anlatamam :) geçen gece resmen minik ayaklarını avucumda tuttum diyebilirim. Artık kafası, ayakları ne tarafta hissedebiliyorum. Belki de zayıf olmanın bunları hissetmekte daha çok etkisi vardır.

28. haftamda yani geçen Pazartesi ve sonrası çok fazla şişliğim oldu. Artık havadan mı yoksa hamilelikten mi bilemiyorum. Ellerim, ayaklarım, bacaklarım çok şişti. Bu nedenle az tuzlu yemeye gayret ettim. Lodos olduğunda çoğu insanın vücudunda, hele ki yatkınsa oldukça fazla şişlik yani ödem olabiliyor. Anladığım kadarıyla bende baş ağrısı da yapıyor. Lodos olan günlerde bir türlü ayılamıyorum. Dikkat edin sizi de etkiliyor olabilir.

Karnım artık iyice büyüdüğü için eğilip kalmak zorlaşmaya başladı. Mesela çamaşır asarken yere düşen bir çorabı veya mandalı artık almıyorum, orda kalıyor :) Bulaşık makinesinin alt rafı da zorlamaya başladı ama yine de iş yapmaktan kaçınmıyorum. Sonuçta tüm bunlar vücut için egzersiz oluyor aslında. Sadece sırtım çok ağrımaya başladı. Bazen beni mız mız bir çocuk gibi sızlandıracak kadar çok ağrıyor. Artık çok kolay yoruluyorum. Göbek önden çekince sırt ağrıları kaçınılmaz oldu. Spor ayakkabılarının hepsinin bağcıklı olması nedeniyle malesef onları giymek bile artık bir iş haline geldi.


Bu hafta beslenmem düzgündü. Fena değildi. Tek sıkıntı elmalı kek yaptığım için birkaç gün sütle beraber ara öğün olarak onu yemem oldu. Ev keki bile olsa sonuçta unlu mamul. O kadar olur napalım :)

Bu hafta 2 kez spor salonuna gittim ve 40'ar dakika yürüdüm, 2 kez de ofisten eve yürüdüm. Hala parmak ucundan şeker kontrolümü yapamadım. Tamamen ihmal :( resmen moralim bozulmasın diye sallıyorum. Ayrıca haftaya TSH'ımı da kontrol etmem gerek. Bakalı 1 ay oldu. Hamileyken her ay mutlaka hormon seviyesine bakılmalı.

Bu hafta 1 günümü tamamen eve gelen ustalara ayırdım. İçim şişti. 3 ayrı ekibin gelip işlerini bitirmesi saat 17.15'e kadar sürdü! Sonra koştura koştura ofise gelip akşamki randevularımı aldım. Salona klima taktırdım. Evdeki su tesisatı işlerini ve elektrikçi işlerini başında durarak hallettim. Matkap tozu ve gürültüsüne hiç dayanamıyorum :( Artık evde değişiklikler yapma zamanı geldi. Ufak ufak bazı işleri halletmeye başladık...

Çalışma tempomu geçen seneye göre düşürdüm. Artık ortalama 19.00-19.30 civarında ofisten çıkıyorum. Malesef 20.00'de çıktığım günler de var :(  Eve gidince de sadece ayaklarımı uzatıp film izlemek istiyorum. 

Normal kanalları neredeyse hiç izlemem. Tek izlediğim dizi Muhteşem Yüzyıl. Onun dışında ne yarışmaları, ne dizileri izlemiyorum. Özellikle yarışma programlarına çok antipati duyuyorum. Favori kanalım Home Tv ve İz Tv. Bazen Seksenler, eşimle beraber İşler Güçler (artık ondan da sıkıldım), nadiren de İntikam dizisini izliyorum. O da diğer kanallarda birşey bulamadıysam ve başka bir şey yapmak da istemiyorsam. Dijiturk paketimizde moviemaxler açık olduğu için hemen hemen her akşam daha önce izlemediğim bir film illa ki oluyor. Özellikle de festival kanalındaki filmleri çok seviyorum. Tam benlik oluyor. Eskiden film kanallarımız açık değildi. Ama spor kanallarının hepsi açıktı. Ben de evde isyan çıkarttım ve pakete film kanallarını eklettim. Artık uzun süredir daha mutluyuz :) Bu arada eşimle beraber en çok izlemeyi sevdiğimiz kanallar arasında belgesel kanalları var. Bu konuda anlaştığımıza çok seviniyorum. Vahşi hayat hayvan belgeselleri hariç astronomi, tarih, fizik vb. belgesel izlemeye bayılırım. Bu ara History kanalında bir sorun var açılmıyor :(

Bu hafta tüm ülkede futbol çılgınlığı vardı. Ben futbol sevmem, hatta genel olarak spor seven biri değilim desek daha doğru olur. Ama mecburen izliyorum. Bazen keyif de alıyorum ama çoğunlukla değil :) Neyse ki eşim kombine maç bileti olduğu için FB maçını stada gidip izledi ama GS maçını dışarıda bir cafede beraber izledik. Bensiz gitmek istemediği için mecburen ben de izledim. Son dakikada 2 kişilik yeri zor bulduk. O gün eve gidip ayaklarımı uzatamadığım için bacaklarım ve ayaklarım çok şişti :(

Tuniko'nun sahibi Hülya Cinsçiçekçi

Bu hafta sonu Berra'yı da yanıma alıp Kozyatağı Central Hospital'e güvenli bebek taşıma eğitimine gittim. Eğitimi liseden arkadaşım Hülya verdi. Eğitim sponsoru iki ayrı firmaydı. Hülya'nın sahibi olduğu anne-bebek ürünleri sitesi Tuniko ve Boba'nın Türkiye temsilcisi. Bebek taşıma ürünlerinin güvenliliği ve nasıl kullanıldıkları ile ilgili bir eğitimdi. İnternet anneleri için ücretsiz olarak düzenlenmişti (çoğu blogger). Ben de bir blogger olarak ve de artık bir anne adayı olarak katılmaya hak kazandım :) Hatta Show Tv benimle ve diğer annelerle röportaj bile yaptı. Haftasonu yayınlanmadı ama bu hafta içi mutlaka yayınlanır herhalde. Rastlarsanız izleyin ;) Wrap sling tabir edilen taşıma malzemelerini denedim. Gerçekten de çok rahatmış. Doğru şekilde bağlandığında oldukça güvenli ve de pratik. İnci'yi böyle taşımayı düşünüyorum. Hatta eşim bile çok sevdi. Evde onun üzerinde de deneme yaptım :) Bebek büyüdüğünde başka türlü taşıma eşyaları ile de taşınabiliyor. Ergo kangurular gibi. Boba firmasına eğitimdeki 3 hamile anne adayına sling hediye ettiği için teşekkür ediyorum. Ben de pembesini seçtim, daha doğrusu Berra seçti :)

Neko wrap sling ile ilk 3 ay bebek taşıma modeli

Benimle sabah ofiste beraber olan, sonrasında da eğitimde 2 saat boyunca uslu uslu oturup dinleyen Berra'yı söz verdiğim üzere Bağdat Caddesi'ndeki Hello Kitty Cafe'ye götürdüm. Sadece kız çocuklarına ve kız çocuğu ruhlu bayanlara hitap eden bu mekanı mutlaka görmeniz lazım! Herşey pembe :) Özellikle kızınız varsa bazen gelinebilecek bir mekan. Restoran kısmında oturacak yer bulmak imkansız neredeyse. Mekanın küçük olmasıyla da ilgili tabi ki. Menüyü beğendim, güzel bir yemek yiyip veya bişeyler içip kızınızı mutlu edebilirsiniz. Personel çok ilgiliydi. Alışveriş konusunda bir yorum yapmam gerekirse, ben kedileri pek sevmediğim için kedili bir eşya zaten almam ama sevenler varsa çok mutlu olacakları bir mağaza :) Lisanslı olması nedeniye çok pahalı eşyalar var, bana kalırsa almaya değmez. Ama Berra'ya kurşun kalem, boya kalemi ve defter aldım çok mutlu oldu :) Zaten fazlasını da istemedi.



Şnitzeli yedim ama patatesleri yemedim

Güzel bir haftasonu geçirdik ama ben çok yoruldum.

28. haftamız da böyle geçti. Sabırla kızımızı bekliyoruz...

Diyetisyen Serap Orak Tufan
1-7 Nisan 2013


Hamilelikte 27. hafta

27. hafta

Geçen haftamı grip olarak geçirdikten sonra bu hafta iyileşmiş olmanın mutluluğunu yaşıyorum. Yine de burun akıntım ve sesimin kısıklığı düzelmedi ama en azından kendimi yaşıyor gibi hissediyorum. Geçen hafta o kadar hastaydım ki yine bir gece ölmek istiyorum diye ağladığımı ve eşimin çaresizliğini hatırlıyorum. Sıradan bir grip vakası bile insanı canından bezdirebiliyor. Umarım bu sondur :(

Perşembe günü kızımla tam 27. haftamız doldu :) Karnımda küçük bir bebek taşıdığıma hala inanamıyorum. Çünkü artık bayağı insan yavrusu oldu. Bu haftadan itibaren göz kapaklarını bile açıyormuş :)

Sanırım aldığım eğitimden dolayı hamilelik, bebek, emzirme, bebek beslenmesi vs. konularında neredeyse hiç okumuyorum. Çünkü biz zaten okulda bunların eğitimini aldık. Başka meslek gruplarına göre bu alanda eğitim almış olmak bence annelik açısından bir avantaj sağlıyordur. Çoğu insanın hiç bilmediği konuları biz okuldayken öğrenmiş oluyoruz. Ayrıca benim fikrime göre bir çocuk deney yapar gibi büyütülmez, kitapta yazanlara göre herşeyi yaşayarak deneyim edeceğiz. Tabi ki ön bilgi açısından bazı konularda yazıları okumak faydalı olacaktır ama bebek bu, kitapta yazdığı gibi olmaz :) Yine de bazı bloggerları takip etmeyi seviyorum. Çünkü onlar deneyimlerini paylaşıyorlar.

27 haftamda zamanımı denkleştiremediğim ve tam iyileşemediğim için sadece 1 kez yürüyüş yapabildim malesef :( Ayrıca araya hastalık falan girince parmaktan kan alıp şekerimi kontrol etmem de yalan oldu, hala başlayamadım. Doktorumdan azarı işiteceğim :(

Bu hafta özel sağlık sigortası poliçemi yeniledim. Yapı Kredi Sigorta'dan oldukça yüklü ama tam kapsamlı bir sigorta yaptırdım. İnsan 34 yaşında ilk kez hamile olunca doğum için harcadığı para önemli olmuyor. Benim tavsiyem şu ki eğer çalışıyorsanız ve şirketiniz doğum masraflarınızın tamamını karşılıyorsa hiç beklemeyin doğurun :) bunlar önemli meseleler...


27. haftamda bir akşam evde yalnızken kışlıklarımı kaldırma operasyonu yaptım. Hayatta en sevmediğim işlerden biri budur. Uzun zamandır hiçbir kışlık giysimi giyemiyordum. Normalde bol giysiler giymediğim için(tarzım değil) evdeki herşeyim üstüme tam oturan türdendir. Bol kazaklarım gömleklerim olsaydı hala giyebiliyor olurdum ama yok ve evdekileri artık giymem mümkün değil. Kendi olsa karın çevresi olmaz :) İkea'dan aldığım 2 kutuya tüm kışlıklarımı doldurdum. İçimde hem bir korku hem de bir burukluk oluştu. Acaba bu elbisleri, etekleri vs. seneye kışın giyebilecek miyim diye. Çünkü hepsi gözüme çok dar göründü. Benim belim bu kadar ince miymiş diye kendi kendime bile şaşırdım! Eğer seneye bunları giyemezsem tam bir giysi krizi yaşayacağım gün gibi ortada. Bakalım göreceğiz...

Bu hafta hamur işini biraz sık yedim, o nedenle haftaya daha dikkatli beslenmeye kararlıyım. Ayrıca normalde hiç yemediğim halde bu hafta canım baklava istedi. Normalde 1 tane baklavayı bile yiyemeyen ben inanmazsınız tam 7-8 parça baklava yedim (2 güne yayılmış şekilde) hala şaşkınım! Hatta eşim de çok şaşkın çünkü evde baklava olsa bile ben asla yemezdim, sevmem zaten. Sanırım bunun da hamilelikle bir ilgisi olmalı...

Güllüoğlu baklava


Bu hafta yemek olarak yeşil mercimek, makarna, mantı ağırlıklı yedim. Süt, yoğurt ve peynir tüketimim her zamanki gibi iyiydi.

Malesef mide sorunlarım sürüyor. Sürekli bir reflü ve mide yanması durumu var. Günde 3-4 tablet Rennie aldığım oluyor. Bebek büyüdükçe midem yukarı çıktığı için hem daha çabuk doyuyorum hem de çok ciddi sindirim sorunu yaşıyorum. Böyle giderse son 2 ayda birşey yiyemem ben :( bu konuda çok mutsuzum.

Bu arada evde yavaş yavaş değişiklik yapmaya başladık. Kullanmadığımız ve depo yaptığımız fazla tuvaleti boşalttık. Ev kalabalık olunca lazım olacak. Bebek odası yapacağımız odadaki eşyaları eskiden çalışma odası olan ama artık oturma odasına çevireceğimiz odaya almaya başladık. Bu oda aynı zamanda anne ve babamın kalacağı oda olacak. Çünkü ilk 1 sene bebeğe annem bakacak. Ayrıca ofisteki fazla odam bebek odası olacak. Bu şekilde kızımı yanıma getirebileceğim.

Yapılacak çok iş var ve ben hala organize olamadım. Hem iş yoğunluğu, hem de evdeki işler nasıl altından kalkacağım bilemiyorum. Kafam o kadar meşgul ki...

Ayrıca mutfağımızın tavanını su bastı ki bu da ayrı bir macera konusu! Apartmanda genel bir tesisat sorunu var, sürekli bir yerlerden borular patlıyor. Malesef ki üst komşumuzun mutfağı kırılacak çünkü sızıntının nereden olduğu belli değil :( Onlar adına üzülüyorum, hiç yoktan başlarına iş çıktı. Neyse bizim kız doğmadan bu inşaat işi de bitsin de...

27. haftamız da böyle geçti. Takvimimi yakalamaya çalışıyorum. Bu yazıdan sonra rutinime dönmeyi düşünüyorum. Başıma hastalık vs birşey gelmezse online günlük devam edecek. Okuyan herkese çok teşekkür ederim.

Sevgiler...

Diyetisyen Serap Orak Tufan
25-31 Mart 2013






Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...